banner87
Bu satırların yazarı daha önce de ifade ettiğim gibi bir dönem CHP içinde aktif ve etkin görevlerde bulunan bir isim…

2007 - 2011 yılları arasında CHP İstanbul’da basın (iletişim) danışmanlığının ardından İstanbul’un en büyük ve en önemli belediyelerinden biri olan Ataşehir Belediyesi’nde Başkan Battal İlgezdi’nin de “iletişim koordinatörlüğü”nü yaptım.

Sonuç itibariyle profesyonel iş geçmişimde CHP için sarf edilmiş 5 yıllık yoğun ve sonuçları bugünlere kadar uzanarak zaman zaman yeniden gündem olan birçok olaya “değişim-başkalaşım-yenilenme” başlıkları adı altında “sır” düzeyinde tanıklığım oldu.

Gürsel Tekin, İstanbul İl Başkanı iken İstanbul İl Sekreterliği görevini üstlenen Battal İlgezdi, CHP’de taban siyasetini çok iyi bilen ve net analiz eden bir isimdir. Ataşehir gibi kozmopolit bir bölgede hiç kimse seçimin kazanılacağına inanmazken, “Ben kazanırım” iddiasıyla ortaya çıktı ve AKP’nin çok güçlü olduğu bir lokasyonda CHP’yi sonuca ulaştırdı. Battal İlgezdi zaman zaman yalpalasa da “Kurucu Belediye Başkanı” olmanın verdiği avantajı çok iyi kullanarak herkesin “bu sefer kaybedecek” dediği bir ortamda ikinci kez başkanlık koltuğuna oturdu.

2009 yerel seçimlerinde Battal İlgezdi’nin “kazanamayacağı” düşüncesi, çevresindeki bazı isimlerin etkisiyle Kemal Kılıçdaroğlu’nda da hâkimdi. Benim de seçim kampanyasının medya ayağını yürüttüğüm Kemal Kılıçdaroğlu, zaten “binbir rica ve zorlamayla” aday olmayı kabul ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanamadı ama Battal İlgezdi “mümkün değil” denileni mümkün kıldı CHP adına…

CHP o zamanlarda olduğu gibi beni yine şaşırtmaya devam ediyor… Karşısında AKP gibi, her daim açık veren, siyasi skandallara imza atan, seçim meydanlarını hallaç pamuğu gibi attıracak kozları ana muhalefet partisine adeta “altın tepsi” içinde sunan bir iktidar varken, oyunu her nedense kuralına göre oynamadı. Eline geçen fırsatları, ayağına atılan pasları kimi zaman görmezden geldi, kimi zaman ters vuruşla kendi kalesine gönderdi ya da taca/auta çıkmasına neden olacak acemice paslar yaptı. Kimi zaman da yanlış ve gereksiz yere sert söylemlerle topu ayağında çevirirken, hatalı pas yapıp AKP’ye geri gönderdi.

Örnek mi? Dokunulmazlıklar, Ensar Vakfı’ndaki taciz ve cinsel istismar olayları, AB ile ilişkiler, Suriyeli göçmenler, “çözüm”süzlük süreci ve tabi ki şehitler, şehitler, şehitler…

Sonuç; CHP etkin muhalefet yapamıyor, yapmıyor eleştirileri, küsen bir örgüt ve CHP’den her geçen gün uzaklaşan sempatizan oy kitlesi…

İşler iyi iken, başarıyı herkes üstlenir… Ama işler iyi gitmiyorken, başarısızlık liderlere mal edilir, acımasızca sırtına yamanır… Bu kural; iş dünyası için olduğu kadar, siyaset için de geçerlidir… Siyasette, “demokratlık” adına iç bölünmelere zemin hazırlamak marifet değildir. Aslolan, Türkiye freni boşalmış bir araç gibi tam gaz farklı bölünmelere sürüklenirken, bütünleştirici ve tamamlayıcı bir duruş sergilemektir.

CHP beni bir kez daha şaşırttı

Tam da iç parçalanmalar yaşanmaya başlanmışken (dokunulmazlıklar ve kısmen Ensar konusunda olduğu gibi), damarlarındaki “kurucu parti” kanını hatırlayan CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki gün TOBB’da yaptığı “kanlı” ama “uyarıcı” konuşmaya dört dörtlük sahip çıktı. İkili oynamayı alışkanlık edinen, siyaset üzerine hariçten gazel okumaya bayılan ama ringe çıkma cesaretini bir türlü kendinde bulamayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na topyekûn tepki göstererek, hak ettiği cevabı verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu,
TOBB’daki konuşmasında “Bir kişi konuşacak, Türkiye susacak. Böyle bir başkanlık sistemini ‘kan dökmeden’ bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” demişti. Zülfi yâre dokunan bu sözlere AKP’lilerin saygı ve edep sınırı aşan tepkileri kimseyi şaşırtmadı. Hatta adının önünde “Cumhuriyet” sıfatı taşıyan bir savcının soruşturma açması da kimsenin garibine gitmedi. Ama ev sahibi olma nezaketini bile unutan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu; “Kendisi ile beni karıştırıyor herhalde. Ben ana muhalefet partisi lideri değilim. Ben TOBB Başkanıyım. Bana muhalefet etmek istiyorsa, seneye gelir, Türkiye'de beceremedi, burada Odalar Birliği’nde de boyunun ölçüsünü alır” dedi. Bir dönem merkez sağın liderliği için adı telaffuz edilen ama “boyunun ölçüsünü almaktan korktuğu için” ringe çıkmaktan her defasında çark eden Rifat Hisarcıklıoğlu bu sözleriyle haddini aştı… Edebi aştı… Nezaketi aştı… Velhasıl siyaseten şaştı…

Rifat Hisarcıklıoğlu’nun bu şaşkınlığı CHP’de de şaşırtıcı bir gelişmeye yol açtı ve uzun süredir bir olmayı, beraber olmayı, birlikte olmayı unutan CHP’lileri, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çevresinde bütünleştirdi. Deniz Baykal’dan Gürsel Tekin’e… Özgür Özel’den Sezgin Tanrıkulu ve Bülent Tezcan’a kadar hemen hemen bütün CHP’liler, uzun bir aradan sonra ilk kez sözleriyle, duruşlarıyla firesiz Genel Başkanlarına siper oldular… Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “Başkancı bir rejimi getirme konusunda ısrarlı olursanız Türkiye'yi bir çatışma ortamına sürüklersiniz, kan dökersiniz” anlamındaki tarihi öneme sahip uyarısına sahip çıktılar.

CHP’yi eleştirirken, olmasını istediğimiz, arzuladığımız eksikliklerden biri de buydu işte!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.