Geçen hafta yayınlanan ‘Misafirlik efsanesi yalan oldu’ başlıklı yazımı şöyle bitirmiştim; “Türkiye adaletli ve hoşgörülü bir ülke olmayı bıraktı nicedir, farkındayız ama geleneksel ata sporu gibi övündüğümüz misafirperverliğe ne oldu?  Kimse kusura bakmasın ama Türk olmaktan onur ve gurur duymak bir yana utanacağımız günler yaşıyoruz ne yazık ki…”

13 Kasım Cuma günü yayınlanan bu yazının gecesinde Paris’te bombalar patladı, insanlar vahşice katledildi. Korku filmi gibiydi, 13’üncü Cuma, uğursuzlukların bir araya geldiği gün… 13 sayısı nicedir uğursuz sayılır çünkü Numeroloji’ye göre 12 sayısı bütünlüğü simgeler; bir yılda 12 ay olması, 12 burç olması, 12 saat sistemi, Olimpus’un 12 tanrısı vs... 13 ise düzensiz ve bu bütünlüğü bozan olarak görülür. Kimilerine göreyse uğursuzluk inancının kaynağı İsa’nın Son Akşam Yemeği’dir. Son akşam yemeğinde İsa 12 Havarisi ile birliktedir ve ertesi gün çarmıha gerilir. Efsaneye inananlar o gün masada 13 kişi olmasının kötü şansına inanıyor.  Cuma gününün uğursuzluğuna inanlar da az değil. İsa’nın Paskalya’dan önceki Cuma çarmıha gerilişi ve Adem ile Havva’nın yasak meyveyle Cuma günü cezbedilmesi iddiaları nedeniyle bugün uğursuz sayılıyor. ABD’de Kuzey Caroline Asheville Stres Yönetimi ve Fobi Enstitüsü, Amerika’da 17 ile 21 milyon arası insanın 13. Cuma korkusu olduğunu, bu fobinin Amerika’ya maliyetinin 800-900 milyon dolar olduğunu belirlemiş. Nedeni bu günde insanların seyahat etmemesi…

IŞİD’in Paris saldırısını ayın 13’üne denk gelen Cuma akşamı gerçekleştirmesinin sebebi Hristiyan toplumlarındaki insanların bugünün uğursuzluğuna inanması mıydı, o günü özellikle mi seçti bilinmez. Ama bu saldırıları gerçekleştiren canilerin Hristiyan ve batı dünyasında bir dehşet yaratmaya çalıştıkları kesin. IŞİD kaynaklı İslamcı terör yıllardır kendi dininden olan insanları öldürmekte bir sakınca görmüyordu, Hristiyanları öldürmekten zerre kadar çekinmediğini de gösterdi.

Peki bize ne oluyor?  Biz yani Türkiyeliler bu kavganın veya adı konulmamış bu savaşın neresindeyiz?  Paris’teki bombalı saldırılarda hayatını kaybeden insanların anısına bir dakikalık saygı duruşu yapılmasına bile tahammül edemeyen bir millet haline nasıl geldik? Veya zaten böyle bir millettik de farkında mı değildik?  Ankara’daki patlamada ölenlerin anısına Konya stadında yapılmak istenen saygı duruşunun ıslıklanması bize göstermişti oysaki…

Belki de Yunanistan ile oynanacak milli maçta, üstelik rakip takımın Başbakanı Çipras misafir olarak stattayken, Yunan Milli Marşı’nın ıslıklanıp yuhalanmasına şaşırmamalıydık.

Ama şunu unutmasınlar, Mustafa Kemal ve Türk ordusu İzmir’i Yunan işgalinden kurtardığında, Atatürk’ün ayağının altına Yunan bayrağını serdiler, fakat o üzerine basmayı reddetti. Bir milletin bayrağını çiğnemeyi kendine yakıştıramadı, yerden kaldırttı. İşte biz kendimizi bu neslin torunları olarak görüyoruz ama Başakşehir Stadı’nı dolduran ahali, büyük ihtimalle kendini İstanbul’u 21 yaşındayken fetheden Fatih’in torunları olarak görüyor. Dolayısıyla hala eski Bizans’tan alacağı bir intikam, kapatamadığı bir hesabı var. Bu zihniyet fethin üzerinden 562 yıl geçmesine rağmen Taksim’e cami yapılamamasına da bozuluyor. Aynı zamanda Rumelihisarı’nda yıllardır konser verilen alana eskiden orada olduğu iddia edilen bir camiyi yeniden inşa etmeye çalışıyor…

Fakat korkutucu olan şu, merkezi ABD'de bulunan PEW Araştırma Şirketi'nin yaptığı ankete göre Türkiye’de nüfusun yüzde 8’i IŞİD’i destekliyormuş. Nüfusun yüzde 8’i yaklaşık 6 milyon kişi demek. Yani IŞİD zihniyeti sandığımız kadar uzakta değil, içimizde…

Başladığımız cümle ile bitirirsek...

Bu gidişle daha çok utanacağız, haberimiz yok…

 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.