CHP ve din algısı!
Gerçekte sağ partilerle sol partileri ayıran esas nokta, tarihin hiçbir döneminde ve hiçbir yerde “Din konusunda alınan tutum” olmamıştır. Eğer bir sıralama yapacak olursak sol açısından bu konu sıralamanın en altlarında yer alır herhalde. Sol partiler öncelikle geniş halk kitlelerinin –neye inandıklarına bakmaksızın- “çıkarlarını” savunmakla yükümlüdürler. Bütün programını, önermelerini, toplumsal sorunlara çözüm yollarını bu yaklaşım belirler. Sağ partiler ise tam tersine dinsel hassasiyetleri doğrudan siyasallaştırarak, kaşıyarak, kestirmeden oy toplamanın bir “Aracı” durumuna getirerek ve her fırsatta bir çatışma argümanına çevirerek iktidar olmada “Kullanmacı” bir tutum sergilemişlerdir. Bununla birlikte, bazı tarihsel koşullarda, din konusunda hiçbir problemin olmadığını söylemek de doğru ve gerçekçi değildir. Ancak bu tarz problemler “Din karşıtlığı”ndan ziyade, dönemin siyasal zorunluluklarıyla alâkalıdır. Örneğin devrimci altüst oluş süreçlerinde “Eski rejimin ideolojisi” sayılan din, uygulamada farklı karşılanabilmiştir. Hatta dönemine göre “Sert” sayılabilecek “Tedbirler”e yol açabilmiştir. Bu, inancın kendisine karşıtlıktan kaynaklanmamaktadır. Daha çok, bir “Karşı devrim dalgası”na manivela olabileceği endişesindendir. Örneğin bu durum 1930’daki Menemen Olayı’ndan sonra daha da belirginleşmiştir. Din konusundaki klasik refleksleri bu “Kaygı” belirlemiştir. Şimdi öyle anlaşılıyor ki CHP, üzerine yapışmış kalmış imajı gözden geçirme ihtiyacı içindedir. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun son beyanatları da bunun sinyallerini verir yöndedir. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun Radikal’deki söyleşisinde “İnsan odaklı özgürlükler partisi olmak istediklerini” belirterek “CHP’nin dine karşı olduğu algısı yanlıştır, değişecektir.” demesi mevcut arayışın bir dışavurumudur. Aynı şekilde Doğan Yurdakul'a hastane ziyareti sonrası sarf ettiği ''Uzun yıllar AKP benzeri partiler CHP'nin dine karşı bir parti olduğu algısını yaygınlaştırmak istediler ve bu konuda özellikle Anadolu'da yaygın bir propaganda yaptılar” şeklindeki şikâyetçi sözleri tamamlayıcı fakat içi doldurulmaya muhtaç niteliktedir. Tabii CHP’nin bu “Dönüşüm”ü nasıl ve hangi araçlarla yapacağı henüz meçhuldür. (Eğer geçmişteki “Çarşaf açılımı” gibi yapılacak ise hiç yapılmasın daha iyi!) Ki, çok hassas bir noktadır. Sağ partiler gibi de davranamaz. Ancak hiçbir adım atmadan da duramaz. (Tabii elindeki hazır “Laik oyları” kaybetme riski de vardır!) Bu yönüyle biraz sakal bıyık meselesi gibi duruyor! Sanırım bunun “Kıvamı”nı, vereceği “Elektrik” ve “Duruş”u tayin edecektir.Hem özgürlükleri ilkeli savunup hem de aynı konudaki aşırı siyasallaşmanın verdiği zararı telafi etmek “Zor” görünüyor. Ancak mümkündür ve denenmelidir. Şayet başarılabilir ise “Tarihsel açık” kapatılabilir…