Gazeteciliğin temel kuralı gerçekleri yazmak, halkın haber alma hakkına saygı duymak ve tarafsız olmaktır bana göre… Ama bu kıstaslar giderek yetersiz kalıyor. Gazetecilik yaparken daha başka özelliklere de sahip olmak gerekiyor, örneğin cesaret…

Ama neden böyle olsun ki? Sevdiğiniz bir işi, mesleğinizi yaparken neden cesur olmak zorunda kalasınız? 

Türkiye’de gazetecilik yapmak giderek zorlaşıyor da ondan... Gazetecilik yapmak giderek daha fazla cesaret isteyen bir iş haline geliyor.

Çünkü en basit haberciliğe bile tahammül yok. Gerçeklerin değil, iktidarın izin verdiği kadarının yazılmasını istiyorlar. Aksi halde mesleğiniz, hayatınızı sürdürmek için yaptığınız işiniz tehlikeli bir hale dönüşüyor. 

Bugün Türkiye’de gazetecilik yapacaksanız bazı şeyleri göze almak gerekiyor. Peki nedir bu göze almanız gerekenler? Hakkınızda dava açılmasına alışmanız, mahkemeye çıkmaya hazır olmanız, hatta hapis yatabileceğinizi hesaplamanız gerekiyor… 

Geçen hafta Cumhuriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Sebep? Gazetecilik…

Mete Akyol’un Silivri Cezaevi önünde başlattığı nöbeti Doğan Satmış devralmış, belki başkaları da çıkacaktır…

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun açıklamasına göre, cezaevlerinde şu anda 30 gazeteci tutuklu bulunuyor. Cumhuriyet, Taraf, Bugün gibi gazetelerin, Nokta gibi dergilerin, Dicle Haber Ajansı gibi haber ajanslarının muhabirleri, yazarları, yöneticileri şu anda hapis yatıyor. Yurt Gazetesi’nin köşe yazarları da yargılananlar arasında. Önümüzdeki günlerde Birgün Gazetesi’nin yazar ve yöneticileri de Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla mahkemeye çıkacak. İnternet siteleri dersen zaten bir gecede kapatılıveriyor, yöneticileri yargılanıyor.

İsteniyor ki herkes yazmadan önce yazdığına dikkat etsin, kendi kendine otosansür uygulasın, korku dağları sarsın…

Diyeceksiniz ki eskiden de böyle değil miydi? Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu, arabasına konan bombayla vicdansızca öldürülmedi mi? Katiller Ahmet Taner Kışlalı’nın canına kıymadı mı?

Böyle düşününce evet, Türkiye’de her dönem tehlikeler taşıyordu gazetecilik… Ama hiçbir zaman bugünkü kadar direk olarak baskılanmamıştı. 

Eskiden keyifli bir işti gazetecilik…

İletişim Fakültesi’nin, eski adıyla Basın-Yayın Yüksekokulu’nun birinci sınıf amfisi 350 kişiyle doluydu. 

Herkes hevesle, büyük gazeteci olma arzusuyla koşup gelmişti. 

İlk derse giren hoca eski bir gazeteci, Tercüman Gazetesi yazarı Oktay Verel’di. 

Kısa bir konuşmadan sonra tüm öğrencileri okulun yakınındaki Kapalıçarşı’ya, “Kapalıçarşı Kapalı Kutu” konulu bir makale yazmaya gönderdi. 

Bir arı kovanı gibi uğultuyla boşaldı koca amfi…

Herkes neşeyle, güle oynaya Kapalıçarşı’nın rengarenk caddelerinde, daracık sokaklarında dağıldı. Kalabalık gruplar önce koptu birbirinden, yalnızlaştı etrafına baktı, düşündü, notlar aldı. Sonra Şark Kahvesi civarında yeniden buluştu. Çay –kahve içti, gördüklerini birbirine anlattı. Ödevler yazılıp ertesi gün derste gazetecilik öğretmenine teslim edildi…

Haber neydi peki? Bir köpeğin bir insanı ısırması haber değildi. Haber ancak bir insan bir köpeği ısırırsa haber olurdu…

Bombaların patladığı bir alandan koşarak kaçmak değildi gazetecilik… Kalabalıkların tersi istikamette, patlayan bombaya doğru koşmaktı.  

Gazetecilik düz mantık değildi yani, biraz olaylara tersinden bakmaktı… Sıradan değil, farklı düşünebilmekti…

Ama yine de tartışıldı “Önce İnsanım Sonra Gazeteci” kitabı… 

Usta gazeteci Emin Çölaşan’ın kitabı sorumluluk duygusuyla önce insan olduğunu hatırlatıyordu gazeteciye…

Okul kantininde hararetli tartışmalar yaşandı, gazetecinin işi hangisiydi?

Gazetecinin işi fotoğraf çekmekti ama fotoğrafı çekmeden önce bir insanın hayatını kurtarması mümkünse kurtarmalıydı, fotoğrafın canı cehenneme… 

Önce fotoğraf mı çekeceksiniz yoksa zor durumda olan birini mi kurtaracaksınız?

Gazetecilik, deklanşöre basmakla bir hayat kurtarmak arasındaki karardı…

Önce fotoğraf çekmeli diyenler çok ünlü oldu, o ayrı…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.