banner87

Anlaşıldı, Türkiye anayasa değişikliği ile başlayan süreçle ‘referandum ile erken genel seçim’ arasına sıkışıyor. Her ne kadar Başbakan Binali Yıldırım 2010’a kadar seçim yolunu kapatsa da 2017 yılında erken seçim sadece genel seçim olarak değil, cumhurbaşkanlığı ve mahalli seçimler olarak her an gündeme gelebilir. Bu hala kuvvetli ihtimaldir. Anayasa değişikliği ile referandumda sonuç ne olursa olsun bu ihtimal çok güçlüdür. CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak son raporunda, TURMOB’un araştırmalarına dayanarak belirttiği gibi, AKP’nin 15 yıllık iktidarı döneminde fazie yatırımların iki katı kadar kaynak aktarıldı. Fazi ödemelerinin tamamı 707 milyar TL. Bireylerin, ailelerin ve şirketlerin borç ve faiz yükü ağırlaştı. Dokuz yılda bankalara ödenen faiz miktarının karşılığı tamı tamına 268.6 milyar TL.


Ekonomideki sıkıntı bununla da sınırılı değil. İşsizlik oranı yüzde 11.8. Resmi, kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon 647 bin kişiye yükseldi. Buna karşılık hükümetin öngördüğü ‘yeni istihdam artışı’ yıllık sadece 200 bin kişi ile sınırlı. Bu tablo ekonomide Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘dolar bozdurun, risk alın, yatırım yapın’ çağrısını havada bırakmıyor mu? Gerek ekonomi yönetimi gerekse ekonomi bürokrasisi bu şartlarda piyasalara güven veremez noktadadır.


Dış politikada da durum farklı değil ki! Kıbrıs ortada. ABD ve İngiltere her an DİTİP bağlantılı ‘casusuluk’ krizini yaşadığımız Almanya ile ‘kol kola’ girebilir. 23 Ocak Astana Zirvesi Suriyeli PYD başta olmak üzere muhalif Gruplara PKK unsurlarının açığa çıkması ile sonuçları bizim açımızdan görüşmeleri çıkmaza sokabilir. Türkiye ABD ile papaz olabilir. Buna karşılık Suriye yeniden inşa çalışmasında AB ile işbirliği yaparsa Türkiye taca çıkabilir. Bırakın CHP’yi bir kenara Ali Babacan’ın bu konudaki uyarıları dikkate maalesef alınmıyor. Türkiye bu şartlarda iç siyasetini yürütmek zorunda.


MHP tabanı anayasa değişikliği ile olabilecekbir referanduma karşı. Bahçeli ve ülkücü taban ayrıştı. Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı ‘zamk’ı bu ayrışmayı yapıştır mı? HDP tabanı kararsız. Tavrı net değil. Ancak TBMM Grubu oylamalara katılmayarak ‘gizli ve dolaylı destek’ vermiş oldu. Çünkü, eğer referendum yapılacaksa TBMM’de yapılanetkili muhalefet sadece kamuoyu oluşturmaz, o partinin tabanını da motive eder.


Bu ‘geri çekilme’ zaten 30 yıldır ‘federasyon ve başkanlık’ ilintisi kuran HDP seçmeninin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından iknasını kolaylaştırır. Bu da Devlet Bahçeli ve MHP ayrışmasını büyüterek, hızlandırır. Bu anayasa değişikliğinin referendum ile geçme ihtimali en az geçmesi kadar güçlü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bunu biliyor. TBMM’de bir kaç maddeinin düşme ihtimalini yok saysak bile üstelik ‘gizli oy ihlali’ ve ‘genel seçimlerin bir yıl uzatılması’ başta olmak üzere Anayasa Mahkemesinin iptal ihtimali ortada iken, Erdoğan bu büyük riskleri niye aldı?

Bu günlerdir aklımı kurcalayan sorulardan biri.
Erdoğan neden bu kadar ısrarcı?
Üstelik peşin değil, versiye çalışacak.
Ta 2019 yılında başkanlık seçimine girecek..
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a uymayan bir tanım.
Bu arada ne yapacak?
Sayısı 16-18’i bulan yeni iller yolda..
Alanya, İskenderun, Polatlı gibi…
Bu ne demek?
Büyükşehir-Küçük Şehir-Minik Şehir ayrımını derinleştirecek.
Anayasa’yı, ‘sil baştan’ yapmaya çalışacak..
MHP’yi ‘içine alan’ AKP dönüp CHP’ye ‘ortak anayasa’ önerecek..
Bu arada Federasyon, Özerklik tartışmaları dahil lambadan onlarca cin çıkacak.
Çünkü 2019 yılına kadar TBMM’nin aktif olması lazım.
En kolayı da tarih yazan parlemanto tarifidir.
Tekrar ediyorum.
Bu iş hala kafama oturmadı..
Cevaplanmamış çok soru var..

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.