Pazar günü TAYAD’ın 30’uncu kuruluş yıldönümü etkinliklerine, ilk defa bir basın mensubu olarak katıldım. Grup Yorum ve Efkan Şeşen’i dinlerken, ‘özgür tutsakların’ aileleri ile birlikte bazen hüzünlendik, bazen neşelendik.

Eve dönerken, CHP genel merkezinden bir emekçi arkadaşım aradı. Sesi milli piyangoda büyük ikramiyeyi tutturan talihli gibi neşeli ve heyecanlıydı.

CHP Genel Merkezi’nde personele olan maaş alacağının yarısının  ödendiğini söyleyerek, yazılarımdan dolayı teşekkür etti.

CHP gibi emekten yana olan bir partinin İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç; bu borcu zaten kapatacaktır da, naçizane katkım oldu ise ne mutlu bana...

Bravo Haluk Koç, çaya da bekleriz

Bu gelişme ile galiba Selin Sayek Böke ve Zeynep Altıok'u genel merkeze bir dahaki gelişimde biraz bekleteceğim.

Zira emekçi arkadaşların yemek ve çay ısmarlamak konusunda yoğun ısrarları var.

Ama genel başkan yardımcısı odalarından lütfeder de, halka karışmak için bodrum kattaki ‘fukarahanemize’ inerlerse, demli çayları benden olsun.

Yolu bilmiyorlar ise neredeyse her eylemde halk ile iç içe olan Ali Şeker Abim’in veya Eren Erdem’in tüm centilmenlikleri ile onlara yemekhaneye kadar eşlik edeceklerinden şüphem yok. Lakin ‘bizim çocuklar’ yoksa tek gelmeye kalkmasınlar.

Yoksa yolda “Atatürk posterini indiren, bendim” mizanseninde sürpriz katılımcı olan Necati Yılmaz’a, ‘doktor’ teşkilatından Tekin Bingöl’e veya bazı ‘prens’ belediye başkanlarının eski sorumlusu Veli Ağbaba'ya rastlar iseler, Hak  Muhammed Ali yardımcıları ola...

Hemen Abdüllatif Şener’in Türkiye Partisi’nden CHP’ye nakil, Yasemin Öney Cankurtaran’ın odasına da sığınabilirler. Zaten çok gelip giden de yok...

Ama yardım, Cizre’de bodrumda bekleyenlerinkinden hızlı ulaşır. Çünkü maalesef emekçileri şu ana kadar göz ardı edenler, ‘finansçıları’ görmezden gelmezler...

Cemaat ateşi, CHP’yi içten içe sarmış

Bırakalım espriyi de, sadede gelelim.

Haluk Bey'in hazırladığı CHP Mali Raporu’nda, 2015 yılı içerisinde 65 milyon TL’lik reklam giderinin bir kısmının bazı ‘Cemaat medyalarına’ aktarıldığı söylemleri, genel merkez de “Bu olay da Aylin Nazlıaka’nın Atatürk posteri skandalı gibi patlarsa, ne yaparız?” kulislerine sebep oluyormuş.

Talat Atilla’nın gazetecilik başarısına, Yılmaz Özdil, Ahmet Hakan gibi yazarlar bahsedene kadar sessiz kalan Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, bakalım CHP içerisindeki bu ‘Cemaat’ olayına ne zaman noktayı koyacak?

Ama anlaşılan ateş içten içe bacayı sarmış durumda...
Çünkü CHP içerisindeki ‘Cemaat’ lakırdısı dillendikçe, neredeyse her yetkili “Bakın, ben değilim” dercesine, bir Atatürk koreografisi içerisine giriyor. En azından sosyal medyada Atatürk ile resmini paylaşıyor.

Neredeyse Mehmet Bekaroğlu, Atatürk’ün cenazesinin gösterildiği resim sergisini açacak veya Sezgin Tanrıkulu, Cumartesi Anneleri’nden “Bu haftaki eylemi taksimdeki Atatürk Anıtı önünde yapın da, gelip iki poz vereyim” diye ricada bulunacak...

Atatürk’ün en büyük savaşı

Atatürk, “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir” demişti. “Unutmayın ki; en büyük savaş cehalete ve gericiliğe karşı yapılan savaştır” sözü de hâlâ zihinlerimizde...

Peki, CHP de bazı yöneticiler ne yapıyor? Fikirleri unutmuş, resim peşine düşmüşler...

Tamda ‘darbeci’ Evren'in ve Ankara'nın karanlık dehlizlerinden ‘ulusalcılığın’ bile içini boşaltma talimatı alanların, arkasına saklananların görmek istediği tablo...

Bizler ise savunmasına “Kurtuluş Savaşı’ndaki şehitlere selam olsun ki, biz devrimciliği Mustafa Kemal’den öğrendik” diyen Deniz Gezmişler’in ‘kafasını’ yaşamakta hâlâ ısrarcıyız...

O yüzden görme fırsatımız olmasa da Atatürk’ün fikirlerini, duygularını anlıyor ve soruyoruz?

Örgütler üvey evlat, eğitim tatilde

Cehalete karşı en büyük savaşı veren CHP örgütlerine, tüzük gereği eğitim için parti gelirinin yüzde 15’i ayrılmalıdır. 2015 yılında bu 25 milyon TL ediyor. Ama maalesef 2015’te eğitime sadece yaklaşık 1,000 dolar harcama yapılmış.

Ayrıca gericiliğe karşı en büyük savaşı veren CHP örgütlerine, tüzükte “Hazine yardımının yüzde 40’ı gönderilir” diyor.
Oysa Haluk Koç’un hazırladığı CHP’nin Mali Raporu’nda, seçim yılı olan 2015’te teşkilat yardımlarından geriye kalan yaklaşık 22 milyon TL’nin örgütlere aktarılmadığı görülüyor.

Şimdi birleri rahatsız oluyor diye şunları sormayalım mı?

Örgütlere aktarmanız gereken bu kaynağı kimlere ve nereye aktardınız? Açıklamayı düşünüyor musunuz?

Seçim yılında örgütlere eksik kaynak aktararak ‘ellerini ve kollarını’ bağladığınızın ve bunun da başarısızlığa sebebiyet verdiğinin farkında mısınız?

CHP’yi iktidardan uzaklaştıran kimler?

Bu olaylar yaşanırken, Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak ‘baş aktörlerden’ biri olan Tekin Bingöl, adeta ödüllendirilircesine neden tekrar atandı? 

Yoksa bazı cemaatlerin ‘gizli sevicileri’, bizim Gezi’de ayağa kalkmamızı fırsat bilerek, boş kalan koltuklara yerleştirildiler de; bilinçli olarak mı örgütlere eksik kaynak aktardılar?

Amaç seçim hezimetini, kaynağı kesilen, eğitimsiz bırakılan örgütlere mi ‘fatura’ etmek?

Yoksa danışmanlık şirketlerine veya danışmanlara harcanan milyonlarca TL, örgütlere aktarılması gereken kaynak mı?

Bu yüzden mi 4.5 milyon TL’ye kime, ne danışıldığını hâlâ açıklayamıyorsunuz?

CHP’yi neden içeriden ‘kemiriyorlar’ dediğimi umarım daha iyi anlatabilmişimdir... To be continued.

Twitter: cihan_ozdemir_               Facebook : Cihan Özdemir

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.