Ölümünün 50. yılında “tüm zamanların en büyük Britanyalılarından biri” olarak gösterilen Winston Churchill’in hayatından bir kesitin anlatıldığı “Churchill” filmi vizyona girdiğinde neyle karşılaşacağımızı tahmin ediyorduk elbette. Tahminlerimiz bizi yanıltmadı ve “Tüm zamanların en büyük eli kanlılarından biri” olan Winston Churchill’in filmde gereksiz yüceltilmesine ve -hiç de öyle olmamasına rağmen- savaşta gençlerin ölmesine nasıl karşı çıktığına tanık olduk.

Film, 2. Paylaşım Savaşı yıllarını, aslında tam olarak 1944’ü anlatıyor. Müttefik Devletler, Fransa’yı işgal eden Nazi Almanyası’na karşı büyük bir ordu hazırlamıştır. Amaç, Nazileri önce Fransa’dan, sonra da tüm Avrupa’dan süpürmektir. Ancak ABD Başkanı Roosevelt tarafından “Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı” olarak atanan Eisenhower’ın (ki çok sonraları ABD’nin iki dönem üst üste Başkanlığını yapacak adamdır bu) Normandiya Çıkarması ile başlayan Overlord Harekâtı planına Churchill’in neredeyse film boyunca karşı çıkması tüm komutanları önce şaşırtır sonra öfkelendirir.

ilme göre Churchill’in bu harekâta karşı çıkmasının nedeni gençlerin savaşta ölmesini istememesidir. Çünkü 30 yıl önceki ilk büyük savaşta Gelibolu Savaşı konusunda yanlış kararlar vermiştir ve bu onu vicdan azabına sokmuştur. Aynı şeylerin yaşanmasını, masum gençlerin ölmesini istemez Churchill. Ancak tarih meraklılarının çok iyi bildiği gerçekler de vardır ve bunlar elbette Churchill güzellemesi olan bu filmde yer almaz.

Örneğin Churchill’in yıllarca İngiliz sömürgelerinde ayaklanmaları bastırmak için çok kan akıttığı gerçeğiyle, filmde işlenen “gençler ölmesin” duyarlılığı pek de örtüşmüyor. Yoksa Churchill’in kastettiği İngiliz gençleri midir? Kuşkusuz öyle. Ya da Gelibolu meselesi… Biliyorsunuz, İngiltere, 1. Paylaşım Savaşı’nda müttefiki Rusya’ya yardım göndermek ve oradaki Komünistlerin devrim yapmasını engellemek ve de o zamanki başkent İstanbul’un ele geçirilerek Osmanlı’nın saf dışı bırakılması için Çanakkale’ye – sömürgelerinden gelen askerler dâhil- büyük bir ordu göndermişti. İşte bu kararın arkasında Churchill vardı ve destansı Çanakkale Savaşı’ndan boynu bükük ayrılan İngiltere’de yer yerinden oynamıştı.

Churchill bu hezimetle sonuçlanan kararın ardındaki isim olarak istifa etmek zorunda kalmıştı. Tekrar filme dönecek olursak… Acaba Churchill, bu harekât da başarısızlıkla sonuçlanırsa İngiltere Başbakanı olduğu için bu hezimetten de sorumlu tutulmaktan korktuğu için mi Normandiya Çıkarmasına karşı çıkıyordu? Filme göre elbette böyle değil. Ancak tarihin labirentlerinde dolaşmayı sevenlere göre “kuşkusuz öyle”.

Söz konusu olan Churchill’in siyasi kariyerinin geleceği, birilerinin iki dudağı arasındaki gençlerin yaşamı değil. Filmle ilgili tüm bu içerik eleştirilerinin yanında, iyi bir yönetmen olan Jonathan Teplitzky’nin ve harika bir performans gösteren başrol oyuncusu Brian Cox’un hakkını da teslim etmeden geçmemek gerekiyor. Ortada -propagandadan bağımsız değerlendirilecek olursa- başarılı bir film var.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emrah Yavuz 2017-08-06 11:44:44

:0
bilgi birikimin şaşırtmaya devam ediyor.