İ. Melih Gökçek de bebekti!..
Bir insanın kaderi nasıl belirlenir? İşte son dönemde kafama en çok takılan soru bu… Yani bir insanın kimliği, kişiliği, ailesinden bağımsız olarak şekillenebilir mi? Çok farklı ortamlarda, gelir düzeylerinde, çok farklı yoksunluklar ya da zenginlikler içinde büyüyen insanları aynı sınava sokup, “Siz cennete, siz de şöyle cehenneme buyurun!” demek ne kadar adil? Sülalenden aldığın terbiye fena bir terbiyesizlik seviyesindeyse mesela, şu hayatta ve dahi ahirette ne gibi bir şansın olabilir ki iyi bir insan olmak için?
Bana tüm bunları düşündüren hadise geçen hafta içinde yaşandı. Nazlı Ilıcak, Nagehan Alçı’nın bebek beklediğini açıklamış canlı yayın esnasında. Düşünsenize, bir bebeksiniz, anneniz Nagehan Alçı, babanız Rasim Ozan Kütahyalı, tüm bunlar yetmiyormuş gibi, dünyaya geleceğinizi cümle aleme ilan eden şahıs Nazlı Ilıcak! Bir de hastanede ilk ziyaret edenler Ahmet Altan, Murat Belge falan olursa, şu dünyadaki hayat güzergahınızı varın siz düşünün!..
Böyle bir çocuk, diğer çocuklar gibi büyüyemez. Misal, annesi gibi mezuniyet töreninde konuşma yapması, “Yargılamak yerine merhamet göstermen için yakarıyoruz!” diye titreyerek, Allah sevgisiyle bayılması, veyahut memleketimizin özel durumu nedeniyle, o büyüyene kadar medreselerin falan da açılabileceğini dikkate alırsak, bir zikir ayininin en gözde talebesi kontenjanından kendinden geçmesi beklenir doğal olarak. Bir çocuk için ne büyük bir yüktür bu ya Rabbim! Sonra, siyasetten futbola kadar, hiçbir konudan anlamayan fakat her konuda durmadan konuşabilen ebeveynlerle koskoca bir ömür nasıl geçer?..
İşte bu sorular aklıma takıldıkça, herkesi anlayabileceğimi düşünmeye başladım. Rakel Dink’in, eşi Hrant Dink’in ardından yaptığı o anlamlı konuşmada, katil Ogün Samast için, “O da bir bebekti,” demesi daha bir farklı göründü gözüme. Gerçekten, ne büyük bir laf etmişti…
Herkes, hepimiz bir zamanlar bebektik. Düşünsenize, Engin Ardıç bile bebekti! Bugün baktığınızda hiç kondurabilir misiniz bebek olmayı Engin Ardıç’a? Ben mesela, Sayın Ardıç’ı bir bebek olarak düşünemiyorum bile. Sanki dünyaya paket program olarak yollanmış bir Süpermen o. Manevra kabiliyeti bambaşka. Doğuşundan itibaren kimin yanında çalışıyorsa onun borazanına üfleyebilen bir ‘profesyonel’e bakıyorum ona bakınca.
Keza, Sevilay Yükselir’i bir bebek olarak tahayyül etmek ne ıstırap verici bir iştir... Emre Aköz’ü ya da… Bakın daha ‘su alan amiral gemisi’ndeki muhteremlere, Yeni Şafak, Vakit ya da Zaman gazetelerine geçmedim bile… Hayır, bir de mutlu ailemiz, müstakbel ebeveynler medya aleminden diye hep aklıma ‘bir zamanlar bebek olan’ medyacı zevat geliyor.
Yoksa kıymetli bakanlarımız Egemen Bağış’ın, Suat Kılıç’ın ya da TFF’nin başındaki Sayın Demirören’in falan bebek olduklarını hiç düşünebiliyor musunuz? Hadi, en acayip soruyu sorayım: İ. Melih Gökçek’e birileri tarafından ‘agu’ yapılmış olduğuna inanabiliyor musunuz?
Toplumumuzun yeni ‘kaymak tabaka’sını oluşturan bu zevat nasıl ailelerde büyüdü acaba?
Halil Berktay mesela, Zaman gazetesine verdiği mülakatta, komünistlerden müteşekkil bir ailede doğduğunu, o ailede büyüdüğünü anlatıyordu. Öyleyse nasıl ‘bu’ Halil Berktay oldu? Sizce de ortada bir yanlışlık yok mu?..
Ufuk Uras’ı ele alalım ya da. Durmadan solculara saldırıyor. Hadi, ona katılıyoruz, CHP sol değil diyoruz ama o sosyalist sola da saldırıyor. Son 60 senedir Türkiye’yi sağ iktidarların yönettiğini, tüm bürokrasinin tarikat kullarınca işgal edildiğini falan da unutuyor diyelim, insan iktidara da arada bir laf söylemez mi? Yok, söylemiyor. İktidara yapışık bir yaşam formu geliştiren bu ‘süper sosyalist’ sizce nasıl bir çocukluk geçirmiştir?
Artık herkesi anlayabiliyorum… Nagehan Alçı ile Rasim Ozan Kütahyalı’nın bebek beklediğini öğrendiğimden beri, herkesi anlayışla karşılıyorum… Onlara minnettarım. Bana bir bebeğin kendi kaderini belirleyemeyeceğini öğrettiler…