Birkaç gün önce, dünyada sinema endüstrisinin en önemli ödülleri olan Oscar ödüllerini alanlar açıklandı.  Altı dalda Oscar’a aday gösterilen Spotlight adlı film, 88. Akademi Ödülleri’nde en iyi film ve en iyi özgün senaryo ödüllerini aldı. Başrolündeki Leonardo Di Caprio da en iyi erkek oyuncu seçildi. Önümüzdeki günlerde Türkiye’de de vizyona girmesi beklenen film, gazetecilik üzerine düşündüren konusuyla da dikkat çekici. ABD'deki en eski araştırmacı gazeteci birimi The Boston Globe'un "Spotlight" takımını konu alıyor. Bu anlamda gerçek hayattan uyarlanmış diyebiliriz. Filmde Katolik Kilisesi’ne bağlı yüzü çok sayıda rahibin çocuklara cinsel taciz ve istismarda bulunması ve bu taciz olaylarının kilise tarafından örtbas edilmesinin araştırmacı gazeteci ekibi “Spotlight” tarafından ortaya çıkartılması anlatılıyor. 

Gazeteci hikayelerini anlatan çok sayıda film var aslında. Bunların arasında başarılı olmuş ve tarihe geçmiş çok sayıda siyasi film var. Bunların belki de en önemlisi 1983 yılında çekilen ‘Ateş Altında’ filmi. 1979 yılında Nikaragua'daki Somoza rejimine karşı başlatılan iç savaşın son günlerini konu alan bir siyasi film. Konu gazetecilik olunca, iş ister istemez siyasete doğru gidiyor çünkü gazetecilik yapmak bazı siyasetçilerin çıkarına dokunuyor. 

Filmde, Başkan Somoza rejimine karşı Sandinistaların başlattığı ve giderek yayılan isyanı izlemek için birçok ülkeden gazeteciler Nikaragua'ya gelmektedir. Film bir yandan o çalkantılı ortamı, bir yandan da hızla gelişen olayları, diğer yandan üç gazeteci arasında olup bitenleri anlatır. Filmin başrol oyuncularından biri olan Nick Nolte, unutulmaz Russell Price karakteri ile sinema tarihine geçmiştir. 

Bu türdeki bir başka film 1982 yılında çekilen Kayıp (Missing) filmidir. Costa Gavras'ın yönettiği filmin başrol oyuncusu Jack Lemmon, kaybolan gazeteci oğlunun peşinden Amerika’dan Şili’ye gelen bir babayı canlandırır.  1982 Cannes Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanan film, 1973'te Şili'de gerçekleşen ve demokratik yollardan işbaşına gelen Salvador Allende'nin devrildiği ABD destekli kanlı askeri darbeyi anlatır.  Filmin konusu darbe sırasında kaybolan ABD'li gazeteci Charles Horman'ın gerçek hikayesinden uyarlanmıştır.

Gazeteci hikayesi anlatan siyasi filmlere son bir örnek vermek gerekirse, tartışmasız Salvador öne çıkar. 1986 tarihli unutulmaz filmin yönetmeni Oliver Stone, başrol oyuncusu James Woods’dur. Latin Amerika ülkelerinden El Salvador’daki iç savaş sırasında, burada görevli gazetecilerin öyküsünü anlatır. Filmde Amerikalı gazeteci Richard Boyle, serbest muhabir olarak çalışmaktadır ve haber yapmak için El Salvador'a gitmeye karar verir. Yanındaysa işsiz bir DJ vardır ve yolculuklarının sonunda, sınırı geçtiklerinde bir cinayete tanık olurlar. Şehirdeki durum zannettiklerinden daha da ciddidir ve gerçekliğin içine girdikçe ülkenin kaosa doğru sürüklendiğini fark ederler. 

Bu tür gazeteci hikayeleri anlatan filmlerdeki ortak duygu, yaşanan tüm zorluklara rağmen haberi vermenin getirdiği tatmin ve mutluluktur belki de…

Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde iktidara karşı haber yapmak, her zaman zor olmuştur.

Ama bugün gazeteciliğin en temel ilkeleri bile baskı altına alınmaya çalışılıyor. Hem özgür basın hem düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda büyük bir mücadele veriliyor. Gazetecilik son derece zor ve tehlikeli bir süreçten geçiyor. Araştırmacı gazeteciliği bırakın, haber yapma hakkı bile neredeyse tanınmıyor. Şu satırları yazarken bile, açılan yeni bir davanın ve duruşma gününün bilgisi geliyor. 

Özellikle ülkenin güneydoğusu adı konulmamış bir iç savaş yaşıyor. Bu bölgede gazetecilik neredeyse can pahasına yapılıyor.  Çatışmanın ortasında kalan gazeteciler, bazen hayatlarını kurtarmak için bir yerlere sığınmak zorunda kalıyor, hatta hayatını kaybediyor. Azadiya Welat Gazetesi’nin genç Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş’ın başına geldiği gibi… Görev sırasında yaralanıp bir bodrum katına sığınan Rohat Aktaş’ın hikayesi filmlere konu olacak cinsten. Yazı işleri müdürlüğünün yanı sıra sahayı da görmek isteyince, ilk görev yeri olarak Cizre’ye gönderilmiş ama sokağa çıkma yasağının bulunduğu Cizre’de önce çatışmalarda yaralanmış, sonra da çöken bodrum katında kalmış. Kendisinden uzun bir süredir haber alınamayan Rohat Aktaş’ın cenazesi, morgdaki kimliği belirsiz cenazelere uygulanan DNA testiyle teşhis edilebildi ne yazık ki... 

Gazeteciliğin bu zor günlerinin de bir gün filmi çekilir belki…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.