banner87

Referandum değerlendirmelerine bugün de devam edeceğiz…
AB ve ABD referandum sonuçlarını hep tartıştıracak. Ama biz ABD ne diyor, AB ne diyor diye
bekleyemeyiz.
Onlar bugün böyle, yarın başka davranabilir.
Kendi ülkelerinin lehine bakabilir. Yani işine geldiği gibi bakabilir.
Önemli olan halkın iradesidir. Bu sonuçlar 1946 seçimlerini tarif eden ‘kapalı oy, açık tasnif’ gibi hep şüpheyle anılacaktır. 16 Nisan’ın tarifi de ‘az demokrasi, çok baskı’dır. Sandıkların değil, YSK’nın aparılmasıdır.
Aslında bugün de AKP analizlerini sürdürecektim.
Ama ‘bizim mahallede’ beklenmedik bir gelişme oldu. Daha doğrusu beklenen bir teşekkür görüşmesi medyada ve bazı çevrelerce istismar  edilmek istendi.
Ne mutlu ki, başarılı olunamadı. CHP’nin içini karıştırma hareketleri artık prim yapmıyor çok şükür.
CHP’nin bir önceki Genel Başkanı  Deniz Baykal’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesinden söz ediyorum.    
Allah’ı var. Kemal Kılıçdaroğlu referandum boyunca parti içi ilişkilerde çok demokratik ve  çok açık davrandı. Deniz Bey de çok başarılıydı. Özellikle hayır’ın gerekçelerini halka  çok güzel anlattı.
Demokrat ve Saadet Partili seçmen üzerinde de çok etkili oldu. Deniz Baykal, dünkü samimi görüşmesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na kamuoyuna yeni bir muhalefet önerisi  götüreceğini, bu yeni modeli Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında açıklayacağını, kendisine olan saygısından TV programı öncesi bilgilendirmek ve görüş alışverişi için geldiğini belirtti.
Çok şık bir davranış!
Kemal Bey de bu ‘şık davranışa’ katıldığını belirterek aynı ‘şıklıkla’ karşılık verdi.
İki kader arkadaşı bu atmosferde görüştüler.
Hemen dedikodu kulisleri bir anda habere dönüştü.
Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan partiyi geri istedi.
Yok ya?
CHP alınıp verilen bir mal mı?
Kurultay yok mu?
Ortada aday mı var?
Tabii yalanlandı. Birkaç saat sonra özürler geldi.
Bu arada İl Başkanları toplantısında 40 il başkanı konuştu. Teşkilat Başkanı Tekin Bingöl’ün ‘istifa’
sloganları ile toplantıyı kapattığı haberleri de yalanlanmadı.
Bu imalat haberlerin çok önemi yok.
Önemli olan Kılıçdaroğlu-Baykal arasındaki ahenktir. Bu ahenk kurultay sevdalılarını telaşlandırabilir. Kim ne derse desin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görevini layıkıyla yaptı.
MYK’nın büyük bir bölümü için aynı şey söylenmese de..
Deniz Baykal da çok büyük katkılar sundu.  Karizmasını ve bilgisini konuşturdu.
Dün Ahmet Hakan’a ne söyledi, bilemem.
Çünkü yazıyı konuşmadan önce  yazdım. Ama sanırım Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin detaylarını ‘mecburen’ anlattı.  Sanırım en önemlisi özellikle MHP, HDP, DP ve Saadet Partili seçmenlerin
ve temsil ettiği partilerin genel başkanlarının, yöneticilerinin de performanslarının hakkını vermiştir.
Yüzde 48,5’un önemini vurgulayarak, AKP içindeki mutsuzlara, da umut vermiştir.
Yeni muhalefet demokrat cumhuriyet cephedir.
AKP de bu yüzde 48,5 ‘hayır’ ile stabil kalamaz.
İç çekişme artacaktır.
Tayyip Erdoğan için çan eğrisinin tepesine gelindi.
İniş başlamıştır.
CHP yükselmeye devam edecektir. Muhalif siyaset ile ayrı tabelalar altında da olsa birlikte yürüyecektir.
CHP ezber bozmaktadır. Bozmalıdır da.
FETÖ ile mücadelede sonuna kadar iktidarın daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında
durmalıdır.
Buna karşılık cemaat suçlaması ile sayıları 480-500 bini bulan insanların haksızlığa uğrayanların da
yanında cesaretle durmalıdır. Onlara sahip çıkmalıdır. Muhafazakâr kültüre de sahip çıkmalıdır. Çarşaf
üstüne CHP rozeti takarak bu sahiplik olmaz.
FETÖ suçlamasıyla haksızlığa uğrayanların hakkını var gücüyle haykırmalıdır. Ama desteksiz atmadan!
Her muhalife haksız FETÖ suçlaması mütedeyyin Müslümanların da vicdanını kanatmaktadır.
CHP Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere kimsesizlerin kimsesi, mazlumların kimsesi olmalıdır.
Hep söylüyorum; Yolumuz Atatürk yoludur.
Sınıf ve inanç kavgası bizim işimiz değil.
Esas olan kaynaşmış topluluktur. Adı da halktır.
CHP umut olmalıdır.
Unutmayın FETÖ maşadır. Maşaya değil, tutan ele bakalım. Emperyalist ellere bakalım.
İktidar sadece FETÖ değil, cemaatlerin tamamının üstüne giderek Ulaştırma, Kültür, Milli Eğitim,
Sağlık Bakanlığı başta olmak devletten söküp atmalıdır.
Peki, CHP Sine-i  Millet’e gitmeli mi?
Bu tartışılabilir.
Ama mutlaka Sine-i Kurultaya gitmelidir.
İktidar da aklını başına almalıdır.
Yarın devam edeceğiz…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sayın gazeteci, 2017-05-02 21:28:38

chp nin içini kim karıştıracak? chp işgal edilmiş dış güçler tarafından. sakın ülke içinden olduğunu düşünmeyin. bir an evvel yangın yeri olan bu chp den uzaklaşın . benden size bir dost tavsiyesi. hem ülkemize hizmet etmiş olursunuz chp yangınından kaçarak.