İngiliz yazar A. A. Milne'in oğlu Christopher Robin Milne'in oyuncaklarından esinlenerek yarattığı masal dünyasını anlatır Winnie the Pooh. Bu dünyanın merkezinde ise hayali "Yüz Hektar Ormanı" var. Winnie, Piglet, Eeyore, Kanga, Roo ve Tigger gibi sevimli hayvanların Christopher Robin ile dostluğunu anlatan kitaplar daha sonraları çizgi film olarak da yıllarca birçok nesli kendine bağlamıştı.

İşte geçtiğimiz hafta gösterime giren Christopher Robin filmi, bir Winnie the Pooh uyarlaması. Her ne kadar Christopher'ın çocukluğu ve onun hayali dostlarıyla ilişkisi düzeyinde başlasa da film, aslında yıllar sonra, onun iyice büyümüş ve evlenip aile kurmuş döneminde geçiyor. Film, küçük Christopher Robin'in Yüz Hektar Ormanı'ndaki dostlarına vedasıyla başlıyor.

Christopher artık yatılı bir okula gidecek ve yetişkinliğe doğru yolun ilk adımlarını atacaktır. Christopher, Winnie’ye veda ederken onu ve diğer dostlarını 100 yıl geçse de unutmayacağını söyler.

Yaşam, Christopher Robin'e hiç de yumuşak davranmaz. Babasının ölümü, İkinci Dünya Savaşı ve savaştan sonra karısı ve kızına zaman ayıramadan geçen iş yaşamı onun yetişkinlerin dünyasında kaybolmasına neden olur. Artık Yüz Hektar Ormanı'ndaki dostlarını unutmuştur. Christopher Robin'in hayalinde kurduğu dünya çoktan gerilerde kalmıştır. Büyümek, insanın çocukluğuna ihanetidir. Ancak büyümemek, yani bu ihanet, ne kadar kaçınılmazdır?

Filmde, Christopher Robin özelinde İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupası'na da tanıklık ederiz. Hem o ruh haline hem de ekonomik duruma... Örneğin; Christopher Robin'in çalıştığı valiz şirketinde işler yolunda gitmez ve patronlar işçi çıkarmak ister. İnsanlar istenilen düzeyde valiz almıyordur çünkü.

Filmin sonunda işçi sınıfının aynı zamanda müşteri olduğunu da hatırlatan Christopher Robin'in patronlarına tavsiyesiyse kapitalizmi tüm gerçekliği ve soğukluğuyla yüzümüze vurur. Christopher, işçileri tatil izni verilmesini tavsiye eder, "tatil ve plajlar sadece zenginler içindir" anlayışına karşı yapılan bu tavsiyeye göre tatile giden o işçilerin de valize ihtiyacı olacaktır ve böylece valiz satışları artacaktır. Elbette satışların artması söz konusu olunca bu tavsiye kabul görür.

Savaş sonrası dönemin genel ruh halini yakalayabildiğimiz sahneler de vardır filmde. Yorgun ve mutsuz insanlar, savaşın bunalımını üzerlerinden atamamıştır. Zaten Christopher Robin'in düş arkadaşlarını unutması tam olarak bunu gösterir bize. Ancak Christopher, savaşı yaşamış bir insan olmasaydı bile günlük hayatın
ve iş yaşamının tantanasıyla zaten “büyümüş” olurdu.

Geçen ay vizyona girmiş olan Tag (Yakalandın) filminde defalarca tekrarlanan, “Oyun oynamayı yaşlandığımız için bırakmıyoruz, oyun oynamayı bıraktığımızda yaşlanıyoruz.” sözünü hatırlatan bir film,
Christopher Robin. Yetişkinlerin dünyasına kendimizi kaptırdığımızda içimizdeki çocuğu öldürdüğümüzü bir kez daha anımsatıyor bize film.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.