Cuma günü TBMM’de karara bağlanan milletvekili dokunulmazlıklarına ilişkin değişiklik paketine MYK üyesi ve genel başkan danışman statüsündeki 21 milletvekilinin verdiği ‘evet’ oyu ile destek veren CHP Antalya Belek’teki lüks bir otelde iki günlük kamp yaptı.

PM toplantısının da gerçekleştirildiği kampın gündemi doğal olarak, ‘milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması’ ve CHP’nin bu süreçte yaşadığı derin görüş ayrılıkları ve ‘gel-git’ler idi.

CHP TBMM 26. Dönem 1. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın
açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıklar konusunda milletvekillerine ‘ayar’ verdi, deyim yerindeyse ‘fırçasını’ attı.

Masaya yumruğunu vuran Kılıçdaroğlu, kendisinin de ‘evet’ diyerek referanduma gitmesini engellediği anayasa değişikliğinin iptali için AYM’ye başvuru çağrısı yapan HDP’ye destek çıkmayı düşünen milletvekillerine çok sert çıktı.

CHP’nin AYM’ye pati olarak gitmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Dosyası olan, dokunulmazlığı kalkan milletvekillerimiz bireysel başvuru yapabilir” dedi ve restini çekti: “HDP’nin eksik imzalarını tamamlamaya çalışan olursa, gitsin başka partide siyaset yapsın…”

Haklı bir tepki bu…

CHP’de her kafadan bir ses çıktığını söyleyen Kılıçdaroğlu, çok sesli bir görüntü veren bir partinin halktan oy almasının mümkün olmadığının altını çizdi. Özellikle parti yönetiminde görev alan milletvekillerinin söylediklerine dikkat etmesini istedi, ‘parti disiplinine uymayan gider’ uyarısı yaptı.

CHP’nin tavrının başından beri net olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Ama bunu topluma anlatamadık. Milletvekili arkadaşlarımızın bunu yeterince anlattığı kanısında değilim” suçlaması yaptı ve bombayı patlattı:

“Herkes ulvi ve büyük şeyler anlattığı için projelerimizi anlatmıyor. En çok genel başkan olan parti burası. Çünkü burada herkes Genel Başkan...”

Bu sözlere dikkat, ‘anlatamıyor’ değil, anlatmıyor! Peki, kim anlatacak? Nerede MYK üyeleri? Toz…

Benden çok Erdoğan’ı dinliyorlar


Kılıçdaroğlu 1 saati aşan konuşmasının sonunda, parti içi muhalefetin suçlamalarına cevap verdi…

CHP’nin kendi ayağına kurşun sıkma gibi bir geleneği olduğu anlattı ve taşı gediğine koydu: Bizim arkadaşlarımızın yüzde 99’u benden çok Erdoğan’ı dinliyor. Benim söylediklerimi duymamışlar ama Erdoğan taa Yemen’de söylese duyuyorlar…

Genel Başkanlık niyetimde yoktu. Koşullar bunu gerektirdi. Ömrümün sonun kadar genel başkan kalma gibi bir niyetim yok. Genel Başkan olduğumda delegenin yüzde 20’sini oyu imzasıyla aday olunabiliyordu. Bunu yüzde 10’a düşürdüm. Yüzde 5’e de düşürürüz, gerekirse tamamen kaldırırız…

Niyeti olan imzayı getiri, kurultayı toplar. Bazı milletvekilleri Türkiye’yi geziyor, miting yapıyor. Miting yapılacaksa kurumsal kimlik altında yapılır…

Ön seçim hesabı yapmayın. Ön seçim olacak, üyelerin gönlüne girerim diye düşünüyorlarsa unutmasınlar ki ön seçime girmek isteyen adayları veto etme yetkimiz var…

80 MYK üyesi değiştirdi diyorlar. Eskiden ‘bu partide değişim yok, hep aynı kişiler yönetimde’ eleştirileri yapılırdı. Şimdi değişiyor işte. 80 kişi değişmiş, 3 kişi daha değişir...

Ve eleştirilere cevaplar

Toplantının basına kapalı bölümünde Muharrem İnce en çok tartışılan konuşmalardan birini yaptı. “Evet diyenler bir yıl sonra çocuklarının yüzüne bakamayacaklar. HDP ile aynı karede görünüyor korkusuyla hareket etmek doğru değil. MHP doğru bir teklif getirirse, onların teklifini desteklersek MHP’li mi olacağız?”

Sonra da bir öngörüsünü paylaştı: “Pek çok savcı ellerini ovuşturarak bekliyor. Onur kırıcı hadiselerle karşılaşacağız. İlk etapta beni, Sezgin Tanrıkulu’nu, Eren Erdem’i, Barış Yarkadaş’ı tutuklamaya çalışacaklar…”

Hilmi Yarayıcı; “1994’te yaşananları hatırlayıp, bunun bir çözüm olmadığını görüp “hayır” oyu kullanmalıydık” dedi, Eren Erdem; “CHP’den 21 kişi. 62 arkadaşını AKP inisiyatifine terk etti” dedi. Gülsün Bilgehan; Avrupa Parlamentosu ve AB kanadından iki gündür eleştiri telefonları geliyor. Kendi doğrularımızı savunmalıydık” dedi…

CHP’deki ‘U’ dönüşünün sırrı

İlk tur oylamada dokunulmazlıkların kaldırılması referandum aralığında kalınca AKP’lilerin ‘döneklik’ ile suçladığı CHP yönetimi taktik değiştirmişti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun direktifiyle, Erdoğan Toprak, Tekin Bingöl, Özgür Özel, Bülent Kuşoğlu, Kamil Okyay Sındır’dan oluşan komite, teker teker milletvekillerini arayarak yeter sayısını garantiye aldılar.

Böylece Kemal Kılıçdaroğlu ve MYK üyeleri, gruptan ayrışarak böyle bir insiyatif kullandılar. Ancak Kılıçdaroğlu ile grup arasındaki makas da ciddi biçimde açıldı. Taktik değişikliğinin gerekçesi de Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandum sürecini mevcut MYK ile götüremeyeceğini görmesiydi.

Ayrıca referandumda ‘partili cumhurbaşkanı’ ve dokunulmazlıklar konusunun birlikte ‘halkoyuna’ sunulması durumunda, referandumdan geçmesi korkusu da etken oldu. Yani Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP MYK’yı ‘referandum korkusu’ caydırdı.

Bu teklif MHP, AKP ve CHP’lilerin oylarıyla geçti. En rahat parti MHP idi. Bu net biçimde görüldü. AKP güçlü bir bariyer kurdu. Her bariyere 4-5 milletvekili koyup 20 ayrı kontrol mekanizması oluşturdu. AKP’li vekiller oy pusulasını almaya giderken, oy kullanırken ve dönerken pullar toplanarak bloke edildi.

Bu teklif in asıl amacı HDP’li milletvekillerinin üzerindeki baskıyı artırmaktı. En önemli sonuç budur. Çünkü bu değişiklik bir defa yapılan bir şey, sürekli değil.

Daha önemlisi Binali Yıldırım, Ahmet Davutoğlu’nun kucağına koyduğu bombayı, görevi almadan, bakanlar kurulunu oluşturmadan bertaraf etmiş oldu. Bu Davutoğlu’nun, Meclis’e ve AKP’ye atmaya çalıştığı bir gol idi. 17-25 Aralık’ı gündeme getirmek için yapmıştı, olmadı.

Bu değişiklik, milletvekili avını getirecek. Yani parlamento karışık bir döneme giriyor. Siyasi sonuçları sonra ortaya çıkacak.

Muharrem İnce haklı; önümüzdeki günlerde “onur kırıcı hadiseler” ile karşılaşacağız ne yazık ki.

Zurnanın zırt dediği yer

Bir de şu var… Dokunulmazlıkların kaldırılması Kılıçdaroğlu dâhil muhalefet partilerinin liderlerini de kapsıyor. Kılıçdaroğlu’nun 42, Bahçeli’nin 10, Demirtaş’ın 77, Figen Yüksekdağ’ın ise 21 fezlekesi var.

Dört liderin de kesiştiği tek madde “‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçunu düzenleyen TCK’nın 299’uncu maddesi. Bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngören 229’uncu madde uyarınca, suçun alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılıyor. Buna göre, sadece TCK 299’dan en alt sınırdan ceza almak bile liderlerin hem bu dönem hem gelecek seçimler açısından milletvekilliklerine olmalarına engel.

Ne demişti Antalya’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu? “Kendi ayağımıza kurşun sıkma gibi bir geleneğimiz var..!”



Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.