banner87
Ankara’dayız.  Kar yağıyor.
CHP Kurultay delegeleri her köşede.
İstanbul’dan bakışımız doğru.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kurultayda rakibi yok.
Tartışma kurultaydan sonra.
Muharrem İnce de genel başkan adayı olmadığını açıkladı. PM  için alternatif blok liste çabaları da, ‘bireysel’ olacak. Durdu Özbolat son iki PM seçiminde listeyi deldiği gibi. Liste silahşorları var. Örgüt sahip çıkıyor, çıkacak da…
Kemal Kılıçdaroğlu da bu tür demokratik tepkilere kapalı bir genel başkan değil, olmaz da.
Gerçi 120 imza ile Mustafa Balbay’ı aday gösterip o listeyi destekleme görüşünde olanlar var ama bu zorlama bir çaba.
Mustafa Balbay ‘tavşan aday’ olur mu?
Olmaz demeyin. Olur mu olur.
Dünkü yazıda aynı kişiyi sildirerek kendi ismini  yazdırmayı başaran ve 350-400  bireysel oy alan bir isimin PM’ye rahatça seçilebileceğini yazmıştım. Bu rakam yanlışlıkla, sehven 4 bin olmuş. Hem düzelteyim hem de konunun bir daha altını çizeyim. İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara İl Başkanları, ‘blok liste’ ile seçildi. PM listesi ile ilgili önerilerini yarın Kemal Kılıçdaroğlu’na iletecek olan İl Başkanları aslında blok listeden yana.
Ama bir dostum ikaz etti.
‘Bu hep böyledir, blok liste diye yola çıkılır. CHP Kurultaylarında hep çarşaf liste olur.’
Araştırdım doğru. Hep blok denilmiş, çarşaf çıkmış..
Bakalım göreceğiz.

 Kemal Kılıçdaroğlu dikkat

Gelelim PM seçimine.
Bu sözlerim size Sayın Kemal Kılıçdaroğlu..
Liste tanzim etmedeki üstünlüğünüz tartışılmaz? Ya sonrası? Bunu düşünmek gerekiyor..
İsterseniz size AKP’den örnek verelim. AKP kurulurken sadece Bülent Arınç, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener gibi birkaç milli görüşçünün ismi kamuoyunca biliniyordu.
Ama işin aslı öğle değil.
Babe Face yani bebek yüzlü diye takdim edilen, TED ve ODTÜ mezunu Ali Babacan’ı kendi camiası yakından  biliyordu. Kimdi Ali Babacan? Halası 1970’li yıllarda Ankara’da ilk türban eylemini başlatan isim. İsmet Yılmaz da tanınmıyordu. Ama İsmet Yılmaz 1975 yılında Binali Yıldırım ile Avrupa’da aynı denizcilik fakültesinden birlikteydiler. Biz Ahmet Davutoğlu’nu da bilmiyorduk. Ama getirenler biliyordu.
Ayı kaptan su içiyorlardı. Aynı hocanın arkasında namaz kılıyordu. Aynı tarikattan idiler…
Genç isimler ‘abilik’ hukuku içinde yoğruluyordu. Bülent Arınç gitti. Yerine ‘abileşen’ Binali Yıldırım, eski ‘abi’ İsmail Kahraman oturtuldu. Ali Babacan ‘abi’ oldu, Çağatay Kılıç geldi. Mustafa Elitaş’ı kamuoyu beş on yıl önce  biliyor muydu? Kendileri biliyordu… Tanıttılar..
CHP, AKP olsun diyen yok?
Ama soruyorum. Geçen kurultayda 10-12 genç PM’ye seçildi. İlk toplantıda Sayın Kılıçdaroğlu sizin yanınıza oturtulan genç adamın ismini ben unuttum. Sordum hatırlayan da çıkmadı.
CHP’nin PM’si de iç kamuoyunda bilinen isimler olmalı.
Murat Karayalçın, Şükrü Sina Gürel, Hasan Gemici gibi ‘ağabeyiler’ olmalı.
Abilik hukuku çalışmalı..
CHP’nin ‘hafızası’ olmalı. Geleneği olmalı. Bellek işlemeli.
Tecrübe, ‘üst akılı’ temsil etmeli.
Alt akıl da ‘çalışkanlığı’ ve ‘dinamizmi, yani gençliği.
Hangi gençliği.
Bir birine kefil olan, seven ve Anadolu değimi ile ‘dibi belli’ iyi yetişmiş  isimler yer almalı. CHP ‘genetiğine’ ters olmamalı. Mümkünse bu genetik  kodları taşımalı.
Merkezden sola bakan isimler olmalı.
Kim ne derse desin ANAP, DP ve AP kökenli milyonlarca insan CHP’ye oy veriyor. Bu isimler ‘tepeden inme’ olmamalı. CHP merkezden sola bakmalı, ama merkezden de uzaklaşmamalı.
Son not. Milletvekilliği için söylediğim PM üyeliği için de geçerli. Bu koltuklar ‘denge gözetme’ yeri değil. Üretme ve çalışma yeridir. Ödüllendirme makamı değildir. Hizmet için bu gereklidir.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.