banner87
Moody’s’in Türkiye’nin notunu düşürmesinin ardından ulusal gazeteleri takip ediyorum. Hemen hemen her gazetede “İşadamlarından Moody’s’e tepki” başlıklı haberlere rastlamak mümkün. Yıllarca ben de ulusal gazetelerin ekonomi servislerinde muhabirlik yapmış biri olarak bu haberlerin nasıl bir ruh haliyle yapıldığını çok iyi biliyorum. Telefon defterini ya da rehberi açıp Moody’s hakkında olumsuz şeyler söyleyebilecek isimler belirleyip aramaya başlarsın. Hepsinden birer paragraf görüş alırsın, aslında bazen dinlemeye bile gerek olmuyor, çünkü yeni ya da farklı bir şey söyleyen bir işadamına rastlamak artık çok zor. Bu zamanda hükümeti eleştirecek tek cümle kurmak mangal gibi yürek istiyor, ya FETÖ’cü diye mallarına el konur ya da hemen vergi memurları şirketinizi basar.
 
Fed’e de kızacak mıyız? Neyseki hala ülkede ümit var, gelişmeleri veriler ışığında değerlendiren köşe yazıları, analizler yapıldı bu konuda. Dikkatimi çekenlerden biri Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş’ın değerlendirmesiydi. Aktaş, benim de bir önceki yazımda belirttiğim gibi “Biz beğensek de beğenmesek de, kabul etsek de etmesek de önemli olan yabancıların bu not düşüklüğünü nasıl algılayacağı” diyor. 
 
Aktaş, yazısında önemli bir konuya da dikkat çekiyor. Bu, çok yakın bir zaman da hepimizin hayatını etkileyecek. Yakında Fed toplantısı yapılacak ve uzun zamandır beklenen faiz artırımı kararı çıkacak. Fed’in faiz artıracağını herkes beklerken biz içeride faizleri düşürüyoruz. Bunun ne kadar akılcı bir yaklaşım olup olmadığını yakında yaşayarak göreceğiz. 
 
Ekonomideki bozulmanın sürdüğünü dün OVP hakkında konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in konuşmasından da öğrendik. Farkındaysanız her yıl bir Orta Vadeli Plan yapılıyor, rakamlar, beklentiler ortaya koyuyor. Yıl sonu yaklaştığında da daha doğrusu her yıl sonu yaklaştığında ilgili bakan çıkıp çeşitli gerekçelerle neden hedeflerin tutturulamadığını izah ediyor. Bu yıl da turizm gelirleri, darbe girişimi ve tarımın etkisinin zayıflaması nedeniyle ilan edilen hiçbir hedefe ulaşılamıyor. 
 
Uzun zamandır yapılması gereken ekonomik ve siyasi reformlar konusunda da tek bir adım atılmış değil. Hatta FETÖ operasyonu bahane edilerek hukukta tavan yapan bozulma daha da derinleştiriliyor. Ekonomi de siyasette günü kurtaracak politikalarla yaşamımızı sürdürüyoruz. En ufak bir sarsıntıda ise daha fazla etkileniyoruz. Dolayısıyla “siyaseten Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışanlara” en iyi yanıtı reformları yaparak, demokrasi ve ekonomiyi güçlendirerek verebiliriz.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.