Türk siyasi tarihinin en eşitsiz ve adaletsiz koşullarında gerçekleştirilen yerel seçimler iktidarı pek mutlu etmedi. Özellikle İstanbul’u 25 bin oy farkıyla kaybetmeleri travmatik sonucunu pek kabullenemediler. Sandık sonuç tutanakları ile birleştirme tutanakları arasında buldukları birkaç maddi hataya bel bağladılar, ama bundan bir şey çıkmayacağı görüldü. Şimdi de tüm sandıkların yeniden sayılarak yüzde üç civarındaki geçersiz oylardan “kâfi miktarda” bir kısmının kendi hanelerine yazılmasını umar duruma geldiler.

Aslında İstanbul’daki İmamoğlu’nun 25 binlik oy farkı yüz binlerce oy kadar değerli bir farktır. Tüm Türkiye’nin ve Dünya’nın gözleri önünde açıkça yürütülen eşitsiz ve adil olmayan seçim koşularına rağmen muhalefetin bu başarıyı sökerek alması, binde üçlük oy farkından çok çok daha değerli bir sonuçtur. Daha önce Toplumsal haber sitesindeki “Tarihin En Provokatif Seçimi” başlıklı yazımda bu konuyu ele aldığım için burada yinelemeyeceğim. Uluslararası Şeffaflık derneğinin “2019 Yerel Seçimleri Tarafsızlık İzleme Çalışması” başlığı altındayayımladığı raporlar, seçimlerde yaşanan hukuksuzlukları tarih tarih sıralıyor.

Bu seçimlerde muhalefet, yalnızca bir iktidar partisinin Belediye Başkan adaylarına karşı mücadele vermekle kalmadı. Bu sefer doğrudan baskıcı bir devlet örgütüne karşı çalışmalar yürütülmek zorunda kalındı.

Özetleyecek olursak bu mücadele ve seçimler;

Cumhurbaşkanı ile birlikte devletin bakanlarının, valilerinin, kaymakamlarının il-ilçe parti başkanı gibi tüm imkânlarıyla alanlara indiği bir seçim sürecine;

Herkese hesap soran ama hiç kimseye hesap vermeyen bir tek adama;

Başta toplantı, ifade ve basın; tüm özgürlüklerin bitirildiği bir hukuksuzluğa;

Nerdeyse tüm medyanın devlet imkânlarıyla tek bir borazana dönüştürüldüğü Goebels tarzı propaganda sistemine;

Devletin TRT’si ve Anadolu Ajans’ının iktidarın basın ofisi şeklinde çalışmasına;

Üç erkten birisi olan Yargı’nın iktidarın hukuk bürosu haline getirilmesine;

Muhaliflerin yargı sopasıyla korkutulmasına, sebepsiz tutuklamalar ve hükümlere;

Zaten ekonomi krizdeyken hazinenin dar kaynaklarının sırf seçim süresince çar-çur edilmesine;

Yerin-göğün ve kafanızı kaldırdığınızda görüş alanınızı kaplayan her noktanın reis fotoğrafları ile kaplandığı, muhalefetin kıt kaynaklarla astırdığı afişlerin ise belediyelerce söküldüğü bir propaganda sürecine;

Kısacası, siyasi iktidara karşı olmanın komple devlete karşı olmak durumuna getirildiği bir sürece rağmen, tüm bunlara karşı verilen mücadele ile alındı bu başarılar.

Önceleri sandığa gitmekte tereddüt yaşayan muhalifler bu seçimlere katılarak, iktidarın yenilemezliği mitinin yıkılmasını sağladılar. Bu bile başlı başına çok önemli bir kazanımdır. Umutların yaşatılması gerektiğini, ülkede demokrasi adına tek işleyen mekanizma olarak seçimlerin bir şeyleri değiştirmeye yetebileceğini görmüş oldu toplum. Bu sonuçlar, içi kararmış Türk insanına umut ışığı vermesi bakımından ayrıca çok önemli olmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.