banner87

Geçenlerde bir okuyucudan ilginç bir yazı aldım. İsmi bende saklı olan okuyucumun yazısı Türkiye’de geçmişte olanlarla ilgili son derece göz açıcı nitelikteydi. Esas olarak ABD’nin Türkiye üzerinde özellikle NATO müttefikliğinin başlamasıyla birlikte, ne gibi istihbarat faaliyetleri yürüttüğünü anlatan yazının başrol oyuncusu ise Ruzi Nazar isimli şahsiyetti. Peki, kimdi bu Ruzi Nazar?
Gazetecilik yıllarım boyunca adını sık sık duyduğum Ruzi Nazar Türkiye’de, CIA’in buradaki istasyon şefi olarak tanınıyordu. Yetiştirdiği CIA elemanları içinde Türkiye’deki pek çok siyasi olaya, hatta Milliyet gazetesi genel yayın müdürü Abdi İpekçi suikastına karıştığı iddia edilen Paul Henze, bir başka Türkiye uzmanı CIA elemanı Graham Fuller olduğu söylenirdi. Nazar’la yıllar önce Washington, Georgetown’daki evinde tanışmış, bir daha da yüzünü görmemiştim.
Her neyse... Sizlere bu yazıda Ruzi Nazar’ın yaşamının bir fotoğrafını çekmeye çalışacağım. Bir de not: Nazar 2015 Nisan ayı sonunda, oğlu Erkin’le birlikte tatil için geldiği Side’de öldü; Kendisi bir Özbek şii idi. Kimse bilmez ama aleviliğe de çok yakındı. Fethiye’nin Foça mahallesindeki Alevi mezarlığına büyük bir gizlilik içinde gömüldü.
Şimdi de bu Ruzi Nazar’ın kim olduğu ve aile kökenine bakalım: Rusya’da tam Bolşevik İhtilali olurken, 1917’de Özbekistan’ın Margilan kentinde doğdu. Taşkent Üniversitesi Ekonomi Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Özbekistan Komünist Partisi’ne katıldı. Nazar, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Sovyet Ordusu’nda Ukrayna Cephesi’ne gönderildi. Derken bir Alman çavuş tarafından Türkistan Lejyonu’na katılması teklifi alınca kabul etti. Berlin’de örgütlü Milli Türkistan Birlik Komitesi’nde irtibat görevlisi olarak çalıştı.
Savaşın sona ermesiyle Almanya’ya yerleşen Nazar katolik bir babanın kızı olan Emelinde Roth’la evlendi. Bir süre sonra Münih’te örgütlü Bolşeviklere Karşı Milliyetçiler Teşkilatı’na katılarak Sovyetler Birliği aleyhinde faaliyetler yürüttü.
Bir hayli maceralı olan gençlik yaşamında Nazar 1951’de ABD’nin eski başkanlarından Theodore Roosevelt’in oğlu Archibald Roosevelt tarafından Columbia Üniversitesi bünyesindeki Orta Asya Enstitüsü’ne davet edildi. 1954’de de CIA tarafından devşirildi. Bunun ardından da Türkiye yılları geldi. 1959’la 1971 arasında Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nde siyasi müsteşar olarak görev yaptı. Bu görevin anlamı CIA’in istasyon şefliğiydi. İstasyon şefliği döneminde 27 Mayıs 1960 darbesinin lideri Albay Alpaslan Türkeş’le tanışıp yakın ahbap oldu. Öyle ki Nazar ve Türkeş’in çocukları birbirlerinin babalarına “amca” diye hitap ettiler. (Bu son iddia yazıyı gönderene ait. Türkeş’in çocukları buna ne der bilemem.)
Nazar Türkiye’nin ardından İran’da görevlendirildi. Hatta 1979’daki Humeyni devriminin ardından Halkın Mücahitleri’nin Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ne baskın düzenleyerek diplomatları rehin almalarından sonra rehineleri kurtarma operasyonuna da katıldı. Bununla da kalmadı. Afganistan’ın Sovyet ordusu tarafından işgalinin ardından Kabil’e giderek bir kaç kez mücahitlerin lideri Gulbeddin Hikmetyar’la da görüştü. Hani bizimkilerin de pek sevdikleri Hikmetyar!
Nazar 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Washington’a döndü ve Georgetown’daki evine yerleşti. Arada bir Türkiye’ye geldiği söylense de bunun doğ- ruluk derecesi bilinmiyor. Ancak Türkiye’de öldüğü ve Fethiye’de toprağa verildiği bir gerçek. Nazar’ın Türkiye’de kaldığı yıllarda sadece Türkeş’le değil, Sovyetolog MİT gö- revlisi Enver Altaylı ve Cemal Madanoğlu gibi isimlerle de dostluk ilişkileri geliştirdiği biliniyor. Enver Altaylı, Doğan Kitap’tan yayımlanan Türkiye’de Bir CIA Casusu Ruzi Nazar isimli kitabın yazarı. Altaylı geçen yıl Eylül ayında FETÖ’nün Orta Asya’da güçlenmesi ve CIA’yla işbirliği yapması konusunda kilit rol oynadığı gerekçesiyle tutuklanmıştı.
İşte böyle... Kimlerin kimlerle iş tuttuğu, aslında FETÖ’nün bir istihbarat projesi olduğu, kimlerin Türkiye üzerinde ne planlar yaptığı Ruzi Nazar’ın ibretlik yaşam öyküsü okunduğunda daha iyi anlaşılır. Ben bu köşede sadece bir özet çıkardım. Elçiye de zeval olmaz. Burada sadece bana gönderilen yazıdan alıntılar yaptım. Kimse kızmasın. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır. Biraz klişe oldu ama artık kusura bakmayın. 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.