AKP, Cem Evleri ile ilgili bazı düzenlemeler yapacağını ‘mecburen’ her fırsatta açıklıyor. Şimdi de 64. Hükümet Programına koyacağını açıkladı.  Zamana yayıyor. Bir yıl süre istiyor. Bunu iç siyasette kullanıyor da. Bir yandan da uluslararası,  vicdani, hukuki mecburiyeti, hakkı, başka bir proje haline dönüştürerek  ‘kendine yontma’ alışkanlığını da terk etmiyor.
Çünkü Cem Vakfı’nın başvurusu ile AHİM, ‘Cem Evler İbadethanedir’ kararı aldı.  Tartışılmaz bir karar bu. İktidar bu karara  uymak zorunda olduğunu biliyor. Ama hala, ‘bir yıl içinde’ diyerek zamana da oynuyor.
İsterseniz baştan başlayayım. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Şubat ayı başında bir atak yaptı. Cem Evlerinin CHP’li belediyelerin  Meclislerinde ibadethane olarak kabul edilmesini sağladı. İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın da bu konudaki katkısı  unutulamaz. İBB, CHP Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülseven’in de. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı  Aziz Kocaoğlu’nun da, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, Karabağlar Belediye başkanı Muhittin Selvitopu’nun da katkısı büyük oldu. Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz bu kararı aynen uyguluyor. Görevlerini yapıyor.   İstanbul’daki CHP’li Belediye Başkanlarının çoğunluğu bildiğiniz gibi. Bu başka bir yazı konusu. Yara demek daha doğru.
Ve Tayyip Erdoğan olaya el attı. Tarih 24 Ekim 2015. Muhharrem’in 10. Günü münasebetiyle bir yanına Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut’u, diğer yanına da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’i alan Erdoğan Alevi Dernekleri, Vakıfları ve Federasyonu başkanlarına bir muharrem iftarı verdi. Katılım düşük olsa da sohbet ilgi çekiciydi. En önemli konu da Alevilere kapatılan devlet kapısı ve AHİM kararlarından söz edilmese de cem evlerinin ibadethane sayılmasıydı.
 
Erdoğan alevi önderlerine ne dedi?

İftar sofrası ise Alevi geleneklerine göre su ve bıçak olmadan hazırlanmıştı. Su ihtiyacı hoşaf ve toprak kapta ayrandan karşılanmıştı, et yoktu. Titiz bir sunum olmuştu.  Alevileri ile ilişkileri hep gergin olan Erdoğan geçmişe göre daha sevecen ve sakindi.
Tayyip Erdoğan-Remzi Akbulut diyaloğu halinde geçen iftarda söz Alevilerin devlet kademesinde getirilmediklerine geldi. Bürokraside, adalette, üniversitelerde de dışladıklarına. Haklı bir tespit…  Erdoğan bu tespitlere katılmadığını ima ederek, ‘Ali Haydar Öner Vali oldu’ dedi. Akbulut da Ali Haydar Öner’in Erbakan’ın başbakanlığındaki  Refahyol hükümeti tarafından vali olarak atandığını söyledi. AK Parti iktidarının Ali Haydar Öner’in Bakırköy kaymakamı olan ağabeyinin hukuksuz olarak  kardeşinin yanına  vali yardımcısı olarak atandığını da sözlerine ekledi.  Erdoğan bunun mümkün olmadığını öne sürdü. Araştıracağını söyledi. Oysa Remzi Akbulut haklıydı.
Söz döndü dolaştı, sadede geldi. Erdoğan AKP’nin programında Aleviler ve Cem evleri ile ilgili düzenlemelerin  önemli bir yer tuttuğunu, tek başına iktidar halinde ‘dergâh ve cem evleri ilim ve irfan yuvası olacak’ dedi. Cem evlerinin her zaman ‘silaha sarılmayan insanların yer aldığı ilim ve irfan yuvası olduğunu’ söyledi.  Cem Evlerinin AHİM kararlarına uyularak ibadethane statüsüne hemen kavuşturulması, elektrik, su gibi temel giderlerinin camiler gibi devlet tarafından karşılanmasının adaletin gereği olduğunu söyledi. Alevilere de diyanet gibi eşit bütçe ayrılması konusunda katkı istedi.
Bu sohbeti niye aktardım? AKP adına her planlamayı yapan, Alevilerden alınan oyları bile hesaplayan Erdoğan ‘cem evi ile dergâhları’ aynı kefeye koymaya hazırlanıyor.  Bir yıl zaman kazanmaya çalışıyor.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.