İzmir Büyükşehir Belediye davası 27 Şubat 2017 tarihinde yapılan 29. duruşmada tüm sanıklar için beraatla sonuçlandı. Öncelikle yargılama sürecinde gözaltına alınan, tutuklanan, müşahede altında tutulan herkese, ailelerine, yakınlarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

 

İlk operasyonun yapıldığı 02 Mayıs 2011 tarihinden son duruşma gününe kadar bu dava ile ilgili çok sayıda haber, dedikodu, rivayetler paylaşıldı. Kimileri bilmediğinden; kimileri de kasıtlı olarak doğru olmayan bilgilerle, hedef saptırarak paylaşımlarda bulundular. “Güneş balçıkla sıvanmaz” atasözünde olduğu gibi; Dün gerçekleri saptırarak, saklayarak, sahte deliller üreterek işlem yapanların yanlışları bu gün ortaya çıktığı gibi, yarın dosya içerisinde yer alan ancak kamuoyunca bilinmeyen diğer gerçeklerde ortaya çıkacaktır.

 

Duruşmada, Cumhuriyet Savcı’sı mütalaasında özetle; Soruşturmanın 2010/30651 numaralı dosyada bulunan 02 Mart 2010 tarihli soruşturma belgesi ile başlatıldığını,

 

Dosyanın içeriğinde bulunan belgelerin incelenmesinden, İzmir Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü’nde görevli polislerin hedef kişileri belirleyerek suçu vasıflandırdığı, kimin dinleneceğine, kimin takip edileceğine kolluğun karar verdiğini,

 

Suçun işlendiğine dair kuvvetli bir şüpheyi gösterir durum olmamasına, delil araştırılmamış hiçbir şey yapılmamış iken, savcılar ve karar veren hâkimlerce soruşturma numarası verilmesi ile birlikte iletişimin tespiti ve teknik takip kararı verdiklerini,

 

Öncesinde, Cumhuriyet Savcısı’nın talimatı olmaksızın araştırma yapan polislerin yaptıkları istihbari çalışma yetkisinin hukuk dışı olduğunu,

 

İddianamede soruşturmanın Cem Cevahir Kiraz’ın 08.04.2010 tarihinde Özel Yetkili Savcılığa başvurması ile başladığı belirtilmekte ise de,

 

Soruşturmanın, KOM Şube Müdürlüğü’nün ‘ Nitelikli Dolandırıcılık Kısım Amirliğin de görevli C.Z ve Ö.G. isimli iki polis memurunun düzenlediği 02 Mart 2010 tarihli 13. klasörde bulunan raporu ile başlatıldığını,

 

Soruşturmanın bir suç üzerine değil, suç bulabilmek amacıyla baştan hukuka aykırı başlatıldığını, Ortada bir örgüt olmadığını, örgüt olması için gereken koşulların bulunmadığını,

 

Hukuk dışı yollarla delil oluşturulmaya çaba gösterilerek örgüt yaratılmaya çalışıldığını,

 

Delilden suça değil, suçlamaları geçerli kılmak için delil üretilmeye çalışıldığını,

 

Bilirkişilerin sahte delil ve hukuk dışı yöntemlerle elde edilen delillere dayanarak hazırladıkları bilirkişi raporlarının geçersiz olduğunu,

 

Gizli tanık olarak ifadeleri geçenlerin ifadelerine itibar edilmeyeceğini,

 

Gizli takip, dinleme, izleme işlemlerinin hukuka aykırı olup geçersiz olduğunu, “Zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olduğunu”, belirterek hukukun gereği tüm sanıkların beraatı şeklinde mütalaasını vermiştir.

 

İlk sözü alan şüpheli Kocaoğlu’nun avukatı, savcılık mütalaasına katıldıklarını, o zaman Genel Sekreter. S. Ersu Hızır ile Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, belediyenin bir başka evrakında bulunan imzalarının kes - kopyala - yapış- tır şeklinde adisyon fişi üzerine monte edilerek elde edilen sahte delili daha önce mahkemeye sunduklarını, dosya muhteviyatının hukuk dışı yöntemlerle üretilen delillerle dolu olduğunu, operasyonun amacının müvekkili Aziz Kocaoğlu’nu tutuklamak olduğunu ancak bunu gerçekleştiremediklerini, “Zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olduğunu” belirterek, tüm şüpheliler için beraat kararı verilmesini talep etmiştir.

 

Avukatım da, her ne kadar dosya içeriğinde soruşturmanın 2010 yılın da başladığı belirtilse de; 2006-2007-2008-2009 yıllarında müvekkilim S. Ersu Hızır’ın dinlendiğinin sabit olduğunu, iş yerinde ve evinde bu kadar uzun süre dinlenmesine karşın suç unsuru ile ilişkilendirilemeyen müvekkiline karşı usulsüz dinleme, takip, yapanlar ve karar verenler hakkında daha önce de suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, mahkemenin de bu yönde karar almasını ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesini talep etmiştir. Diğer avukatların da benzer konuşmaları ve mü- vekkillerinin beraatlarını talepleri sonrası; Mahkeme heyeti özetle; “Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” sözüne vurgu yaparak, örgüt olmadığına delillerin toplanması ve soruşturmanın başlatılması aşaması dâhil olmak üzere yapılanların, Hukuka ve usule aykırı olarak gerçekleştirildiğini belirterek tüm şüphelilerin ayrı ayrı beraatlarına karar vermiştir. İlk operasyonun yapıldığı 02 Mayıs 2011 tarihinde bir numaralı sanık olarak gözaltına alındığım bu dava ile ilgili, mahkeme heyetince kesin karar yazılmasını ve kararın kesinleşmesi için karar duruş- masına katılmayan şüpheli ve vekillerine gerekçeli kararın tebliğini ve hükmün kesinleşmesini bekleyeceğiz. “İnsan adaletin olduğunu hissettiğinde, ona dokunabildiğinde umut ediyor yaşadığını anlıyor. Kendisi için adalet isteyip, başkalarına adaletsiz davranan ikiyüzlüler, Bazen bir insan, bazen bir köy, bazen bir kasaba, bazen bir şehir, İsyan ederek gereğini yapacağına inandığı ilahi adalete sığınıyor. Sen, sen ol ki bugün makamına kudretine güvenerek adaletsiz davranırsan, Yarın sana yapıldığın da şikâyetçi olma.” İyi pazarlar.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.