7 Haziran ardından 1 Kasım seçim sonuçları siyasi partilerde iç değerlendirme ihtiyacını ortaya çıkardı. Bu doğru ve gerekli bir yaklaşım. Özellikle de muhalefet partilerinde.
HDP, MHP ve CHP seçim analizini mutlaka yapmalı ve nerede hata yaptık sorusunu cevaplandırmalı. Peki muhalefet ‘özeleştiri ve empati’ mekanizmasını çalıştırıyor mu?
Çalıştırıyor demek çok mümkün görünmüyor. Daha çok mazeret ve karşı suçlama sistemi tıkır tıkır işliyor.
Zaman, özellikle CHP’de ‘iç iktidar’ mücadelesi halinde geçiyor.
HDP, ‘Hendek ve Kandil arasına’ sıkışmış.
MHP ve Devlet Bahçeli ise bırakın kendisini tartıştırmayı, masaya bile yatırana ‘hain’ damgasını hemen yapıştırıyor.
Oysa büyük kurultaylar veya kongreler bir yenilenme sürecidir. Partiler ve siyaset için çok iyi bir fırsattır. Muhalefet birçok şey gibi bu fırsatı da verimli kullanamıyor.
CHP’de İl Başkanlığı seçimleri tamamlandı. 16-17 Ocak’ta 35’inci Büyük Kurultay toplanacak.
YURT olarak il başkanlığı seçimlerinin yansımalarını ve kurultay sürecine ilişkin yürütülen yarışı, “Adım Adım Kurultaya Giderken” başlığıyla izleyeceğiz. Tarafsız bir şekilde YURT okuyucuları ile paylaşacağız. Sadece iddia sahiplerine değil, muhataplarına da sütunlarımızı açık tutmaya devam edeceğiz.
Bu tavrımız sadece CHP için değil, ister AKP, ister HDP ister MHP olsun, ‘haber kutsal, yorum hürdür’ bakışımızı asla kaybetmeyeceğiz.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti içindeki tartışmaların kurultaydan sonra başlayacağının farkında. Bu sebeple ‘tüzük değişikliği ve örgütlenme yapısındaki değişikliklere’ yeşil ışık yaptı.
Olumlu bir bakış. Ancak bunun yanına seçim analizinin eklenmesi ve “Neden yüzde 25’e çakılıp kaldık?” sorusunun cevaplandırılması gerekiyor.
CHP, Murat Karayalçın’ın dediği gibi “Kentsel dönüşümü sadece ekonomik değil ‘ideolojik bir dönüşüm’ olarak  değerlendirmeli.  Yerindelik, birliktelik ve yüksek kentsel nitelik ilkelerinden de taviz vermemeli.
Yine Karayalçın’ın ifade ettiği gibi; acilen yeni bir örgütlenme modeli  de geliştirmeli. Siyasetin finansmanını da tabi ki...
Bu yazı kaleme alındığında İstanbul sonuçları daha belli değildi.
İstanbul İl Başkanlığı için aday olmayacağını açıklayan Murat Karayalçın, CHP’nin ‘orta siyaset kapanının içinden’ kurtularak yüzde 25 oy oranında çakılmasını ‘sol yanın eksikliğine’ bağladı.
Bizce de CHP Türkiye’ye soldan bakmalı. Ama şuna da karar vermeli; merkezden mi sola bakacak yoksa kenar soldan mı merkeze?
Bir kez daha altını çizelim; siyasetin finansmanını da artık iyi ayarlamalı. Yani belediyelere bağımlı siyasete son vermeli.
Ankara’da Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın listesini destekledi. Kurultay delegeleri bana, il örgütü sana kafası hemen hemen her yerde işledi.
Tekin Bingöl “başarılı” bir örgüt başkanı..! Sokağa çıkma yasağının olduğu 15-20 ilde, insanlar su ve ekmek almak için bile evlerinden dışarı çıkamazken, mahalle seçimi yapmayı başaran bir siyasetçi. CHP, tüm örgütüyle 1 Kasım seçimleri için mücadele ederken, Örgüt Başkanı Tekin Bingöl kapalı kapılar ardında ön seçim yapıyordu. Ankara’da “Belediye Başkanları Troykası” kuruyordu.
Sorarım size; bu mantıkla örgüt nasıl yenilenecek Sayın Karayalçın?
Orta siyasete sıkışma ve sol yanın eksikliğine gelince; İstanbul’da büyük deneyimleriniz oldu. Çok şey de kattınız. Büyük bir sabır ve özveriyle ağabeylik yaptınız. Şahidiz.
Ama gelin İstanbul’da AKP’nin hangi semtlerde güçlü olduğuna bir bakalım. 1974-75 yıllarında solun güçlü ve tek hâkim olduğu yerler; Esenyurt, Parseller, Ümraniye, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Bayrampaşa...
MHP o zaman yüzde üç bile değildi. AP yüzde 20-30’larda, DYP yüzde 9-10’larda geziyordu. Ne oldu da önce RP ardından AKP çizgisi buralarda yüzde 50’lere dayandı?
Bunu sadece sol yanın eksikliği ile izah edemeyiz. Şahsınızı tenzih ediyorum; çaresi çok hem de çok çalışmak, hedef birliği, örgütü ve arkadaşlığı sevmek, dedikodudan uzak durmak ve bu çalışmaları halka anlatabilmek.
Sosyal medya ile değil tabi ki… Geleneksel medya gücü ile yapmalı. Bu iktidarın sermaye ve geleneksel medya gücü ile yarattığı algı gücünü başka türlü kıramazsınız. Başka yolu yok!
Gelelim HDP’ye…
Uzun lafa gerek yok; kan kaybı devam edecek ve “Hendek Siyaseti”ne gömülecek.
HDP’de de özeleştiri şart.
1991 seçimlerinden sonra terk ettikleri SHP’ye, İnönü soyadına ve Murat Karayalçın’a yaptıkları haksızlıklardan başlayabilirler mesela.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.