banner87
Cumhuriyet Halk Partisi… Devlet kuran parti… 1923’ten 1950’ye kadar kesintisiz 27 yıl tek başına iktidar olan CHP.

1950'den bugüne, bir tek seçimi kazanamadı. Bir tek seçimde tek başına iktidar olamadı. Ara sıra koalisyonlarla geldi ama kalamadı. 1961 ile 1979 yılları arasında 5 kez koalisyon ortağı oldu. En son 1996 yılında Tansu Çiller'in başbakanlığında, Deniz Baykal'ın başbakan yardımcılığında DYP-CHP koalisyonu oldu. Sonrasında muhalefet olan CHP, yine de Türkiye siyasi hayatında kritik roller üstlendi. 1996 yılından bu yana yaklaşık 20 yıldır iktidar yüzü görmeyen CHP'nin bu sorunu sadece “Genel Başkanlık” ile mi sınırlıdır?

CHP’nin iktidar olamamasının nedeni genel başkanlar mıdır? 1 Kasım’da milletvekili seçilen çok sayıda yeni CHP milletvekilinin sosyal demokrat düşünce ve pratikle uzaktan yakından ilgisi bulunmuyor. Birçoğu, üzerinde başka etiketler taşıyor...

Elitlerin, seçkinlerin partisi etiketlemesine maruz kalan, adını aldığı iki önemli nitelikten biri olan CHP, halkla empati yapamıyor, aynı dilde diyalog kuramıyor. 14 yıllık AKP iktidarının mutsuz edip umutsuz bıraktığı geniş seçmen kitlelerine ulaşamıyor, onların sözcüsü olamıyor. Bölük pörçük bazı söylemler ve nokta atışları dışında, AKP iktidarından bıkmış geniş kitlelere yönelik etkileyici ve inandırıcı program geliştiremiyor. CHP’nin il ve ilçe örgütleri de bu umutsuzluk ve mutsuzluk denizinde, kulaç atmakta zorlanıyor, kimileri pes edip kumsalda güneşlenmeye çekilirken, kimileri de amaçsız kulaç atmayı sürdürüyor.

Oysa tam da zamanı. Teoride, muhalefet yılgınlığından sıyrılıp iktidara yürümeyi sağlayacak her türlü koşullar ve ortam oluşmuş durumda.Ama pratikte icraat sıfır. Herşey genel başkana endekslenmiş, Gölge Kabine veya A Takımı partinin iktidarı yerine, kişisel ikbal ve iktidar peşinde.

Genel Merkez’den başlayıp, il ve ilçe örgütlerine, yerelde belediye başkanlarına kadar uzanan çizgide durum hep aynı. Hepsi mi kötü diyeceksiniz? Değil elbette, işini iyi niyetle ve parti çıkarını gözeterek yapanlar da var sepette. Ama onlarca çürüğün içinde birkaç sağlamı bekleyen son ne olabilir ki?

CHP artık fabrika ayarlarına dönmeli. İçindeki çürükleri temizlemeli, arınmalı ve özüne dönmeli. CHP bunu yapmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhtaç değil. Her nedense CHP’yi iktidara taşımakla yükümlü yönetim kadrosu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rüzgârına kapılmış gidiyor. Kendi gündemini yaratıp kamuoyu oluşturmak yerine, beğenin beğenmeyin; şu an Türkiye siyasetinde en etkin ve en aktif gündem belirleyici olan Erdoğan’ın ayak izlerinin üzerinden yürüyor CHP. Karaman’da, Ensar’da bu çizginin dışına çıkıldı ama yanlış dil kullanımı ve üslup nedeniyle ters tepti.

CHP’de seçkinci günlük politikaların terk edilmesi, özellikle gençler ve kadınlar düzeyinde umutların yeşertilmesi gerekli. CHP’de artık sosyal demokrat kimliğin ortaya çıkarılması gerekli. CHP’nin köklü biçimde yeniden yapılandırılması gerekli. Yoksa, iktidar açlığı daha çok sürecek gibi.

Kılıçdaroğlu kefil olmamalı!

Bir süredir “Kent Suçları” başlığı altında yerel yönetimlerle, belediye başkanlarıyla ilgili dizi haberler yapıyoruz… AKP’liler kadar CHP’li belediyeler de var bu zincirde. Hatta başrolde. Yazıyoruz diye bazı dostlar bize kızıyor, hem de çok. İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırıyoruz oysa. Nasıl yazmayalım ki? İşte son örnek Maltepe Belediyesi ve Başkan Ali Kılıç. Oysaki “Deniz Feneri” yolsuzluğu ile ne de güzel şeyler yapmıştı. Belediye Başkanı olduktan sonra yaptıkları geçmişine gölge düşürüyor. Partisinin, belediyesinin Meclis Üyeleri suç duyurusu hazırlığında.

Ali Kılıç, 350 milyon liralık bir rant kavgasında, müteahhit ve TOKİ lehine davadan geri çekilerek CHP’li belediyelerde devamlılık ilkesinin olmadığını ortaya koydu. Düşünün; ikisi de CHP’li olan halef-selef belediye başkanlarından eskisi iptal için dava açıyor, yenisi ise davayı geri çekiyor. TOKİ’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yaptığı plan değişikliklerine sadece İstanbul’da 300’e yakın dava açtı CHP, suç duyuruları yaptı. Şimdi bu davalara bakan hâkimler ne diyecek? “Bunlar CHP olarak önce dava açıyorlar, sonra geri çekiyorlar. Rant yolsuzluklarına karşı inandırıcılıkları kalmadı” demeyecekler mi?

CHP’li bir Belediye Başkanı, kazanacağı davadan neden feragat eder? Nerede kamu yararı? Bu iş cezasız kalmamalı ve kapatılmamalı. Ali Kılıç bunun hesabını CHP yönetimine ve kendini o koltuğa oturtan Maltepelilere vermeli!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Kılıç’a kefil olmamalı! Kendisine kadar ulaşan somut iddiaların gereğini yapmalı. Beşiktaş, Didim ve Buca için de yapmalı!

Sayın Kılıçdaroğlu’nun, kefil olmaması gereken diğer belediyeleri de yazacağız...
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.