Devleti kuran partidir CHP…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte
CHP’yi kuran ise Atatürk…
Atatürk nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti
demek ise aynı zamanda Cumhuriyet
Halk Partisi de demektir…
Ama ne yazık ki CHP’nin kurucusu
ve 1. Genel Başkanı olan Atatürk’e karşı,
CHP’de işlenen suçlara her gün bir yeni
halka ekleniyor…
CHP, kendisini var eden Atatürk’ten
gün geçtikçe uzaklaşıyor…
Korkarım ki yakında Atatürk’ün adını
bile anmayacaklar…
Atatürk’ün adını anmayı “parti disiplin
suçu” sayacaklar…
Son dönemde yaşananlara bakınca
“CHP, Atatürk’ü neden sevmiyor?” sorusu
şekilleniyor akıllarda ister istemez…
Aylin Nazlıaka, Zeynep Altıok ve
Ege’nin büyük bir ilinden TBMM’ye giren
ancak adı gizlenen kadın milletvekilinin
isimleri üzerinde şekillenen
“TBMM’de duvardaki Atatürk posterini
indirme” skandalından sonra…
Üzülerek yazmalıyım ki; bu skandalı
ilk yazan Turktime.com internet sitesinin
sahibi Talat Atilla, duvarda indirilen Atatürk
posterinin önce masa üzerine, çok
acıdır ki sonra çöpe atıldığını da ortaya
çıkardı. Bir süre çöpte kalan Atatürk posteri
sonra yine masanın arkasına alınmış
sonra da yine duvardaki yerine asılmış…
“Artık yeni şeyler söylemek lazım”
mazeretiyle gerçekleştirildiği söylenen bu
utanç verici durum gerçek CHP’liler için
yürek acıtıcı…
Bu olaya adı karışanların matruşka
listelere gizlenerek PM’ye seçilmesi de bir
o kadar acı…
Gecekonduları, varoşları, işçi mahallelerini
bir bir AKP’ye kaptırıp yüzde 20-
25 bandına mahkûm olarak iktidardan
ebediyyen uzaklaşan CHP, kurucusu ve
1. Genel Başkanı Atatürk’ü de AKP’ye
bırakacak bu gidişle…
Atatürk’ün ‘Altı Ok’unu devam ettirmek
de AKP’ye bırakılacak sanırım…
Atatürk’ün adını anmaktan adeta utanır
hale gelen CHP'nin 35’inci kurultayı
geride kaldı…
Kemal Kılıçdaroğlu, matruşka listelerle
delik deşik edilmesine izin verip, gerektiğinde
“Delege böyle istedi” mazeretine
sığınacağı PM listesine rağmen asıl isteği
olan ve kendisine adeta “şef” yetkileri
sağlayan tüzük değişikliği ile “Güçlü Genel
Başkanlık” hedefine ulaştı…
Bu kurultayın “derin muhabbeti” daha
çok sürer…
YURT yazacak, hepsinden haberiniz
olacak…
35’inci kurultayda bir sonuç bildirgesi
de yayınlandı.
Delegeden en çok oyu alarak PM’ye
giren Selin Sayek Böke hazırladı bu bildirgeyi…
Bir önceki kurultayda İhsan Özkes de
listede birinci sırada çıkmış ama bir yıla
kalmadan “siyasi münafık” olmuştu…
Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda
var…
Deniz Baykal'ın son kez seçildiği 32.
kurultay bildirgesinde "Atatürk" ve "sosyal
devlet" vurgusu dikkat çekerken, Selin
Sayek Böke’nin kaleme aldığı son bildirgede
"Erdoğan", "diktatörlük" ve "parti
devleti" olgularına öne çıkmış.
Bu saptama bana ait değil…
Sosyal medyada paylaşılan ve bana
DM atılan bir yorum-makalede dikkatimi
çekti…
Gerçi onlar YURT’tan aldıkları haberlerde
bizi kaynak göstermiyor ve eğer
bizi eleştirmeyeceklerse YURT
adını kullanmıyorlar ama ben
emeğe saygı açısından, YURT
olarak alıntı yaptığımız ya da
faydalandığımız her yayının ve
habercinin adının haberimizde
belirtme ilkemize istinaden
açıkça yazayım: Bu makale
Oda TV’de yayımlanmış…
Öncelikle hemen şerh düşeyim:
Kurultay Bildirgesi’nde
geçen Atatürk adını saymak elbette
ki bir kıyaslama ve değerlendirme
ölçütü değildir…
Ama değişen bakış açısını göstermesi
açısından dikkate değer bir derleme…
Selin Sayek Böke'nin hazırladığı 35.
kurultay bildirgesinde "Atatürk" ismi 1
kez geçerken, Deniz Baykal’ın seçildiği
son kurultayı olan 32. kurultay bildirgesinde
7 kez "Atatürk" ismi geçiyormuş.
Şimdi özde değil sözde Atatürkçülerden
itirazlar gelecektir hemen: “Atatürk
kalbimizde yaşıyor…”
Doğrudur; Atatürk ilke ve devrimlerini
aklıyla özümseyip, benimseyemeyenlerin,
Atatürk’ün gösterdiği “çağdaş uygarlık
düzeyine ulaşma ve yurtta sulh cihanda
sulh” hedeflerini aklına mıh gibi çakamayanların
yapabileceği tek şey, papağan
gibi “Ölmedi, kalbimizde yaşıyor”
demektir…
Tamamen duygusal yani…
Oysa Atatürk ne demişti?
“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et
ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci
Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle
ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O,
memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni
hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve
savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını
temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim,
onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin
içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Geçici olmayan, yaşaması ve
başarılı olması gereken Mustafa Kemal
odur! Benim naçiz vücudum, bir gün elbet
toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti,
ilelebet payidar kalacaktır…”
Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni
kuran Atatürk CHP’sinin son kurultay bildirgesinde
yer alan can alıcı cümle:
“… Yerel yönetimler güçlendirilmeli,
bu doğrultuda ilk adım olarak Avrupa Yerel
Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki
şerhler kaldırılmalıdır.”
Şimdi soru şu:
Bizzat AB üyesi ülkeler bile kendi
topraklarındaki muhtemel bölünme ve
ayrılma taleplerine karşı, AB Yerel Yönetimler
Özerklik Yasası üzerindeki şerhlerini
kaldırmazken, CHP neden Türkiye’nin
bu şerhi kaldırmasını isteyerek bölünme
planlarına payanda oluyor?
“Değişim, Dayanışma ve Kardeşlik
Kurultayı”nın gizli gündem maddesi bu
muydu?
Devleti kuran partiden, devleti bölen
partiye mi?
Cevap bekliyoruz…
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu...
YURT, CHP'ye kapılarını, gönlünü
sonuna kadar açan bir gazetedir.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve CHP sözcülerinin
manşetlerden inmediği bir gazetedir.
Öz sermayesiyle bu ocağı bin bir sıkıntı
ile tüttüren Durdu Özbolat ve bu satırların
yazarı başta olmak üzere 140 yol
arkadaşım, CHP'nin de faydalanabileceği
özgün ve özgür haberlere, bakışa imza
atıyor. Unutmayın...
YURT muhalif bakan, sermayedarı
dâhil editoryal bağımsızlığını muhafaza
eden tek gazetedir…
Daha dün iltifatlara boğduğunuz
medyada yer bulamayan yetenekli bir
YURT yazarını, İdris Akyüz'ü PM'ye aldınız…
Asla iyi niyetimizden şüphe etmeyin.
Eğer akreditasyon uygulamanız yoksa
sayfalarımız size ve yetkililerinize
açık…
Yeter ki bizi maaşlı parti memurlarının
“canımlı, cicimli” gevşek söylemlerine
muhatap etmeyin!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.