banner58

Referandum sürecinde ekonomi ile ilgisi olmayan konulara değinmekten kaçınmak istiyorum ancak maalesef mümkün olmuyor! Çünkü ortalıkta o kadar anlamsız, mantıksız ve gerçek dışı iddia, öneri, görüş dolaşıyor ki isyan etmemek elde değil. 

 

Bilal Erdoğan’ın başkanlık sisteminin Türkiye’ye getireceği yararlar üzerine yaptığı konuşmayı duymuşsunuzdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, birkaç gün önce Vuslat Platformu tarafından Üsküdar'da düzenlenen etkinlik kapsamında “Büyümede Birlik ve Liderliğin Rolü” konulu konferans verdi. Erdoğan haliyle babası başkan olduğunda Türkiye’nin neler kazanacağını anlattı. Konuşmasında da ilginç bir çıkış yapıp Türkiye’deki parlamenter sistemi “Kabineter” olarak adlandırdı.

 

Kendisi, “Nedir bu kabineter sistem? Bakanlıkların ve bakanlık bürokrasilerinin kutsandığı, onların yasama ile yürütme üzerinde egemen olduğu sistem. Sen istediğin kadar yasama yap, istediğin kadar yürütmeye hakim olduğunu düşün. Bunlar bakanı öyle bir avuçlarının içine alıyorlar ki, ‘Sayın bakanım bunu yaparsak mahvoluruz, bunu yaparsak yanarız.’ Bizim sistem hakikaten bakanlık bürokrasilerinin egemenliğinde olan bir sistem. Şimdi bizim bu bakanlık bürokrasilerini tam anlamıyla halka hesap veren yürütmenin güdümüne almamız lazım” saptamasında bulunmuş.

 

Yanıtlanması gereken iki soru var

 

“Kabineter” sistemin koalisyonları doğurduğunu da iddia eden Bilal Erdoğan, “Şimdi Recep Tayyip Erdoğan döneminde iyi lider, güçlü lider gördük diye bu sistemin tek parti iktidarı üreteceğini sanmaya başlayanlar oldu. Tayyip Erdoğan döneminde iyiyiz ama Tayyip Erdoğan’dan sonra ne olacak bunu iyi düşünmemiz lazım” demiş. Bu konuşma üzerine iki konuya değinme zorunluluğu doğdu. Bence de Tayyip Erdoğan sonrasını iyi düşünmemiz lazım!

 

Erdoğan’ı güçlü lider, Türkiye’nin ihtiyacı olan başkan olarak görenlere bunu sormak lazım. Evet, Erdoğan’dan sonra ne olacak? Yerine gelecek kişi gerçekten de çok beğendiğiniz Erdoğan gibi mi olacak? Erdoğan’ın yeni anayasa ile elde ettiği ‘sonsuz’ hakları suiistimal etmeyeceği konusunda kuşkusunuz yok ancak bir sonraki başkan da aynı özelliklere sahip olacak mı?

 

Gelelim Bilal Erdoğan’ın eleştirdiği kabineter sisteme... Erdoğan, bürokrasinin bakanı avucunun içine aldığını, yanlış yönlendirdiği iddia ediyor. Elbette sorumlu olduğu alanla ilgili bilgisiz, deneyimsiz biri bakan olarak atanırsa bırakın bürokrasiyi çocuğu bile yönlendirebilir. Bakan olma kriteri “bizden olsun yeter” olunca güçlü bir yürütmeden de söz etmek mümkün olmaz zaten.

 

 Yeni anayasa kabul edilirse bakanı kim atayacak? Cumhurbaşkanı yani başkan... Zaten şimdi de kimin bakan olacağını hükümet kurma görevini alan parti yani başbakan belirliyor ve cumhurbaşkanının onayına sunuyor. Abdullah Gül ve Erdoğan döneminde, Erdoğan’ın onay vermediği hiç kimsenin bakan olamadığını sağır sultan bile biliyor.

 

Bilal Erdoğan’a göre başkanlık sisteminde bürokrasi etkin olmayacak. Öyleyse güçlü yönetim nasıl sağlanacak, tüm yetkilerin tek bir kişinin elinde toplandığı bir sistemle mi? Yani başkan hem sağlık sistemi hem eğitim hem dışişleri hem ormancılık konusunda “uzman” olacak ki ekibi kendisini yanlış yönlendirmesin, böyle bir siyasetçiyi bırakın akademisyen var mı?

Yine müsteşarlar, müşavirler, danışmanlar sistemin yürümesi için kilit rol oynamayacak mı? Sarayın içi zaten danışman dolu ve birkaç isim dışında ne kadar yetkin oldukları ortada. Yoksa güçlü Türkiye için Bilal Erdoğan mı yapacak bu işleri? 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.