Yılsonu büyüme rakamı açıklandı.
Bir yılda yüzde on bir nokta bir büyümüşüz.
Muhalefet hemen eleştiriye başladı.
Bu nasıl büyüme.
Bu rakamlar doğru değil diyerek eleştiriyorlar.
Oysa yanılıyorlar.
Tek tek açıklayalım.
Geçtiğimiz yıl işlenmiş zeytinin kilosu sekiz ile on dört lira arasında idi.
Bu yıl aynı zeytinin kilosu on altı - yirmi iki lira arasında.
Tariş’te geçen yıl işlenmiş ambalajlı incirin kilosu kırk iki lira idi, bu yıl yetmiş lira.
Peynir, yoğurt, süt, hepsinde ki artışlar büyüme hızından da fazla.
Diyebilirsiniz ki bunlar enflasyon rakamları, büyüme ile ne ilgisi var.
Ben de ilişki kurmaya çalışıyorum.
Bir örnekle açıklayalım.
Ülkemizin nüfusu yaklaşık seksen milyon
Bunu sekiz kişilik aileye indirgeyelim.
Aile doğum günü için sekiz kişilik sekiz yüz gram pasta alıyor.
Ve baba pastaya seksen lira ödüyor.
Pastadan her kişiye eşit yüz gramlık bir dilim düşüyor.
Bir yıl sonra aile yine doğum günü için pasta almaya gidiyor.
Baba maaş artışı fazlası kadar artış koyar.
Seksen üç liralık bir pasta ister.
Pastacı bu kez yedi yüz otuz gram pasta verebileceğini söyler.
Baba itiraz edecek olur.
Biz yüzde on bir nokta bir büyüdük,
daha fazla olması gerekirken daha az veriyorsun olur mu der?
Pastacı un, şeker, süt, çikolata fiyatları arttı ondan der.
Yanda ki müşteri devreye girer.
Bina yapmakla bütçen artar ama üretim artmadıkça reel büyüme olmaz der.
Baba şaşkındır.
Diğer müşteri devam eder.
Şeker, un, süt, et, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal edersen tüketim ekonomisi rakamları büyür.
Aradaki tacirler, komisyoncular, arazi rantçıları daha çok kazanır,
Onlara vergi affı gelir senden vergi peşin kesilir,
Onlara çalıştırtacağı her ek eleman için devlet destek verir,
Senin saatlik çalışma ücretin azalır.
Bunun için senin pastan küçülmüştür der.
Baba duyduğu sıkıntı ile eve döner.
Pasta kesilirken hanımına bana küçük bir parça ver der,
Üzülür, düşüncelere dalıp gider.
Maaşına yapılan zam oranını düşünür.
Memur, emekli maaşlarına yüzde üç buçuk zam yapıldı der.
Asgari ücretteki artışta ha keza öyle değil mi? der.
TÜİK’in açıkladığı rakamların altında zam yapılmıştı der.
Ve nasıl büyüdüğümüzü düşünür… düşünür…
Sonunda bulur.
Falanca müteahhittin ranttan kazandığı paraların ona faydası olmadığını anlar.
Evinin bütçesindeki açık…
Cebindeki delik büyümüştür…
Türkiye bütçesi dışarıdan aldığı borçlarla, kredilerle büyüyünce,
Pastanın küçüldüğünü görmüştür.
Bu ekonomik felaketin yaratıcıları, vatandaşın cebindeki deliği gördüğünü ve artık bu deliği hiçbir yama ile kapatamamanın
telaşına kapılmıştır.
Artık rakamları kâğıt üzerinde güncellemenin işe yaramadığının farkındadır.
Evdeki yangınların sadece mutfakta olmadığını biliyoruz.
Bir de terör belası yüzünden evlere düşen yağınlar var ki işte o terör olaylarından birinin yıl dönümündeyiz.
Bir yıl önce bu gün Kayseri de çarşı iznine çıkan askerlerin servisine hain bir saldırı düzenlenmiş ve ülkece çok üzülmüştük.
İki gün önce İstanbul’da bomba yüklü bir minibüs güvenlik güçlerimiz tarafından yakalandı.
Terör odakları ülkemize karşı saldırıları artarak devam ediyor.
Bu güne kadar saldırı ve çatışmalar da yitirdiğimiz şehitlerimize, sivil- asker vatandaşlarımıza
Allahtan rahmet dilerim.
2018 yılında kulağa klasik bir mesaj olarak gelse de dünyanın en çok ihtiyacı olan mutluluk, barış dileğimizi bir kere daha dilemekteyiz.
Huzur içinde bir yıl geçmesi dileği ile iyi pazarlar.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
serkan 2017-12-17 18:03:41

dünyadaki bütün devletler türkiyeyi kıskanıyor türkün türkten başka dostu yok

Avatar
Günseli Arķin 2017-12-18 22:57:41

Ersu Hızır beyin her yazisini eşim ve ben zevkle okuyoruz.Yureginecsaglik.