TEKİRDAĞ’DA meydana gelen tren kazasında 24 vatandaşımız hayatını kaybetti, onlarcası yaralı.
Büyük bir acı yaşıyoruz. 
Tren mi raydan çıktı, ne oldu bilmiyoruz.
Aşırı yağış nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalmasından kaynaklandığı açıklandı.
Ama yine ihmaller zinciri çıktı karşımıza...
İddialar arasında ‘Menfez bakım ve taş duvar işleri’ ihalesi ödenek tahsis emri çıkmadığından iptal edildiği var. Bu şu anlama geliyor; ihalenin yapılması için devlet bütçesinden buraya para aktarılmamış!
Bir de şu soru var: Mademki gerekçe menfezle ray arasındaki toprak boşaldı olarak belirtildi.
Peki, tren yolunu kontrol eden TCDD işçileri yok muydu?
Güzel güzel giyinmiş, vagonun merdivenine ayağını koymuş, gözünde güneş gözlükleri, belli ki çok mutlu. Kalbindeki çocuk saflığı, yüzündeki gülümsemeye yansımış. Kim bilir hangi heyecanı yaşıyordur o trene binerken, belki akrabalarına, belki küçücük bir tatil yolculuğunun ilk basamağına koymuş ayağını.
Ve küçük Oğuz Arda artık yok.
Tren kazasında Oğuz Arda ve babası da hayatını kaybetti...
Şimdi beylik cümleleriyle baş başa kaldık: “Soruşturma, araştırma, kovuşturma başlatıldı” gibi.
Peki, bütün bunlar, o yavruyu geri getirecek mi?
Getirmeyecek!
Soruşturulduğunda, araştırıldığında, kovuşturulduğunda; oluyor?
Soma’da göz göre göre ölüme gönderilen maden faciasının araştırmasının sonucunda ne olduysa o olacak…
Aladağ’da ne olduysa o olacak…
Ateş düştüğü yeri yakacak ve ölenlerin yakınları tarifsiz acılarıyla baş başa kalacak.
Sonra unutacağız, devletin muhteşem törenlerine çevireceğiz gözlerimizi. 
İnsan hayatının önüne geçen siyasetin kulvarında bir o yana, bir bu yana savrulacağız.
Kaçırılıp cinsel tacize maruz kalarak öldürülen, ihmallerle dolu bir yurtta diri diri yanan çocuklarınızı, güpegündüz, sokak ortasında öldürülen kadınlarımızı, yerin yedi kat altında can veren madencilerimizi unutmadık mı?
Unutacağız, unutacağız.
Çünkü unutmak en çok bize yakışıyor.
Siyasetin önde gelen figürleri; “Sen yendin, ben yendim; sen kazandın, ben kazandım” kavgasının içinde devem ederken insanlarımız ölüyor.
Bütün siyasilere sözüm şudur; Hiçbirinizin kazandığının kıymeti, bir heyecanla o vagona binen çocuğun canı kadar kıymetli değildir.
Kayıkçı kavgaları arasında yitip giden hayatlarımız var,
Kazanmak üzerine kurulu bir sistemin içinde herkes bir gün kazanabilir. 
Ancak, insanlığımız sürekli kaybediyor.
Farkında mısınız?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.