'Zorba' olmak için ille de apolete lüzum yok

Bir devlet düşünün. Daha doğrusu bir devlete hakim olan zihniyeti düşünün; astığım astık, kestiğim kestik diyen bir zihniyet. Toplumu "benden olanlar ve olmayanlar" diye ikiye bölerek, "kendinden olmayana" her türlü zulmü reva gören bir zihniyet. Sırf "kendinden" görmediği için bıyığı yeni yeni terlemeye başlayan gencecik fidanların hunharca katline neredeyse alkış tutacak bir zihniyet!

Şimdi birileri kalkmış, MİT Müsteşarı'nın soyadından yola çıkarak "Diktiğimiz Fidan'ı söktürmeyiz" diyor.
"Diktikleri Fidan'ı söktürmemeye yeminli" olanlar, pırıl pırıl gençlerimizin diktiği binlerce "gerçek fidanın" bir gecede sökülmesine göz yumabiliyor.

Hem de ne "sökme"! Düşman ülkesini talan eden açgözlü askerler misali... Hem de zorbalıkla, hem de gaddarca..
Sanırsınız ki orası (ODTÜ), işgal ettikleri düşman toprağı,, Sanırsınız ki o gençler, ellerinde "fidandan başka silahı olmayan" o gençler de, işgal ettikleri toprakların düşman askerleri.

Ortada ne yasal bir uygulama var ne hak var ne hukuk. "Arkamda şu kadar oy var" diye diye zorbalığı kendilerine hak görenler,  dün Taksim'de, bugün de ODTÜ'de "kişilikli bir devlete" yakışmayacak zorbalığa imza atmaktan geri kalmıyorlar.

Olmaz! Bu böyle devam edemez. Bu keyfiliğe mutlaka bir son vermek lazım gelir.
 Bugün buna sessiz kalanlar; yarın sizin kapınızı çaldıklarında yalnız kaldığınızı göreceksiniz. Tıpkı Nazi'lere sessiz kaldığı için günah çıkaran o rahip misali!
Bir bakmışsınız ki, hak hukuk tanımayan rantiyeciler, yarın Erzurum'da, ertesi gün Bayburt'ta, sonraki gün adım adım tüm Anadolu'da kapıları çalmaya başlamışlar... (Kazdağları'nın, Bergama köylülülerinin, Antalyalı 2B arazisi sahibi köylülerin, Fırtına Deresi halkının kapısını çoktan çalmıştı da yine ölüm sessizliğiyle seyre dalmıştık).

Ve bugün sesini çıkarmayan Anadolulu kardeşim, kendileri için haykıran bir ses bulamayacaklar yanlarında. Çünkü hepsi tüketilmiş olacak kahredici bir vurdumduymazlıkla!

Bir devlet, toplumun tümüne karşı, hak ve hukuk çerçevesinde eşit mesafede durduğu müddetçe saygıyı hakeder. Bunu yapmaz da, sırf birilerinin emelleri doğrultusunda zorbalığa prim verirse, onun adı artık" devlet" değil, başka birşey olur.

Devlet, mafyalık yapamaz. Devlete hakim olan güçlere, birgün o güçlerini yitirdiklerinde, kendilerinden hesap soracak olanlardan "aman" dileyecek kadar kendilerine açık kapı bırakmaklarını öneririm.
Tüm kapıları kapattığınızda, siz kah fidanları  sökmeye kah fidan gibi delikanlılarımızı karatopraklara düşürmeye devam edersiniz ama bir öncekinden daha diri fidanların ekilmesine, karatoprağa düşmelerine göz yumduğunuz evlatlarımızdan daha azimli fidanların yeşermesine engel olamazsınız...
Son sözüm "sözde" demokratlaradır; zorbayı ille de apolet altında aramayın. Bazen yanıbaşınızdaki takkeli, fötürlü, köşe şapkalı "sivil"lere de göz gezdirin...
                     
"KIRGINIM"LA YOLA ÇIKILMAZ
CHP'ye geçip geçmeyeceği muamma olan -ki bana göre geçecek- Mustafa Sarıgül, partisine mensup üyelere hitap ederken "CHP'ye kırgınım" dedi. Gerekçe olarak da, ziyaret ettiği yerlerde  her partiden belediye başkanının kendisini karşılamasına rağmen  CHP'lilerin karşılamamasını gösterdi.
Sarıgül'ün CHP'ye ve aktif siyasete katkı sunacağına inananlardanım. Nitekim, parti dışında önemli bir aktör.  Bülent Arınç'ın, Abdullah Gül'ün AKP dışında kalması AKP üzerinde nasıl bir etki yaratırsa O'nun dışarıda kalmasının da CHP üzerinde aynı etkiyi yarattığına inanıyorum. Bu yüzden biran önce yuvasına dönmesini isteyenlerden biriyim.

Ancak Sarıgül'ün son yaptığı "CHP'ye kırgınım" ifadesi, belki yüreğinin bir köşesinde kalsaydı anlam ifade edebilirdi de, bunu kamuoyuna bu şekilde deşifre etmesi şık olmamıştır. Çünkü Sarıgül CHP'ye karşı değil, iktidara karşı bir figür, bir güç olarak ön plana çıkmalıdır. "Vur abalıya" misali, CHP'ye karşı söylemde bulunmak, hele de çelik gibi disipline ihtiyaç olunan bir dönemde, bana göre yersiz olmuştur. Hem de, tüm partilileri kucaklaması beklenen ve potansiyel bir güç sahibi olan birinden.
Kaldı ki, sadece yandaş kalemlerin değil, iktidara laf edemeyen ortalama medyanın bile gözü kulağı CHP'de yeni bir "çatlak" görüntüye odaklanmışken...

Sarıgül, yakınmasında belki de sonuna kadar haklıdır. Ama "lider olmaya geliyorum" diyen biri dönüş yapacağı yuvaya ayrıştırıcı değil "birleştirici" bir selam çakmalıdır.
Nitekim lider olmanın özelliklerinden biri de budur: Gerçek liderler, kırgınlıklarını yüreklerinde taşırlar. Onu deşifre etmezler.

Bir kenara not edin
Bir arkadaşımın başına geldi. Bu arkadaş, faturalarını otomatik ödemeden yapıyor. Bankadan ekstre istemiş; o da ne? Evin elektrik faturası 3 bin 300 TL! Hesabından kesmişler. "Bana en fazla 100-200 milyon civarında fatura gelir" dedi. "Ne yaptın?" diye sordum, "İtiraz ettim. Düzelttiler. Yanlışlık yaptıklarını söylediler. Paramı iade ettiler".

Siz siz olun, otomatik ödemelerinizi mutlaka kontrol edin. Olağanüstü bir fatura gelmisşe hemen itiraz edin. Kontrol etmezseniz o paranın kesildiğinden haberiniz bile olmaz!
Kalın sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar