Acele karar adaletin yolunu tıkar...

Enis Berberoğlu’nun tutuklu yargılanmasına en büyük itirazımız budur.

Kimdir Enis Berberoğlu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi O şahıs mı?

Hayır...

Tanıyıp bildiği hatta gazeteciliğine güvendiği bir isimdir.

Eşi Oya Berberoğlu’nu da tanır, gazeteciliğini de takdir ederdi.

Enis Berberoğlu eğer CHP’den siyasete girmeseydi, Hürriyet’in başında olsaydı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği iftar masasında baş konuk olarak oturacaktı.

Daha önce yayınlanmış bir haberi gerekçe göstererek, casusluk iddiasıyla önce müebbet ardından da 25 yıl hapis cezasına çarptırılan ve bu cezanın Yargıtay aşaması bile beklenmeden tutuklanan Enis Berberoğlu’nun muhatap olduğu bu davranış, uluslararası arenada Türkiye’de medya ve muhaliflere uygulanan baskıların ete kemiğe bürünmesidir.

Bu adalet adına çok acıdır.

Enis Berberoğlu da kararın açıklanmasından hemen sonra Maltepe Cezaevine götürülmeyi beklerken bile kendisine yapılan uygulamayı adeta unutarak, gani gönlü ile cezayı veren mahkeme heyetinin genç üyelerinin gelecekte hukukçuluklarının tartışılmasından dolayı üzüntülü olacağını bir ağabeyi üslubuyla ifade  edecek kadar da gani gönüllü bir insan gazetecidir...

Ya Can Dündar?

Önce benim gözümle Can Dündar’ı anlatayım isterseniz.

Bana göre gazeteci değil...

Televizyoncu...

Kalemi kuvvetli bir adam...

Yaşamını kalemi ile kazanmış bir yazar...

Yankı Dergisinde gazetecilik deneyimini ne kadar kazandıysa kazandı. Ardından mali ilişkileri hep tartışılan bir gazeteci olan Mehmet Ali Birand ile TV dizileri, 32. Gün Programlarında kendisini gösterdi. Dolgun ücret karşılığı biyografiler yazdı, TV programları yaptı. İyi de kazandı. Bilenler bilir, 32. Gün ve Mehmet Ali Birand liberal kişiliği ile bugünkü iktidarın muhalif olduğu günlerde yaşadığı birçok haksızlıklara karşı zaman zaman yanlarında da olmuştu.

Neyse...

Can Dündar Gezi Sürecinde Milliyet Gazetesinde Derya Sazak ile birlikte Milliyet Gazetesinde kader birliği yaptı. O Gazetede yazardı ama Derya Sazak İle birlikte çok etkindi. Milliyet Gazetesi yazarı olarak Gezi Sürecinde Gazetenin Taksim’de yapılan toplantısına katıldı. Derya Sazak’ın yönetimindeki Milliyet’e haber olarak konulan resimlerdeki şiddet eğilimini çağrıştıran resim ve haberlerin Gezi Sürecine zarar da verdiği tezi de yabana atılacak bir iddia değil. Ve Erdoğan Demirö- ren ile yaşananlar. Derya Sazak İle birlikte Erdoğan Demirören’den avans olarak istenen yat ve ev paraları. 100 bin, 150 bin dolarlık rakamlar...

Ve sonuç. MİT Tırları haberi. Bir yıl önce  Aydınlık’ta yayınlanmış. Ortada sır yok ki casusluk olsun. Hangi ülkeye casusluk? Hangi devlet yetkilisinden alınmış. Ama haber ses getirdi ya. Can Dündar bu olayı hemen ekonomiye çevirecek. Kitap yazacak. Kitapta da bu haberi solcu bir milletvekilinden aldığını söyleyecek kadar da mesleki kurallardan habersiz. Kim bu milletvekili? Enis Berberoğlu mu? O dönemde Milletvekili bile değil. Genel Baş- kan Yardımcısı. Hem de basından sorumlu. Ve dava.

En güçlü gerekçe mi? Can Dündar ile yapılan 22 saniyelik bir telefon görüşmesi ve yayınlanan kitabı. O uyduruk kitap en büyük delil oluyor. Can Dündar Almanya’da, Fransa’da bu ülkeler tarafından korunuyor. Akın Atalay yurt dışından dönüyor. Erdem Gül uzun bir süre hapiste yatıyor. CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ceza akarak apar topar tutuklanıyor. Musa Kart, Kadri Gürsel’in de içinde bulunduğu onlarca Cumhuriyetçi tutuklanı- yor. Can Dündar’dan ses yok. Türkiye’ye gelmeyi düşünüyor mu? Belli değil. Bu arada Cumhuriyet’in gayrimenkulleri satılıyor. Bu haberin konusu olduğu dönemde olan Hüseyin Avni Coş merkez valisi olarak görevde. Niye görevini yapamadın diye soran yok. Can Dündar ve sık sık yurt dışına çıkan kankası Derya Sazak’ın hatta diğer kankaları kaçak Ekrem Dumanlı yaşamını serbestçe sürdürüyor. Gezi’de halkı tahrik etmeden özgürlükleri savunan bir yayın yapan, yaralanan foto muhabirini almanın dı- şında Gezi’de boy göstermeyen Enis Berberoğlu CHP Milletvekili sıfatıyla içeride. Hem de Can Dündar’ın yazdığı bir uyduruk kitap da delil gösterilerek. Sizin gibi bizim de aklımız karıştı. Ya Can sen ne ayaksın, kimin adamısın?” diyecek ölçüde.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu şartlarda adalet yürüyüşünde. Sadece Enis Berberoğlu’nu aşan gerekçelerle. Deniz Baykal’ın doğru tespitleri ile bu yürüyüşe her an milyonlar dâhil olabilir. Ya da siz HDP’lileri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına ittirmeye çalışırken sadece onlar değil Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal hatta Bülent Arınç gibi isimler Adalet Yürüyüşüne katılırsa ne diyeceksiniz? Balyoz mağduru generallerin katılım kararı bu anlamda çok önemlidir. Çünkü Türkiye’de adalet arayışları ete kemiğe bürünmüş, sahici bir haldir, imal edilmiş bir sorun değildir. AKP ve Sayın Erdoğan bu sorunu partisini motive aracı olarak kullanamaz. Kullanırsa ters teper. Benden söylemesi.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.