Daha dün  Katil Amerika  dediğimizde ideolojik saplantı içinde olduğumuzu söylemiştiler ama bugün söylediklerimizde haklı olduğumuz ortaya çıkmadı mı?

ABD, kendi ülkesinin sınırları dışında başka ülkelerin iktidarlarına darbe ile devirmeyi, darbe yaptıkları ülkelerin toplumlarını  biçimlendirmeyi kendine hak gören ve  kendisini dünyanın tek sahibi sanan emperyalist bir ülke değil mi?

Hemen yanı başımıza geldiği günden buyana  Orta Doğu'da milyonlarca  insan öldü... Ve Orta Doğu'ya ayak bastığı 1991'den buyana ne ölüm bizim ülkemizden ne de komşularımızdan eksik olmadı...

Bu arada Âşık Mahsuni Şerif anmadan etmeyeceğim Amerika katil diyordu tabi bizde söylüyorduk!

Kim ağzını açar da bizim ülkemizde Amerika müttefikimiz  diye bir sözcük kurarsa benim aklıma sadece PKK, IŞİD ve EL NUSRA gelmeyecek, ABD gelecek. 17.12.2016 günü Kayseri'de şehit olan Mehmetçiklerimizle birlikte, inşallah olmaz ama bundan sonra şehit olacaklar gelecek...

Bundan önce kalleşçe şehit edilenler gelecek...

Güvenlik kuvvetleri gelecek.

Dağ başlarında öldürülen gençler gelecek.

Bunca öldürülen şehitlerimizin babası, annesi birde yetim kalan çocuklar gelecek.

Güzel Ülkemde patlayan bombalar gelecek.

Birde 12 Martlar, 12 Eylül de Ülkemde yapılan darbe gelecek.

Büyük düşmandan söz edildiğini anlayacağım.

Ne Amerika  ne de AB dostumuz değil...

Kimsenin de dostu değil. Dost olmak zorunda da değil.

Biz kendi kendimize dost olmalıyız. Farklılıklarımızı muhafaza ederek birlikte yaşama iradesi ortaya koymalıyız.

Bunun içinde ‘empati’ ve ‘adalet’ şart.

Aklını yitirmiş toplum görüntüsünden çıkmalıyız.

Birbirimizi seviyor gibi yapmamalıyız, sayıyor gibi de değil.

Gibi değil..

 Ne Amerika ne de AB uygar bir ülke de değil.

Demokrasi söylemi, insan hakları iddiası kendisi için geçerli. Kendi dışında canavar. Kendi yurttaşları içinde  tutarlı olabilir. Ancak, kendi dışında dünya insanlığına yaptığı hiçbir katkı yok. Sadece yeryüzünde bozgunculuk yapıp kan dökülmesine sebep oluyorlar.

Amerika da AB de dünyanın karıştırıcısı. 

Mensup olduğum Türk Milleti bu evrensel gerçeği artık net bir biçimde görmeli ve bilmelidir.

Peki, biz ne yapıyoruz? Ne yapmalıyız?

Cevap aranan soru bu olmalı. Yoksa ABD ne yapacak, AB ne yapacak ile bir yere varamayız.

Çare Cumhuriyet ve demokrasidedir.

Uygarlık akıl ve bilme değer veren uluslarda  yükselir  diyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK  tek yol göstericidir.

Bu durumda Ülke olarak, ordusunun arkasında duracaktır. Siyaset ne yaparsa yapsın, ne isterse istesin, biz, ulusal varlığımızın teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dinamik, ulusalcı gücünün arkasında durmak zorundayız.

Beyler!

Ülkemiz, açık ve adı bilinen net bir tehditle karşı karşıyadır...

Bu tamam.

Bu durum karşısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve AKP hükümeti ve ülkemizi yönetenler bu eli tutun.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ana muhalefet partisi CHP  hepimize bir taraftan birlik çağrısı yaparken AKP İktidarı diğer taraftan başkanlık sistemi peşinde koşuyor. 

AKP, bir taraftan "birlik olalım" diyorlar, diğer yandan bizi birlik ve iri tutacak ne varsa onlara saldırıyorlar.

Ülkemiz kan gölüne dönmüş. Hala  heveslerinden vaz geçmiyorlar...

Böylece topluma güven vermemiş oluyorlar...

Sizi bu habere dikkatlerinizi çekmek isterim: CHP Bursa Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Nurhayat Altaca Kayışoğlu yeni Anayasa paketini değerlendirdi. Kayışoğlu, Teklifin 15. maddesiyle Anayasa'nın 126. maddesinde yapılmak istenen değişikliğinin Cumhurbaşkanın birden çok ili içine alan bölgesel yönetimler kurma hakkı veriyor, dedi.

Şimdi size soruyorum söyler misiniz, bu ne anlama geliyor?

Beyler bunun anlamı tam da Eyalet sistemi anlamına gelmiyor mu?

Bir taraftan   halka dönecek bu terör örgütlerine karşı, ulusal birlikte, bir millî seferberlik ruhu içerisinde hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğiz, diyeceksiniz... Diğer yandan da anayasada değişiklik yapıp "bölgesel yönetimler kurma yetkisi" peşinde olacaksınız...

Şimdi soruyorum: siz olsanız, bunlar ne yapmak istiyor  diye şüphelenmez misiniz?

Peki, bu durumda tek güvencemiz devletimizin ve Cumhuriyetimizin onun tek koruyucu gücü Türk Silahlı Kuvvetleri değil midir? Zaman zaman vebali de olsa her daim yanlarında durmak, yanlarında olmak vatanseverlik borcumuzdur.

Ne yazık ki toplumuzun siyasete güven sorunu devam ediyor. Bugün ki ihtiyacımız  kavgacı dilden uzak ulusalcı birleştirici  siyasal bir dile ihtiyacımız var.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.