banner87
Hem de Güneydoğu’da oluk oluk kan akarken... Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Musul’da söz sahibi olmaya çalışıyor. Suriye’de PYD ve YPG ABD tarafından destekleniyor.

Bunu kim söylüyor? Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ soruyor: “ABD zaten YPG’yi müttefik olarak görüyor. Müttefik olarak kullanıyor. Bunu iktidar zaten biliyor. Bilmiyor muydu?” O zaman sorun ne?

Önce iç siyasetten başlayalım.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TSK, AKP, Devlet Bahçeli bir blok oluşturdu. Amaç, Güneydoğu’yu PKK’dan temizlemek, PKK’yı bitirmek. Bu bloka zaman zaman CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ‘karşı cepheden’ eşlik ederek, katılıyor.

CHP seçmeni MHP’deki Genel Başkanlık yarışını ilgiyle izliyor. MHP’deki asıl soru şu. Meral Akşener AKP’den oy alabilir mi? Genel Başkan olursa bu bloktan MHP’yi uzaklaştırabilir mi? Akşener taraftarları MHP’nin 10 Temmuz’da kurultay yapmasının ‘hayal olduğunu’ seçimin 15 Haziran’da yapılmaması halinde ‘hayal olacağını’ savunuyor.

FETÖ örgütü ile ilgili yorumlara da, “Bir bakın Akşener’in yanında Ergenekon sanığı kaç general var. Bu nasıl FETÖ sempatisi ki, Meral Hanım AKP ve Cemaat’in yıllarca hapishanelerde çürüttüğü generaller ile birlikte fotoğraf veriyor” diyor.

CHP’de de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu öncelikle  tüzük kurultayı ile ilgili karar aşamasında.

Temmuz ya da Ağustos ayında ‘hodri meydan’ diyerek, olağanüstü Kurultay kararı alabilir.

Erken genel seçim kozunu ve liste avantajını kullanarak.

Bu arada Ankara, İzmir ve İstanbul CHP il başkanları arasından iki ismi de devre dışı bırakabilir.

Kimler mi? Sizin gibi ben de duydum. Erzurumlu’nun dediği gibi, ‘doğrulatamadığım için demirem’. CHP’nin başındaki en büyük sorun yerel yönetimler.

Kumar oynayan belediye başkanları. Hem de Bulgaristan yolunu suyolu ederek. AKP’ye gitmek için el altından ‘başvuran ve reddedilen’ ama övünmeye gelince iki yaşında Fatsa Belediye Başkanı rahmetli Terzi Fikri ile slogan atmakla övünenler mi dersiniz, yoksa Kadıköy’de 1980 öncesi 9-10 yaşlarında bile değilken adeta ‘kundakta devrimci’ olan belediye başkanları mı dersiniz? Hele hele, ihraç istemi ile hakkında rapor olan Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar Bey’e ne demeli? Ya Profilo’da caddeden caddeye kapalı üst geçide göz yuman Hayri İnönü ve İBB CHP Belediye Encümen Başkanı Ertuğrul Gülseven’e ne demeli?

İzmir, Rabia ve cenk haykırışları


Daha önce Binali Yıldırım’ın başbakanlık dönemini ‘yatırım’ dönemi olarak nitelemiştim. Özellikle İzmir’de bu politikanın sonuç alacağını söylemiştim. Ama dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinledikten sonra Binali Bey’e hem üzüldüm hem de işinin çok zor olduğunu anladım. Çok ama çok zor.

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan dur durak bilmiyor. Kırıyor, döküyor…

Başbakan Binali Yıldırım 19 Mayıs kutlamaları için İzmir’in en büyük hassasiyeti olan ‘Atatürk ve Cumhuriyet’ vurgusunu yaparak çok olumlu bir hava yarattı. Bu çabası Erdoğan tarafından bir anda yerle bir edildi. Bir yandan Milli Blok’un sözcülüğüne savunan Erdoğan, elinde Türk Bayrağı olan bir avuç coşkulu kalabalığın ‘Rabia işaretini’ eliyle tekrarlayarak ‘tek bayrak, devlet, vatan’ diye sunarak, Türkiye’ye uyarlamaya çalıştı. Bayrağı iyi tarif etti de ağzından iki kelime ısrarla çıkmadı: ‘Atatürk ve Türk Milleti’… Millet de hangi millet? Niye Türk kelimesi ısrarla ağzından çıkmıyor? Türk bir ırk milliyetçiliğinin adı  değil ki. Olamaz da. Devlet ve coğrafya milleti dese sorun yok. Erdoğan yoksa  İstanbul’da Fatih’siz Fetih toplantısında söylediği ‘ümmet mi’ kastediyor? Anlaşılan kafa karışıklığı devam ediyor. Sadece Erdoğan’ın değil İzmir’i fethe gelmiş gibi, İslami boyutu tartışmalı olan ve genelde ülkücülerin kullandığı ‘Ya Allah Bismillah, Allahu Ekber’ sloganını atan bir avuç ‘derleme-toplama’ kalabalığın da kafası karışıktı anlaşılan.. Rabia işaretleri ile tam bir alaturkalık.

Erdoğan’ın bu ‘hamasi konuşması’ içinde bir bölüm vardı ki çok ciddiydi. ABD ve Fetullah Gülen ilişkisi. Hem de Fetullah Gülen’in çıkış yaptığı İzmir’den şu mesajı dolandırmadan verdi: MGK olarak verdiğimiz kararla FTÖ Milli Güvenlik Belgesine terör örgütü olarak girdi. Milli birliğimize tehdittir. Üst akıl var? O da Fetullah Gülen’e 400 dönüm yer verendir. Oturma izni verendir.

PYD’yi Suriye’de ‘flu’ gören Erdoğan niye Gülen ve PKK konusunda agresif. Çünkü bir ‘oyuna gelip’ iktidardan olmak istemiyor. Hele hele İzmir’de bile kendisine ‘başkan’ diye tempo tutturduktan sonra.

Erdoğan’ın ‘kan üzerinden’ siyaset polemiği işi sadece sertleştirmiyor. İftiraya kadar vardırıyor. Menderes ve arkadaşlarını CHP’nin ‘kan siyaseti’ astırmış demeye getiriyor. Sadece ayıp etmiyor, kusura bakmasın ama bilgisizliğini de ortaya koyuyor. AKP kurulunca Aydın Menderes’i dışla, Erbakan’ı dışla. Belki de Fetullah Gülen’i memnun etmek için. Sonra da CHP’yi suçla, İnönü’ye iftira at.

Cumhurbaşkanı Erdoğan herhalde, Berrin Menderes’in oğlun Aydın’ı ve aşçı Osman’ı yanına alarak Celal Bayar’a gittiğini, Celal Bayar’ın da ‘yapacak bir şey yok, kocanız yanlış yaptı’ diyerek kendisini tersledikten sonra, Pembe Köşk’te merhum İsmet İnönü ve eşi Mevhibe Hanım tarafından teselli edildiğini, idamların olmaması için de sonuna kadar elinden geleni yaptığını bilmiyor. Okumamış da. Hâlbuki itinayla siyaset dışı tuttuğu merhum Aydın Menderes’e sorsaydı o kendisine detayıyla anlatırdı İnönü ve ailesini.

Evet, kan siyaseti artık dursun. Gezi ve Güneydoğu üzerinden.  Var mısınız?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.