Velayet, ergin(reşit) olmayan çocuğun menfaatlerinin korunması ve yetiştirilmesi için anne ve babasına verilmiş hak ve yükümlülükleri ifade eder. Velayet, evlilik süresince anne baba tarafından birlikte, boşanmadan sonra ise yalnızca çocuğun bırakıldığı eş tarafından kullanılır. Ancak bu kural, 24.03.2016 tarihinde AİHS-Ek 7 Numaralı Protokolünün Türkiye tarafından onaylanması ile değişikliğe uğramış ve hukukumuzda ’’ortak velayet’’ yolu açılmıştır. Protokolün “Eşler arasında eşitlik’’ başlığını taşıyan 5. Maddesi, eşlerin, evlilik süresince ve evlilik bittikten sonra çocukla olan ilişkilerinde eşit haklara ve sorumluluklara sahip olduklarını vurgulamıştır. Her ne kadar hukukumuz, boşanmada velayetin tek tarafa verilmesi üzerine kuruluysa da, Anayasa 90. maddesi, bu tür çatışmalarda milletlerarası anlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğini söyler. Neticede, artık aile hâkimleri koşulları oluştuysa, boşanma davalarında ortak velayeti kuracaklardır. Yeni düzenlemelere göre ’’ortak velayet’’ kurulması esas, velayetin tek eşe verilmesi ise istisnai olmuştur. Önceden boşanma neticesinde velayeti alamayan ebeveyn adeta çocuğundan da boşanmış gibi çocuğuna dair önemli kararlarda (Eğitim vb. konularda) söz sahibi olamıyordu. Ayrıca velayet sahibi ebeveyni ile yaşayan çocuk, git gide velayet hakkı olmayan ebeveyninden de uzaklaşmaktaydı. Ortak velayet bu sorunları çözmüştür. Ancak, ortak velayetin kurulabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.                                                                      

  • Çocuğun ortak velayette ’’menfaatinin’’ bulunması,
  • Eşlerin ortak velayette anlaşmış olmaları,
  • İdrak çağındaki (8 yaşından büyük çocuklar) çocuğun da velayet konusunda ki görüşünün alınması,
  • Mahkemenin ihtiyaç duyması halinde bilirkişinin de konu hakkında görüşünün alınması,
  • Velayetin ’’kamu düzeninden’olması nedeniyle, hâkimin de takdir yetkisini ortak velayetten yana kullanması gereklidir.

Tüm şartların gerçekleşmesinin ardından mahkemece ortak velayet kararı verilecek ve çocuk üzerinde anne ve babanın hak ve yükümlülükleri evlilik içinde olduğu gibi devam edecektir. Çocuğun hafta içleri ve hafta sonları kimde, kaç gün kalacağı ise hâkim tarafından belirlenir. Anlaşmalı boşanma protokolü bulunması halinde ise tarafların belirledikleri günler, hâkimin de onay vermesi ile uygulanabilir. Velayet konusunda verilen mahkeme kararları kesin değildir. Yani velayetin değiştirilebilmesi amacıyla her zaman dava açılabilir. Ortak velayetin sonlandırılıp, velayetin tek bir tarafa verilmesi talep edilebilir. Tabi ki velayet davalarının ağır şartlara tabii olduğunu, velayet sahibi ebeveynin, özellikle annenin çok ağır bir ihmali ya da olumsuz bir durumu olmadıkça davanın kabul edilmesinin oldukça zor olduğunu söyleyebiliriz. Çocuğun idrak çağında olduğu durumlarda ise çoğunlukla çocuğun isteği doğrultusunda karar verilmektedir. Son olarak, tek tarafa verilmiş velayetin ortak velayete dönüştürülebilmesi de yukarıdaki şartlar doğrultusunda mümkündür. Ancak ortak velayet her anne-baba için uygun olmayabilir. Örneğin çekişmeli boşanma davalarında ortak velayet kararı verilmesi çekişmenin çocuk üzerinden sürdürülmesine yol açacağından, çocuğun zarar görmesine neden olabilir. Birbirini düşman olarak gören ya da sağlıklı iletişim kuramayan eşler için de ortak velayet düşünülmemelidir. Bu sebeple ortak velayetin anlaşmalı boşanma davalarında uygulanması daha uygundur.

Toparlamak gerekirse, ortak velayet, boşanma ile bitmeyen annelik ve babalık vasıflarının korunduğu,  çocuğun boşanma gibi travmatik bir olaydan daha az etkileneceği daha adil ve eşit bir sistemdir. Çocuğa dair kararlarda sürekli diğer ebeveynin onayının alınmak zorunda olması taraflar arasında tartışmalara yol açabilirse de bu tartışmaların önlenmesi için, boşanma davasında hazırlanan protokolün çocuğa dair detaylı düzenlemeler içermesi yeterli olacaktır

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.