banner87
 Sayın Başbakan Binali Yıldırım. YURT ailesi olarak geçmiş ramazan bayramınızı kutluyoruz.    Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Hepimiz bunu bilincindeyiz.   YURT Gazetesi, Türkiye’nin bu zor dönemden geçişi için üzerine düşeni yapıyor. Yapacaktır da. Buna emin olun. YURT muhataplarına cevap hakkı tanıyan, hakaret etmeden olaylara ‘agresif’ bakan bir gazetedir…    Bize göre bu zor dönemin baş sorumlusu 15 yıldır bu ülkeyi yöneten, zaman zaman da yönetemeyen AKP iktidarıdır.    AKP iktidarı, RP Lideri merhum Erbakan’ın 1995 yılında DP Genel Başkanı Aydın Menderes ile yapılan ittifakla, RP’yi merkeze çekme projesiyle başlayan bir aksiyon hareketinin yarattığı ‘yükselen dalga’ üzerinde hayat buldu.    O tarihte merhum Erbakan, “Kurtuluş Savaşı Şahlanışı” diye Atatürk ve Cumhuriyet ile barıştı.    DP şahlanışı diye de merkezle…   RP şahlanışı diyerek, 30 yıllık misyonunu, bu iki misyon ile bütünleştirdi.   Maalesef bu süreç başta AKP’nin de uzun süre ittifak ettiği Cemaat başta olmak üzere, özellikle dini grupların TSK içinde bir ekibi ‘paravan’ tutarak başlattığı 28 Şubat ile pek anlaşılamadı. O dönemde Taksim’de ve Çankaya’da cami naraları ile başta Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek olmak üzere RP içinden de bilerek ya da bilmeyerek sertleşmeye katkı sunuldu.     Sonunda 28 Şubat TSK’nın üstünde kaldı. Bu haksızlıktı çünkü 28 Şubat’ın sivil teşvikçileri sadece Erdoğan’ın suçladığı 45 sivil toplum kuruluşunun, sendikanın, odaların başkanları değildi.    Başta DYP olmak üzere Refah Partisini alaşağı ederek, başbakan olmak, bakan olmak isteyen siyasetçiler de vardı. Birçoğu da sonradan AKP saflarına katılan o dönemin ‘radikalleri’ Milli Görüş gömleğini çıkardıktan sonra ya sakalları kesecek, ya da ‘kirli sakal’ bırakacak kadar ikiyüzlü olan siyasetin kirli ve çıkarcı yüzüydüler.   Uzatmayayım. AKP bir aksiyon hareketi değildir. Erbakan’ın ‘değişim’ meşalesi ile aydınlanan yolda yürüyen ‘reaksiyon’ hareketidir…    Bize göre tabi!    Erdoğan da Erbakan’ın değil, Demirel’in yolunda yürümektedir.   Demirel kadar ‘kıvrak zekâlı’ ama bir o kadar da oportünist. 
AKP de hangi AKP?   Geçmişi fazla irdelemenin anlamı yok.    Gerçek şu; karşımızda halk desteği olsa da misyonu ve kendisi yıpranmış yorulmuş bir iktidar var. Şüpheyi birinci sermayesi yapan bir Cumhurbaşkanı var.    Siz tecrübeli bir siyasetçisiniz. İyi niyetinizden de kuşku duymuyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın size olan güveni, Türkiye’de yükselen çatışma ortamını yumuşatabilir.    Ahmet Davutoğlu bunu yapamadı. Çünkü AKP’nin TBMM Grubu başta olmak üzere bütün örgütü sizin deyiminiz ile teşkilatla iç içe olamadı.    Bakın bir ay öncesine kadar TBMM grup toplantılarına gitmeyen milletvekilleriniz bile son zamanlarda grup toplantılarının müdavimi oldu.   İcraat hükümeti diyorsunuz. Ama üretimsiz icraat olmaz. Keserci müteahhitlerle hiç olmaz. Bunu fark ettiğinizi düşünüyorum.    Atatürk, Cumhuriyet ve kafatasçılığa kaçmayan Türk Milleti vurgunuz önemli. Zira Türkiye halkı birlik ve bütünlük istiyor.   Siz, Tayyip Erdoğan, Davutoğlu’nun uçağından atlarken, paraşüt görevi yaptınız.    Ama paraşütü havada patlatmamak koşuluyla. AKP paraşütü hala havadadır.   Biz sizden ‘kucaklayıcı’ kavgadan uzak bir performans bekliyoruz.    Lütfen “bir tanesi” tavrınızı sürdürün…    Bağırıp çağıran bir Cumhurbaşkanımız var zaten. Sizden önce, onun gibi bağırıp çağıran bir başbakanımız da vardı. Bu bağırış çağırışları işe yaradı mı? Yaramadı!    Zayıf karnınız dış politikadır. YURT Gazetesi hep buna önem verdi. Dışişleri Eski Bakanı Şükrü Sina Gürel ile arkadaşımız Süleyman Kılıç, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile YURT adına görüştü.    Esad “kardeş olmaya mecburuz” dedi.    Hatta bu “mecburi kardeşliğe” İran’ı da dâhil etti.    Mısır ile ilgili heyet fikri çok güzel.   Ama keşke bir TBMM heyeti yapsaydınız!   Rusya ile ilişkiler de doğru yönde.   Ama bizim de şehit olan iki pilotumuzun özrünü beklemek hakkımızdır.   Dış politika dost kazanma değil, düşman kazanmama sanatıdır.   Size karşı bir ön yargımız yok.   Sonsuz güvenimiz de...   Eleştiri hakkımızı sonuna kadar kullanacağız.  Ama söz konusu Cumhuriyet, Atatürk ve Türkiye olunca gerisini teferruat sayarız.  Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş ile de açık mektup yöntemiyle tarihe not düşme adına söyleşeceğiz.   Size güvenmek istiyoruz.  Türkiye’yi kucaklayacak ‘bir tanesi’ dileğiyle saygılar…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.