banner87

Burada yaşamasak, Türkiye eğlenceli bir ülke aslında…

Tarihi neredeyse yüzyıla yaklaşan bir cumhuriyet olmasına rağmen, burasının Çatladıkapı Muhtarlığı değil, devlet olduğunu televizyonda konuşan cumhurbaşkanından öğrenebilirsiniz. 
Göreve yeni atanan yüzlerce hâkim ve savcıyı -muhtarlar gibi- külliyede toplayan Cumhurbaşkanı ayarı verir; ‘Burası Çatladıkapı muhtarlığı mı? Devletiz biz devlet…’ 
Dünyanın hangi ülkesinde, her sabah televizyonu açtığınızda, başbakan veya cumhurbaşkanını konuşurken görürsünüz? Bu sefer yine kime kızdı diye sormayın. Konular genelde bellidir ve hep aynıdır… FETÖ, Amerika, bölücü terör örgütü, PYD-YPG, hatta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, günlük azardan payına düşeni alır…
Bu çatışmacı dildir belki de ayakta tutan iktidarı… ‘Biz iyiyiz, bizim dışımızdaki herkes kötü’ diye basite indirgenebilecek bir yaklaşımdır ki, kitleleri adeta hipnotize eder…
Önce başbakan konuşur ve yeni anayasa çalışmalarının yakında başlayacağını, başkanlık sistemine geçileceğini müjdeler. Başbakanın canlı yayını biter, hemen arkasından cumhurbaşkanı konuşmaya başlar. Böylece bütün günlük mesailerini televizyonda canlı yayında konuşarak geçirmiş olurlar. 
Gelelim Çatladıkapı Muhtarlığı mevzusuna…
Cumhurbaşkanı tarafından hâkim ve savcılara konu şöyle anlatılır; “Şimdi dünyadan bize akıl verenler var. 'Bu kadar ismi nasıl, nereden biliyorsunuz? (FETÖ’cülerden bahsediyor) Nasıl olur da bunları hemen anında toparladınız...' Bana da söylüyorlar. Biz devletiz. Burası Çatladıkapı Muhtarlığı değil ki, devlet. Nerede, kim ne yapıyor, bunların hepsini bir devlet bilmiyorsa, onun istihbaratı bunu bilmiyorsa, kusura bakmasınlar…"
İşte bu kadar… AKP iktidarı tarafından atanmış, göreve yeni başlayacak hâkim ve savcıların da bu kadarını bilmesi yeter. 
Ama devamı var, çünkü bir şey isteniyor aslında taze hâkim ve savcılardan. Şöyle ki;
“Bizden teröristleri istedikleri zaman kendilerine veriyoruz ama onlar bakın böyle bir teröristi bize vermiyor (Fethullah Gülen). Gün ola harman ola. Aynı şey burada da olabilir. Bir şeyler istediğiniz zaman bu defa da biz (hâkimlere hitaben) sizlere havale edeceğiz. Siz karar vermedikçe biz de vermeyeceğiz. Bundan sonra böyle…"
Yani bundan sonra Amerika bizden bir şey istediğinde, van minut denecek. S&P de işine baksın…
Zaten Hillary’e de kızgınız… Sebep derseniz, şu:
“Bayan Clinton’un açıklamasını çok talihsiz buluyorum. O da PYD-YPG’yi desteklemeye devam edeceğiz diyor. Doğrusu ben bunu siyasi bir acemilik olarak görüyorum. Çünkü bölgenin hassasiyetleri farklı. Siz verdiğiniz silahlarla 600 bin insanın ölümüne neden olduğunuzun farkında değil misiniz? Gökten bombalar yağdırılsın, ne olacak insanlar ölsün. Ölenler zaten hep Müslüman...”
IŞİD’e karşı savaşan koalisyon güçlerinin 63 ülkeden oluştuğunu, buna karşın Suriye’de DAEŞ’in yabancı savaşçılarının sayısının topu topu 10 bin civarında olduğunu da cumhurbaşkanından öğreniyoruz. Demek ki kolay lokma, hadi bakalım…
“Biz 10 bin DEAŞ’lıyı halledemiyoruz koalisyon olarak. Biz PYD-YPG’ye diyoruz ki ‘gel bize yardım et, şunları temizleyelim’… Yav teröristin iyisi kötüsü olur mu? Kusura bakmayın bu bölgede bir koridor oluşmasına izin vermeyeceğiz. Ayrıca, Musul’da mezhep çatışması balonunu söndüreceğiz. Terör örgütleriyle iş tutmak ateşle oynamaktır, onunla oynayanları cayır cayır yakar…”
Tehlikeli sular bunlar ama ne önemi var? Nasılsa artık Rusya ile kankayız. Türkiye, Suriye meselesinde Rusya ile yakın görüşme halinde. Amerika Suriye’de PYD-YPG’ye destek veriyor diye kızan iktidar, Rusya ile yakınlaşıyor ama bu arada Esad hala Esed. Rusya Suriye’ye Esad’ın çağrısıyla geldi ve hem koalisyon güçlerine hem de IŞİD’e karşı koruyor. Bakalım bu denklem nasıl çözülecek derken, televizyonlar Cerablus’tan canlı yayına geçer, hop gündem değişir. 
Türk televizyonları, 24 Ağustos’ta ele geçirilen Cerablus’a çıkarma yapmış. Günlük hayatın nasıl değiştiğini anlatıyorlar. 40 günde şehre Türkiye tarafından elektrik ve su verilmiş, Sağlık Bakanlığı hastane açmış. Duvarlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resimleri ve Türk bayrakları var. Görev yapan 60 sağlık personeli her gün Gaziantep’in Karkamış ilçesinden gidip geliyormuş. Nüfus tekrar 25 bine çıkmış, okullar açılmış. Arapça yazan okul tabelasının yanında bir Türk bayrağı ve ‘İyilik Okulları’ yazısı görülüyor. Çarşı pazar kurulmuş. Ankara Keçiören ve Gaziantep belediyesi her türlü yardımı yapıyormuş. Ankara’dan gelen AFAD ekipleri günde 15 bin kişiye sıcak yemek dağıtıyormuş. Türk inşaat şirketleri binaları tamir ediyormuş. 
İyi güzel de sokakta dolaşan neredeyse bütün kadınlar çarşaf ve peçeli hala…
Cerabluslu kadınlar kurtarılmış mı oluyor şimdi? 
Burası Çatladıkapı Muhtarlığı mı?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.