AKP Genel Başkanı Erdoğan ve bakanların büyüme rakamı konusundaki yarışı sürerken, Başbakan Yıldırım çıtayı çift haneli rakamlara kadar çıkardı.
Peki, her şey güllük gülistanlık mı?
Demokrasi ve hukukun rafa kalktığı, OHAL altında bir Türkiye’de ekonomide işlerin rayından çıktığı ve kanamanın durdurulamadığı çok açık görünüyor.
Enflasyon, işsizlik çift hanelerde ve yükseliyor.
Özellikle gençlerde, genç kadınlarda işsizlik kaygı verici boyutlara ulaştı.
Bir yandan vatandaşlar çocuklarına iş bulamıyor, bir yandan da enflasyon sofradaki ekmeği küçültüyor.
Faizler, “faiz lobisi” diye şeytan taşlandığı bir dönemde, Hazine’nin ihtiyacı üzerindeki borçlanmasıyla rekor düzeylere çıkıyor.
Bir ekonomi için en riskli durum çifte açıktır.
Hem bütçe açığı, hem cari açık büyüyor.
OHAL ilanından sonra Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 30’lara gelmiş durumdadır.
Ve bu devalüasyon 212 milyar dolar düzeyinde net döviz açığı bulunan, özel sektöre 180
Milyar TL düzeyinde ek yük bindirmiştir.
Bu yükün sorumlusu kim?
Nasıl ödenecek bu bedel?
Uluslararası doğrudan yatırım girişi, 2015 yılında 17,5 milyar dolara kadar çıkmışken, bu yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 15’lik kayıp ile 6,5 milyar dolara kadar gerilemiş durumda.
Cari açığa katkı sağlaması beklenen ihracat, ithalata bağımlı ve ithalat rakamlarının altında kaldığı için cari açığı (döviz açığı) büyütüyor.
Faizin, dövizin yarın ne olacağını kimse bilmiyor.
Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi seyrediyor.

İşadamı, sanayici, esnaf, çiftçi, vatandaş kimse önünü göremiyor.
Herkes diken üstünde…
Piyasalar panikle hareket ediyor.
Merkez Bankası günü kurtarmaya dönük “uzlaşmalı vadeli döviz satım” ihalelerine başladı.
Bir ay vadede dolar için ortaya çıkan rakam 3,9452… 6 ay vadede ise 4,1363.
Merkez Bankası’nın bulduğu yol pansuman bile değil.
Siyasetin baskısı altında hareket yeteneğini kaybetmiş.
Ekonomiyi canlandırmak için Kredi Garanti Fonu, KOSGEB, TESKOMB ve TOBB aracılığıyla kredi yağdırıldı, teşvikler sağlandı, rekor bütçe açıkları verildi.
Çare bulundu mu?
Krediler üretime dönük yatırımlara, kapasite artırımına mı gitti?
Hayır.
Belki sorunlar biraz ötelendi ama sıkıntılar geçmedi, işsizlik, yoksulluk azalmadı.
Türkiye’de demokrasi ve hukuktan uzaklaşılarak, otoriterleşme eğiliminin artmasıyla, özel sektör yatırımlarının duraklama dönemine girmesi, makina-teçhizat yatırımlarının yapılamaması asla tesadüf değildir.
Kimse kendini güvende hissetmezken, yatırım artar mı?
Aylardır söylüyoruz!
Ekonomi için en iyi teşvik normalleşmedir.
Demokrasi ve hukukun sağlayacağı güven ortamıdır.
Ama hırslar, aklın önüne geçmiş durumda.
Sözde büyüme rakamlarının ipine sarılmış, sallanıyorlar.
Herkesin canını yakacak ekonomideki yangının çok daha büyüdüğünü görmüyor, göremiyorlar.

Halkın ekmeğinin küçüldüğünü, gençlerin işsizlikten eve kapanıp kaldığını, psikolojilerinin bozulduğunu görmek istemiyorlar.
OHAL’in halka, işçiye, üreticiye, esnafa iş dünyasına, toplumun her kesimine faturası büyüyor, büyüyecek.
Büyüme ipi, milletimizin ödediği bu faturayı taşımaya yetmez, yetmeyecek.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.