Başbakan Binali Yıldırım, İngiltere resmi seyahati öncesi gazetecilerin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adaylığı ile ilgili olarak, ‘erken teskere mi istiyorsunuz?’ diye ‘esprili bir cevap’ verdi.

Anlaşılan, Yıldırım 21 Mayıs AKP Kongresinde Genel Başkan Vekilliği görevini istiyor.

Hatta bu görev konusunda kendisine yeşil ışık da yakılmış durumda diyebiliriz.

Genel Başkanvekili ve Başbakan.

Şahsen, 16 Nisan öncesi  en üzüldüğüm siyasetçi Başbakan Binali Yıldırım idi.

Çünkü olmadığı bir insanı oynamak zorundaydı.

Siyasette adını ‘Son Başbakan’a çıkarmasının sonuçlarını tarih yazacak.

O bir yana Binali Bey gerçekten zeki ve sevecen üslubuyla başbakanlık koltuğunda Türkiye’nin tamamını kucaklamaya çalıştı, başardı da.

Cin Ali dediler.

Kâh ‘canısı’ kâh, ‘Bizim Binali’ oldu.

Kısacası sevildi…

21 Mayıs’tan sonra AKP Genel Başkanı ve Partili Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşbakanı) sıfatıyla Erdoğan AKP’yi ve Bakanlar Kurulunu birer koordinatör isimle yönetecek.

Daha doğrusu yönetmeye çalışacak.

Denenmemiş bir model.

Tartışmasız tek kişiye dayalı  bir model denemesi!

Adı üstünde deneme!

AKP’yi büyük bir iç kargaşa bekliyor.

Erdoğan bu tempoya nasıl dayanacak o bir yana, AKP içindeki rekabet ve gerginlik ne kadar sürebilecek?

Nereden patlayacak, yaşayıp göreceğiz.

Bu arada Erdoğan’ın ABD ziyareti kesinleşti gibi.

PKK güdümündeki YPG’ye ağır silahlar ile ilgili ABD Türkiye’yi ‘derinden yaralayacak’ söylemlerde bulunuyor.

Silahları parça parça ve kontrollü vereceğiz diyor. Yani PKK eylemlerini parça parça, zaman zaman mı alevlendirecekler?

Yoksa bu işte Suriye’de  YPG eliyle PKK etkinliği mücadelesi değil de başka pazarlıklar mı dönüyor? Bir pazarlık var ama ne?

Mesela Zarrab pazarlığı mı?

Olmaz, Türkiye bu kadar ‘onursuz bir pazarlığın’ içinde olamaz.

Ama ne olursa olsun, tüm hatalarına rağmen CHP başta olmak üzere muhalefet dış politikada üstüne düşeni yapmalıdır.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Milli Dış Politika konusunda çok hassas ve üzerine düşeni yapıyor.

Ancak gerek yönetim kademesinde, gerek hukuk alanında, gerekse de devlet kademesinde kadrosu güçlü değil.

Düşünün Maliye Müsteşarını bir telefonla arayacak kaç CHP’li isim sayabilirsiniz?

Ya da Genelkurmay Başkanını, Danıştay Başkanını, Yargıtay Başkanını…

Efendim hepsi AKP kadroları diyerek işin içinden çıkamazsınız.

Devlet Erdoğan’ın babasının çiftliği değil ki?

Görev verilen insanların geldiği yol ve yöntem elbette tartışmalıdır. Ancak bu o göreve gelene kadardır.

Makama oturduktan sonra, değişecekler, asli görevlerine döneceklerdir.

Hiç umutsuz olmayın. Kimsenin onuru, başkasının altında değil ki?

Erdoğan da kimseye baba ocağı Güneysu’dan getirdiklerini vermiyor.

Devlet kesesinden yani halkın vergilerinden gidiyor giden, mali kaynaklar da makamlar da…

Bence bu konuda umutsuz olmak yanlış…

Umudu sürekli beslemek lazım…

Bu bakışımı ‘saf ve iyi niyetli’ yaklaşımlar olarak görenler çıkacaktır.

Onlara şunu soruyorum; Akif Hamzaçebi, İlhan Kesici, Faik Öztrak gibi kaç isim var ekonomi dünyasına ve bürokrasisine dokunacak.

Gürsel Tekin, Haluk Pekşen, Osman Çetin Budak, Muharrem İnce gibi kaç halka dokunan siyasetçi var?

Ya da kaç Seyfi Oktay’ınız var adalet dünyasında saygı ile önünde eğinilen…

Kaç Sırrı Atalay var, kaç Turan Güneş var?

İş dünyasını kim temsil ediyor?

Olanlar da kenarda!

Bu sebeple de Deniz Baykal çok kıymetli.

CHP’nin MYK’sında dış işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığı  bir konsolos arkadaşa emanet.

Kimse kusura bakmasın Mevcut Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başta olmak üzere bakan yardımcısı, müsteşarı dâhil hepsinin hocası konumundaki Şükrü Sina Gürel dışarıda.

Osman Korutürk, Uğur Ziyal gibi isimler ortada yok.

CHP Türkiye’yi dışarıdan seyrederek yönetmeye hazırlanamaz.

Beğenin ya da beğenmeyin 15 yıldır yöneten kadrolar ile sıcak temas şart.

Bilgileri ve hafızayı güncellemek adına…

Yoksa içte de dışta da seyretmeye devam.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.