banner87
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara’nın göbeğinde Cumhuriyet’in kurulduğu alanda Türkiye tarihinin en kanlı saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların ardından "Canlı bomba olduğunu biliyoruz, yakalayamıyoruz. Hukuk devleti var, demokratik hak ve özgürlükler var” demişti..
Bunu ilk not olarak düşelim hemen ve ardından ikinci notumuzu yazalım…

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, dün sabaha karşı saat 04.00 sıralarında Sarıyer Fatih Sultan Mehmet Mahallesi ve Baltalimanı Mahallesi'nde bazı adreslere operasyon düzenledi. Özel Harekât polislerinin de destek verdiği operasyonların DHKP-C terör örgütüne karşı yapıldığı ifade edildi.

Aynı saatlerde Pendik’te de dinci terör örgütü IŞİD’e yönelik benzer bir operasyon yapıldı. Pendik’teki operasyonda 50’ye yakın kişi gözaltına alındı. IŞİD operasyonunda ölen ya da yaralanan olmadı, gözaltına alınanların hepsi sağ salim araçlara bindirilip Emniyet’e götürüldü...

Ama gelin görün ki Sarıyer’de Küçük Armutlu olarak bilinen mahallede, 1990’lı yılların başındaki “yargısız infaz” görüntülerine benzer bir durum yaşandı ve 24 yaşındaki Dilek Doğan isimli bir genç kız, polis tarafından “akrep” tabir edilen bir silah ile göğsünden vuruldu ve komaya girdi. Durumu çok ağır ve Okmeydanı Hastanesi’nde yaşam savaşı veriyor…
Sebebi ise galoş…

Hayır, yanlış okumadınız: GALOŞ…
Hani şu bir yere ayakkabıyla girmek gerektiği zaman ortalık kirlenmesin diye ayakkabıların üzerine giyilen naylon poşet benzeri mavi naylonlar var ya; hastane vb. yerlerde de hijyen amaçlı kullanılan…

Gecenin saat dördünde evinde, sıcak yatağında uyurken baskın yaparak yatak odasının kapısına dayanan polise; 24 yaşındaki bir genç kızın masumluğuyla “Benim odama böyle giremezsiniz. Ayağınıza galoş giyin” diyen Dilek Doğan, polisle başlayan tartışma sırasında darp edilen babasını koruma içgüdüsüyle ortaya atılınca olanlar oldu…

Kızların babalarını nasıl sevdiklerini herkes bilir… Dilek Doğan babasını kurtarmak isterken, baskını gerçekleştiren polislerden birinin elinde bulunan ve “akrep” diye tabir edilen silahtan çıkan kurşun yakın mesafeden genç kızın göğsünden girip sırtından çıktı… Kurşun, karaciğerini parçaladı...

Gazetemizin sayfalarında fotoğraflarını gördüğünüz dünyalar güzeli Dilek Doğan, genç kız masumiyetinin verdiği hassasiyetle gösterdiği bir tepki yüzünden şu komada hayata tutunmaya çalışıyor.

Ne demişti Başbakan Davutoğlu; “Canlı bomba olduğunu biliyoruz ama yakalayamıyoruz. Hukuk devleti var, demokratik hak ve özgürlükler var…”
Sormak şart: Bu hak ve hukuk, “dinci” ve “radikal” kimlik taşıyanlar için geçerli de, sol görüşlü bir ailenin genç kızı için, ideolojiden uzak normal bir hayat süren gençler için geçerli değil mi?

Dilek gibi gençler ‘Makul şüpheli’ oluyor da canlı bomba olduğu bilenenler “makbul” mü oluyor.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; “AKP’nin yönettiği bu ülkede en güvenli şey canlı bomba olmak... Tutuklanmamanın garantisi... ‘Canlı bombayım’ derseniz, Başbakan’ın sözüyle, hukuk karşısında güvence altındasınız” derken haksız mı?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi “AKP, IŞİD’in yeni eylemler yapmasından korkuyor” mu? Onun için mi masum genç insanlara “terör” yaftası yapıştırarak yargısız infaz ediyor?

Yoksa bunların hepsi kamuoyunda AKP, IŞİD işbirliğini ve dayanışmasını saklama girişimleri mi?
İstanbul Emniyet Müdürü ne diyecek?

Ankara’da 102 canın yitip gitmesine rağmen neredeyse 10 gündür istifa çağrılarına gülüp geçen,
şunun şurasında 13 gün daha oturacakları koltuktan feragat etmenin, yani istifanın en önemli erdem olabileceğini düşünmeyen İçişleri Bakanı Selami Altınok ile Adalet Bakanı Kenan İpek’in bu yargısız infaza ne diyeceklerini merak etmiyorum. Durumları ortada.
Selami Altınok’un bakan olarak atanmasından sonra yerine “vekaleten” İstanbul Emniyet Müdürlüğüne atanan Mustafa Çalışkan’ın bu infaz girişimine karşı tavrını ve söyleyeceklerini merakla bekliyorum.

Vekaleten Müdür olmadan önce Terörle Mücadele, Bomba İnceleme ve İmha ile Tanık Koruma Şube Müdürlüklerinden Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı görevini sürdüren Mustafa Çalışkan bilmeli ki YURT Gazetesi bu işin peşini bırakmayacak. Tabi ki bu olayın özünden saptırılarak istismar edilmesine de karşı çıkacağız ve itiraz edeceğiz...
Kendi gibi düşünmeyenleri düşman gören her türlü yaklaşıma karşı duran bir gazete olarak, “makul şüpheli” ya da “terör” adı altında canlarının istediği kişileri cezalandırmaya, masum insanları yargının önüne çıkarmadan infaz etmeye çalışanların takipçisi olmak toplumsal sorumluluk yayıncılık anlayışımız..

Bir vatandaşın evine girip masum bir genç kızı ailesinin gözü önünde vurmak hiçbir hukuk devletinde ve demokraside kabul edilebilir bir şey değildir. Eli kanlı terör örgütlerine tolerans gösterenler, eylem yapmadılar diye gözaltına bile almayanlar bu olayın vebali ve sorumluluğu altındadır.

24 yaşındaki masum bir genç kızın yaşamı hiç kimsenin tasarrufu altında değildir. Tıpkı Cumhuriyet’in kalbinde, yakalanamayan canlı bombalara kurban gidenler gibi… Tıpkı gençlik başında duman iken dumanlı dağlarda sonsuzluğa uzanan şehitlerimiz, Mehmetçiklerimiz, askerlerimiz gibi…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.