26. Dönem TBMM bugün yemin ederek resmen göreve başladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün, TBMM’si sadece Kurtuluş Savaşı vermiş bir parlamento değildir. Bağımsızlık mücadelesini, ekonomik mücadele ile taçlandırmıştır.
Bunlar beylik sözler değildir. İsterseniz önce 7 Haziran ile 1 Kasım seçim sonuçlarının parlamenter sistem üzerindeki sonuçlarına dokunalım…
7 Haziran’da seçmen parlamenter sisteme sahip çıktı. Başkanlık sistemi tartışması yapan ve ön plana çıkan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a; ‘seni seçtik, ama başkan değilsin’ mesajı verdi.  CHP’ye; ‘parlamenter sistemin sigortası senin’ dedi. HDP’ye; ‘sana bir fırsat veriyorum’ mesajını verirken, MHP’ye çok daha önemli bir misyon yükleyerek; ‘HDP’yi dengele, gerekirse sisteme de  dahil et’ dedi. Peki, ne oldu?
Kusura bakmasınlar; değişime açık Kemal Kılıçdaroğlu da, Devlet Bahçeli de, Selahattin Demirtaş da bu mesajları almalarına rağmen, ‘çekingen’ hatta ‘çok korkak’ davrandılar. Kızmak, darılmak yok. Üç lider de partisini, parti bürokrasini  aşamadı…
Ne yapmaları gerekiyordu?
Kemal Bey ön şart öne sürmeden, AKP ile iktidarı bölüşeceğini açık ve seçik ifade etmeliydi. 32 gün oyalanmayacaktı. Bu konuda Devlet Bahçeli’den daha fazla sorumluluk sahibidir. O yüzden de daha kabahatlidir. 
İkinci derecede sorumlu olan ise Selahattin Demirtaş’tır. O da ‘korkak ve ürkek’ davrandı. PKK bu döneme kadar en azından son on yıldır hiçbir polisi evinde infaz etmedi. Çocuğunun, eşinin yanında sokakta, arkadan vurmadı. Asker infaz etmedi. Cadde ve sokakları 15-16 yaşındaki ‘heyecanlı ve başıbozuk gruplarla’ vergi, mahkeme adı altında gariban esnafı, köylüleri, çocukları ve kadınları korkutmadı.
Devlet Bahçeli? Ona söylenecek her söz zaten söyleniyor, her eleştiri zaten yapılıyor.
Kısaca özetleyeyim; bir siyasi parti iktidar olmak ister… Başbakan ol, sorunu çöz. PKK’ya silah bıraktır, olmazsa hükümeti bırak.
Özeti... 7 Haziran’da muhalefet altın fırsat kaçırdı. Birkaç bakanlık, üç beş ay iktidar bile büyük gedik açardı. Yapamadılar…
Başta Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş tasfiye olacak. Bundan emin olun. Olmazsa partileri tasfiye olacak.
 
Turpun büyüğü AKP ve otoriterleşme

Sayın Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Demirtaş...
1 Kasım’dan memnunsanız sorun yok. Eğer şikâyetçiyseniz. Sizi yönlendiren, etkileyen zeminlerde hemen uzak durmanız gerekmez mi?
7 Haziran’da muhalefetten fayda uman ama umduğunu bulamayan halk, yeniden AKP’ye yöneldi. Yüzde 49, aslında parlamenter sisteme sahip çıkmaktır. İtiraz edenler olabilir. Ama Güneydoğu ve Ege’nin aynı anda  oy vererek AKP’ye yönelmesini, ‘bölünme korkusu ve parlamenter sisteme sahip çıkmaktan’ başka hangi gerekçeyle izah edebilirsiniz?
Merhum Demirel’in dediği gibi ‘turpun böyüğü heybede’ yani AKP’de... Parlamenter sistemi korumak için Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun sorumluluğu büyük. Hani gençken, ‘ya devlet başa, ya kuzgun leşe’ diyordu ya. Tam o noktada işte. Bu sorumluluktan, “Erdoğan ile aramızı bozmak istiyorlar türküsü” ile kaçamaz. Hem Davutoğlu hem de 26. Dönem TBMM’yi oluşturan AKP milletvekilleri...
Aksi ne getirir?
Şaka değil; parlamenter sistemin sona ermesi demektir. 1960 yılında ‘tam demokrasi’ diye başlayan sürecin, yani oğluna ve kendisine sahip çıkmadığı ama resmini resimlerinin arkasına koyduğu Menderes ile Özal ve Demirel misyonunu ifade eden sürecin sonu demektir. Atatürk ve İsmet İnönü’nün eseri olan demokrasi ve çok partili sistemin yerini otoriterleşmeye bırakması demektir. Olmaz demeyin. Mısır’da Mübarek, Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi, Suriye’de Esad dönemine bakın. Demokratik sistem, tek adamlı otoriter bir sisteme dönebilir. Bu Tayyip Erdoğan da olabilir. Başka biri de.
Top artık Ahmet Davutoğlu’nda...
Suriye ve Ortadoğu’da tarihe geçmek istiyordu.
İşte kendisine fırsat!
Haydi Davutoğlu Ahmet Hoca…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.