banner87
Bu ülkenin solcuları, Cumhuriyetçileri, demokratları asker postalını iyi bilir.
Gece yarısı basılan evleri, dipçikle uyandırılmayı iyi bilir. ‘Arama’ adı altında yerle bir edilen evleri, yünü dökülen yatakları, parça parça edilen yorganları, kışlık yiyeceklerin üst üste dökülmesi demem o ki bulgurla unun üst üste dökülmesini, kırılan camları bilir. “Evladım yapmayın” ricaları altında yağmalanan evleri bilir.
Tankları, sokağa çıkma yasaklarını, sözde bu emirleri ihlal edenlere yönelik “vur emrini de” iyi bilir.
Bir sabah vakti cemse'lere bindirilip bilinmeze götürülen ağabeylerimiz, ablalarımız babalarımız oldu bizim.
Asker kapımızı hiç de nazikçe çalmadı, kapıyı kırdı en yakınlarımız aldı götürdü. Ve bazıları hiç geri gelmedi…
Ama bunlara rağmen biz hiç asker düşmanlığı yapmadık. Bizim fıtratımızda teslim olana el kaldırmak, hele hele  asker Mehmedin boğazını kesmek, palaskayla dövmek hiç olmaz.
Bağımsızlıktan bir haber olanların, ulusal kurtuluş tarihimize de işgalci askerlerle işbirliği yapıp Mehmetçiği pusuya düşürüp öldürdükleri açıktır.
Hiç uzak tarihlere gitmeye gerek yok. 1970 yıllarında Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve  arkadaşları Mehmetçiğe kurşun atmamıştır.
Biz askeri biliriz…
Askeri cezaevlerini, cezaevleri önünde nöbet tutun askerleri ve çocuklarını ziyarete gelen annelerin yerlerde sürüklenmesini iyi biliriz.
“Görüş yok” gidin diye bağıran rütbelileri iyi biliriz.
Tutukluların üzerine köpek salan albayları, güneşi yasaklayan komutanları iyi biliriz.
Çırılçıplak betonda yatırılmayı iyi biliriz…
Bu ülkenin ezilenleri asker postalının sesini iyi bilir. Kapısının kırılmasını, köyünün yakılmasını bilir.
Tepesinden dolanan uçakları iyi bilir. O uçaklardan atılan bombalarla ölen kardeşini katır sırtında taşımayı bilir.
Kulağı kesilmiş kardeşini, köylüsünü bilir.
Bu ülkenin ezilenleri askerin ihtilal zulmünün ne olduğunu çok iyi bilir…
Askeri alandan atılan mayınla öldürülen evladının cesedini eteklerinde toplayan anne iyi bilir.
Takipsizlik kararlarını bilir, yargılanmayan askerleri, kapatılan dosyaları iyi bilir.
Askeri araçlara bindirilip bir daha geri gelmeyen yakınlarını bilir. Binleri geçen  faili meçhulleri iyi  bilir. Asit kuyularını bilir, üst üste gömülen kimsesizler mezarlığını, toplu mezarları bilir.
Kafasına dayanan silahı bilir, yatak odasının duvarına yazılan küfürleri bilir.
Ezcümle biz darbeyi iyi biliriz.
Asker postalını da tankını da, karakolunu da iyi biliriz. Mahpushanesini de. Gözaltını, işkenceyi. Darbe olduğunda ilk dayağı solcuların yiyeceğini biliriz mesela. Evlerimizin basılacağını, kitaplarımızın talan edileceğini, işkencelerden geçeceğimizi biliriz. Yakınlarımızı kaybedeceğimizi biliriz. Tutuklanabileceğimizi ve hatta öldürüle bileceğimizi…

Biz askeri de darbeyi de iyi biliriz. Ama buna rağmen bir gün bile aklımızdan bir askerin kafasını koparmak geçmez.
Sol sosyalistler asker nedir iyi bilir mesela. Yakılan evinden bilir. Ama bir kere bile bir askerin evini yakmayı aklından geçirmemiştir. Kardeşinin kulağı kesilen herhangi bir devrimci ‘intikam’ için bir askerin kulağını kesmemiştir. Tecavüze uğrayan bir asker kardeşi yoktur. Kemerle dövülen bir asker yoktur. Çünkü hepimiz biliriz asker, o emri uygulayandır. Ve onu böyle canileştiren o emirleri uygulatan kişilerdir. Ve bu  sistem değişmediği sürece bu devam edecektir.

Bizim düşmanımız o yüzden asker değil onu vahşileştiren ona o emirleri uygulatan sistem ve emredendir. Zalim gibi davrandığında asla mazlum olamayacağını biliriz. Zulmettiğinizde zalim olunduğunu biliriz.
Biz darbeyi, asker postalını, cemseyi, dipçiği sizden öğrenecek değiliz.
Hepsini en iyi biz biliriz. En acı sonuçlarını yaşadık. Kardeşimizi, yeğenimizi  kaybettik. Yıllarca hesabı sorulmadı.  Sevdiklerimizin kemiklerini bile bulamadık. Cumartesi günleri şahittir. Evladını bulamadan ölen anneler oldu. Karakol duvarları, hapishane önleri şahittir.
Darbeye karşı olmakla ile darbe yapmaya kalkışan insanlara işkence yapmak arasında dağlar kadar fark var. İşkenceyi desteklediğinde darbe yaptığında sana işkence yapacak olan ile aranda fark kalmaz.
Evet, biz darbeye karşıyız. Hep karşıydık. Darbeye karşı olmayı kimseden öğrenecek değiliz. Ama daha dün ‘kahraman’ dediği askere bugün ‘hain’ dememeniz, onu linç etmemeniz gerektiğini, bütün acılara ve bütün tehlikelere rağmen bir vicdan taşımanız gerektiğini bizden öğrenebilirsiniz. Şunu da bizden öğrenebilirsiniz beyler, ülkemi yönetenler…

Sıcak bir dönemden geçiyoruz. Kurum düşmanlığı yaparak Cumhuriyet kurumlarını daha fazla yıpratmayın. Yarın bu kurumlara ihtiyaç duyacaksınız.
Biz Cumhuriyetçileri liyakat gözetmeksizin tüm kurum ve kuruluşlardan dışladınız…

Geldiğiniz nokta neresi oldu: dönüp arkanıza baktınız mı?

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.