banner87
Kabusa döndü hayatımız… Şehir merkezlerinde patlayan bombalar, genç yaşlı çoluk çocuk kör bir şiddetin sonucunda hayatını kaybeden insanlar, yakılıp yıkılan şehirler, bodrumlarda sıkışıp ölenler, güvenlik operasyonlarında öldürülenlerin intikamını almak üzere yemin etmiş çocuklar, evlerinden barklarından olup büyük şehirlere göç etmek zorunda kalan ama geçmişin izlerini üzerinde taşıyanlar, ayakta kalmak için gereken gücü bir tür kan davası güderek, şiddete öykünerek yaşamakta bulanlar, şehit askerlerin yaşlı anne-babalarının yaşadığı yoksul gecekonduları ezercesine asılan devasa bayraklar, sistemin varlığı ve devamı için ölenlerin ardından sadece kınama mesajları yayınlayan yetkililer, bu işin fıtratında ölüm var açıklamaları, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımızın olduğu bu günler, teröre misliyle karşılık vereceğiz, ezip geçeceğiz nutukları…

Şimdi acısı taze ama 13 Mart 2016 Pazar günü Ankara’da patlayan bombayı da unutacağız. 18 Şubat’ta Merasim Sokak’ta, 10 Ekim’de Ankara Garı’nda patlayan bombayı unuttuğumuz gibi… Unutacağız bu gencecik insanların yüzlerini, gülüşlerini, şimdi kısa bir süreliğine gazete sayfalarında çarşaf çarşaf yayınlanan hayat hikayelerini. Yarım kalmış hayallerini…

Nuh Köklü’yü unuttuğumuz gibi… Oysa daha bir sene ancak geçti üzerinden Kartopu Cinayeti’nin, sanki 10 yıl geçmiş gibi... Mahkemelere gelenlerin sayısı her duruşmada azalırken, davayı sürekli takip edenlerin sayısı bir elin parmakları kadarken… 

Ama kim suçlayabilir onları? Olay anında yanında olan arkadaşlarından biri, Suruç katliamında 5 arkadaşını birden kaybettiğini söylerken, başka bir olayın travmasını yaşarken ne diyeceksiniz?

Zaten Nuh gittikten sonra bir tufan koptu sanki… Ölümlerin ardı arkası kesilmedi. Ölen gençleri gördükçe, kendi yasımızı tutmaya utanır olduk. On, yüz, bin parçaya bölündü kalbimiz, hangisine yanalım? Son bir yıl içinde güneydoğuda yaşanan olaylarda, büyükşehirlerde patlayan bombalarda, asker, polis, çocuk, genç yaşlı, kadın erkek sivil vatandaş yaklaşık bin kişi hayatını kaybetmiş. Bu insanların anne babalarını, çoluk çocuklarını, yakınlarını düşünün, onların hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.

Evet maalesef, Ankara’da öldürülenlerin cenazeleri toprağa verilene kadar, belki bir hafta-on gün daha tutulacak yaslar, sonra belki de yeni bir kıyıma kadar gündelik hayata, işe güce dönülecek…

Tabi ne kadar dönülebilirse… Şiddet o kadar girmiş ki gündelik hayatımıza, şiddete karşı çıkarken sokak ortasında dayak yiyebilir, barış isterken tutuklanabilir, haber yaparken gözaltına alınabilir, çocuklara tecavüz edenleri protesto etmek isterken tecavüz tehdidine uğrayabilirsiniz…

İşinize gelirse, yeni Türkiye böyle bir yer artık…

Niğde’de ellerinde Özgecan için yazdıkları pankartlar, dünya kadınlar gününde sokağa çıkıp oturdu dört üniversiteli genç kız, kadına yönelik şiddeti protesto etmekti amaçları. Ne oldu gördünüz, etraflarını saran çakal sürüsünden biri çıkıp kızlara tekme attı. Karaman’da tecavüze uğrayan çocuklarla ilgili eylem yapan 3 kişi gözaltına alınıp karakola götürüldü, tecavüze uğramakla tehdit edildi. Diyarbakırlı futbolculara Sivas’ta yatacak yatak, yiyecek yemek verilmedi.

Örnekler anlatmakla bitmez, her geçen gün daha fazla utanıyoruz bu toplumda yaşamaktan…

Her gün daha çok insanın yurtdışına taşındığını duyuyoruz. Tanıdıklarımız, arkadaşlarımız iş, eğitim vs. çeşitli gerekçelerle başka şehirlere, ülkelere taşınıyor. Demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyenler bir de bakmışsınız ki, Avrupa’ya, Amerika’ya yerleşmiş, kendini garantiye almış. Gitmeyi tercih edenlere sözümüz yok ama kalanlar olarak birbirimize daha çok sarılmaya ihtiyacımız var. Yoksa bu kör şiddet ve yanlış politikalar hepimizi öldürecek…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.