banner87

Birleşmiş Milletler’e (BM) üye 193 ülkenin 192’si, göç konusunu küresel çapta ele alan ve göçmenlerin güvenliğini sağlamak ile insan kaçakçılığını azaltmak hedefiyle hazırlanan sözleşme metni konusunda Cuma günü anlaştı. "Güvenli, Düzgün ve Düzenli Göç için Küresel Sözleşme”yi boykot eden tek ülke ABD olurken, Macaristan da şartlı onay verdi.

Göç konusunda anlaşmaya varılan ilk uluslararası sözleşme olma özelliği taşıyan metinle, düzenli göç için yeni bakış açılarının oluşmasını sağlayıp ülkelerin egemenlik haklarını dikkate alarak, uluslararası işbirliği ile küresel boyutta gerçekleşen göçü güvenli ve düzgün hale getirmek hedefleniyor.

Ben de, 24 Haziran seçimlerinde adaylığım sürecinde sahada yapmış olduğum çalışmalarda, en çok gündeme gelen konulardan birisinin Suriyeli sığınmacılar konusu, konuya bakışın ise kişilerin yaşamını etkileme noktasında olduğunu gördüm. İşverenler ucuz işgücü, işçiler ücretlerin düşme ve işsizliklerinin sebebi olarak görüyordu Suriyelileri. Fakat en çok sorulan soru Suriyeli sığınmacıların oy kullanıp kullanmayacağı ve ülkelerine geri dönüp dönmeyecekleri idi.

Zaten tam da bu nedenle siyasi partiler 24 Haziran seçimlerinde de, beyannamelerinde Suriyeliler konusuna özel olarak yer verdiler.

İyi Parti, "Suriyeli misafirlerimizin ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız" derken, MHP konuyu güvenlik ve savunma bölümünde ele almıştı. HDP insan hakları başlığı ile sığınmacı ve mülteci konusunu ele alırken, CHP Suriye’de istikrarın sağlanmasından ve devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılmasından sonra Suriye halkının kendi iradesiyle karar verebileceği bir siyasi çözümü destekleyeceğini vaat etti. AKP de "Dış yardımlar ve mülteciler başlığında; refah artışını sadece kendi milletimiz için değil, tüm insanlık için istiyoruz" dedi.

Ancak daha geniş açıdan baktığımızda, Türkiye’deki Suriyeliler konusunun, dünya tarihinin gördüğü istisna insani hareketliliklerden birisi olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde kayıtlı olan Suriyelilerin sayısı ortalama bir Avrupa ülkesi büyüklüğündedir.

Dolayısıyla, yedinci senesinde konuya ilişkin bir gelecek perspektifi koymak, sadece seçim beyannamelerinin değil, bütün siyasetin ve bütün toplumun konusudur.

Dahası, BM de sözleşmede, "Hiçbir ülke küresel bir olay olan bu durumun yarattığı zorluklar ve fırsatlarla tek başına mücadele edemez” ifadelerini kullanıyor.

Tam da bu nedenle iktidar ve muhalefetin bir araya gelerek, BM’nin "Güvenli, Düzgün ve Düzenli Göç için Küresel Sözleşme"sini masaya yatırıp, kapsamlı uyum politikalarını ortak akıl ile üretmesi, ülkemizin en acil ihtiyaçlarının başında gelmektedir. Zira bu mesele ancak ve ancak Meclis’teki tüm siyasi partilerin işbirliği ile çözülebilir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aydın 2018-08-03 10:28:09

derin güçler chp yi itibarsılaştırmaya çalışıyor,tacizci,küfürcü,adam aşagılayan birini genel başkan yapıp gözden düşürmeye çalışıyor,BAGIRIN ULAN BAGIRIN CHP YE TAZCİZCİ,KÜFÜRCÜ ,ADAM AŞAGILAYAN GENEL BAŞKAN DEGİL ÜYE BİLE OLAMAZ DİYİN BAGIRIN ULAN BAGIRIN