banner87
Hani bir Boris Yeltsin vardı…Rusya Devlet Başkanıydı.
Tek hareket yapmıştı.
Sonradan ortaya çıkan bütün defolarına, alkol bağımlılığına ve aşırılıklarına rağmen ‘Demokrasi Kahraman’ı ilan edilmişti...
   Ne yapmıştı, neden yapmıştı Boris Yeltsin?
   Demokrasi adına bir tankın üzerine çıkmıştı…
   Yaşadığımız günlerde Türkiye çok kritik dönemeçlerden geçiyor. Bu ortada.
   Demokrasiyi kurtaracak, sonra da yönetime gelecek bir TSK yok!
   AKP iktidarı yüzlerce kurmay subayımızı, generalimizi hatta genelkurmay başkanlarımızı "darbeci" suçlamasıyla hapse attı. Yıllarca yok yere hapis yatmalarına göz yumdu. Hatta sebep oldu.
   Tüm bu eziyete rağmen TSK mağrur…
   Devletine bağlı. Görevini yapıyor.
   Halk ile terörist arasındaki ince çizgiyi hep korudu...
   Son operasyonlarda da olduğu gibi…
   Demokrasiyi kurtaracağım diye tank yürütmeye de niyeti yok.
   Sivil, baskıcı, otoriter hatta bazı bakışlara göre tek adam rejimine rağmen... 

                                                                   ***
   Siyasi partilerimiz ne yapıyor peki?
   AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu otomatik pilotta gidiyor. 23 Nisan Başbakan'ı gibi...
   Başarısız yönetimin faturasını HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarına sarıp sarmalamaya çalışıyor. Yıllarca türbana sardıkları gibi...
   CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iyi niyetli. Gücü yettiğince demokrasi sınavı veriyor.
   Kişisel anlamda başarılı, ancak CHP'yi yönetmekte başarılı mı?
   Ya da CHP başarılı mı? Tartışma konusu…
   Kılıçdaroğlu, CHP'yi yönetemiyor algısını silemedi ne yazık ki.
   Yolsuzluk iddialarının, kötü yönetim iddialarının üstüne gitmiyor. Tam tersi eleştirileri kişiselleştiriyor.
   Hâlbuki Türkiye'yi kurtarmak, CHP'nin iyi yönetilmesinden geçer...
   Adaletli yönetilmesinden...
   Gelelim Selocan'a...
   HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a...
   1 Haziran seçimlerinin demokrasi türküleri söyleyen, para değil saz çalan, güler yüzlü demokrat Selocan'ı neye dönüşüyor?
   Kusura bakmasın.
   Cinayetleri görmezden gelen, katilleri kollayan siyasetçi görünümünde ne yazık ki…
   Peki, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli?
   Devleti koruma görüntüsü altında koltuğu koruma adına AKP'nin peşine düşmüş koltuk meraklısı bir genel başkan.
   Mahkeme, MHP'de olağanüstü kurultay kararı vermesin diye her tavizi vermeye hazır bir siyasetçi.
   Kızmasın. Biz görüntüyü söylüyoruz.
   Ya İsmail Kahraman?
   TBMM Başkanlığı'nı sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'a vekâlet olarak algılamaya ne kadar devam edeceksiniz?
   Sayın Kahraman, siz aynı zamanda Atatürk'ün de vekilisiniz.
   Hadi Davutoğlu'nu anladık. Vefa adına o koltuğu her an Erdoğan'ın doldurması için boş tutuyor.
   Sizde mi TBMM Başkanlığı'nı sadece Erdoğan'a endekslediniz?
   AKP'nin kuruluşunda yaşadıklarınızı unutmayın derim. Hani kurucular listesinin oluşmasında yaşananları...
   Ya da Erbakan’ın, Tayyip Erdoğan’dan önce Ali Coşkun'u İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmak istemesi sırasında yapılan görüşmelerde yaşananları…
   Hayat geldi geçiyor. Hani, Devlet-i Ebed Müddet..?
   Ey Kahraman,
   Ey Davutoğlu,
   Ey Kılıçdaroğlu,
   Ey Bahçeli,
   Ey Demirtaş…
   Boris Yeltsin’in yaptığı gibi demokrasimiz için illa tankın üstüne çıkmanıza gerek yok!
   Yorulmayın, dünya liderlerini de beklemeyin!
   TMBB çalışmalarına ara vererek el ele, kol kola Kızılay'a yürüyün yeter. Mesafesi çok değil üstelik. Sadece 5 dakika.
   Çıkın halkla yürüyün, yolları kapatarak yürüyün...
   Hiç birinizin canı o sokakta yürüyen insanlardan kıymetli değil, kusura bakmayın.

                                                                                   ***                   
   Son sözüm dokunulmazlık tartışmaları üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Selahattin Demirtaş'a…
   Başbakan Davutoğlu dün hodri meydan diyerek meclisteki partilere ‘506 dosya için dokunulmazlıkları’ kaldıralım resti çekti.
   Sayın Davutoğlu rest çekmenize gerek yok. Bu hamle için AKP olarak tek başınıza Meclis’te yeterli çoğunluğunuz var zaten. İstediğiniz an bu 506 dosya ile ilgili dokunulmazlıkları kaldırabilirsiniz.
   Ama mesele bu değil ki!
   Gücünüz ve yüreğiniz yetiyorsa, ‘kürsü dokunulmazlığı’ hariç, 2002 yılından başlayarak adı yolsuzluğa karışan bakanlar dâhil tüm milletvekillerinin dosyalarına kapsayacak şekilde dokunulmazlıkların kaldırılması için çağrı yapın.
   HDP milletvekilleri elbette yargılanabilir. Ama dokunulmazlık meselesi sadece HDP milletvekillerini kapsamamalı. Ayrıca tutuklu yargılanma da olmamalı. Tabii ki herkes adalet önünde eşittir. Ama adalet sisteminde ki bozulma da ortada...
   HDP milletvekillerine, katillerin cenazelerini kutsamalarının cezasını halk sandıkta verecek! O kesin.
   Ya açılım adı altında Kandil'den gelenler için düzenlenen törenlere katılan AKP milletvekilleri ve bakanlar? Danışman, bakan yardımcısı olarak sarayda oturan sözde akil adamlar?
   Sayın Demirtaş, dün oynanan açılım oyunu bugün siz ve Erdoğan tarafından karşılıklı restleşme ve sertleşmeye dönüştürülmüştür.
   Cumhurbaşkanı  Erdoğan da siz de dün barış güverciniydiniz, bugün ise şahin…
   Ne değişti?
   Anlamadığım; ortam ne olursa olsun tahterevallinin iki ucunda hep siz ve Erdoğan oturuyorsunuz. 
   Maalesef ikiniz de şu andaki koltuklarınızı daha da sertleşerek koruyorsunuz.
   Ve insanların canlarına mal olarak!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.