banner87

Büyük bir merakla beklediğimiz seçim sonuçları belli oldu.

Tayyip Erdoğan yüzde 52’nin üzerinde bir oy alarak ilk turda Cumhurbaşkanı seçildi. AKP ciddi miktarda oy kaybetmesine rağmen MHP’nin oylarını koruması sayesinde Cumhur İttifakı parlamentoda çoğunluğu sağlamayı başardı.

Muharrem İnce, 1977 seçimlerinden beri CHP’nin aldığı en yüksek oyu aldı ancak bu seçimleri ikinci tura taşımaya yetmedi. CHP’den iyi partiye ve daha ziyade HDP’ye bazı stratejik tercihlerle ciddi miktarda oy kaydı.

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geldiği tarihten bu yana en düşük oyunu aldı.

HDP batıdan gelen stratejik emanet oylar sayesinde barajı aşmayı başardı.

Selahattin Demirtaş ise ancak HDP’nin çekirdek oylarını alabildi.

İyi parti yüzde 10 civarında bir oy alarak orta vadede merkez sağda bir seçenek olabileceğinin sinyalini verdi.

Meral Hanım ise partisinin aldığı oydan daha azını aldı. Bu durum Meral Akşener için ciddi soru işaretleri olmasına neden olacaktır.

Saadet Partisi ve onun lideri Temel Karamollaoğlu ise tam bir hayal kırıklığı yarattı.

Siyasette bazılarının çıkardıkları gürültü onların boylarını aşıyor maalesef.

Bunu bir kez daha görme şansımız oldu.

Seçimin özeti temel olarak böyle…

Peki, bundan sonra siyaset cephesinde ne olacak?

Bu alandaki gelişmeler ekonomik dinamikleri de doğrudan etkiliyor.

Dilerseniz önce iktidar cephesinden bakalım.

Tayyip Erdoğan ortasından karpuz gibi ikiye bölünen ülkenin diğer mahallesinin oylarını toplamayı başardı. Ancak bu ülkenin çok rahat yönetilebileceği anlamına gelmiyor.

Türkiye ciddi bir şekilde yeniden dengelenme ihtiyacı içinde.

Tayyip Erdoğan’a oy veren kitleler her zamanki şekilde büyük bir iştahla sandık başına gitmediler.

Miting meydanlarında da bunu çok net olarak gördük.

AKP’de yaşanan yaklaşık 8 puanlık erime de bunun başka bir göstergesi.

Nitekim milletvekili sayısı 50 artmış olmakla birlikte AKP’nin vekil sayısı yaklaşık 20 düştü.

AKP artık mecliste MHP’ye ve onun liderinin kaprislerine çok daha bağımlı ve muhtaç hale gelmiştir.

Özetle Cumhurbaşkanının arkasında duran kitle ona son kez bir şans verdi.

Bu son şansı iyi kullanıp kullanamayacağı ekonomi ve dış politikada takınacağı tavırla doğrudan ilgili olacaktır.

Erdoğan’ın önünde iki seçenek var; Ya biz artık 2002 yılında olduğu gibi kurucu ayarlarımıza geri dönüyoruz diyecek ki bu durumda Batı ile ilişkiler yeniden ele alınacak ve ekonomi politikaları tekrar gözden geçirilecek…

Ya da toplumu geren, kutuplaştıran tavır devam edecek.

İlk durumda Türkiye dengelenebilir…

İkinci durumda ise yaz sonundan itibaren büyük bir ekonomik sıkışma bizi bekliyor demektir.

Yerim kalmadı Perşembe devam edeceğim…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
serafettin 2018-06-26 05:57:11

hani ulkenin gecmis halini okumayip bilmesem su yazilanlara kesin inanirdim,,yavv avrupami kaldi adamlar ac ac karinlari ac sömürecek ülke ariyorlar artik yok kalmadi cogu ülke artik kendi silahini Beyaz esyasini tarimini falan filan uretiyor artik avrupa ürününü satacak pazar bulamiyor turkiye Dogru yolda az daha sabir bence

Avatar
Kawa 2018-06-27 01:05:43

Emperyalizmin tercihi her zaman ılkel cahil insandan yanadır ve o istediği için ortadoğu daki liderler degismiyor baksanıza binlerce yıl insanligi beslemiş bu topraklar tahıl ambarı topraklar şimdi saman ithal eder duruma gelmiş insanlık uzaya bir kaç yıl için de taşınacak bizimkiler beyaz eşya veya birkaç ucuz silah yaptı diye aklı nerede kalmış uyanın uyanın