Cinnet geçiren ülkenin vatandaşları televizyonlarını açtıklarında, saç baş yolduracak bir yüzsüzlükle karşılaştı yine… Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, geçtiğimiz günlerde Tophaneli kabadayılar tarafından dükkanı dağıtalan ve dayak yiyen Koreli plakçıyı makamında kabul etmiş, sırıtarak tokalaşıyor ve bir elinde tuttuğu – bardak mı, tabak mı, plaket mi belli değil - bir hediyeyi sunuyor.    Bravo, kimin aklına geldiyse çok başarılı bir PR çalışması…    Sanki Cihangir’deki plakçı ramazanda içki içiliyor gerekçesiyle basıldığında, saldırganları mazur gören açıklamalar yapan kendisi değilmiş gibi…     Belediye başkanlığı yaptığı ilçe sınırları içinde yaşanan bu saldırı ile ilgili olarak ne demişti Başkan Bey? Hatırlayalım…     “Tahrik, mekandan yapılan kayıt, olayın oruçla ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilmesi ve servisi toplumsal barışa planlı suikasttir…” Yani o gece Koreli plakçı Seogu Lee’nin dükkanı basıldığında, internetten canlı yayınlanan Radiohead konserinin izleniyor olması ve aynı zamanda mekandan periscop yayını yapılmasıydı tahrik… Suçlu dayak yiyendi, içerdekileri yakmakla, öldürmekle tehdit eden saldırganlar değil. Biz her seferinde şaşırıyoruz ama artık öğrenmemiz lazım, adamların kafası böyle çalışıyor… O gece adamları zahmet edip gözaltına bile almadılar, ertesi gün kamuoyunun zorlamasıyla götürüp savcıya çıkarttılar ve serbest bıraktılar.       Tabi baktılar tepkiler çığ gibi yükseldi, sözde müslümanların ramazanda içki içenlere dayak atma fotoğrafı 17 ülkede canlı olarak görüldü ve bütün önemli gazetelerde haber oldu. Şimdi hemen çark edelim… Ne yapalım? Koreli plakçıyı ayağımıza çağırıp barışalım, topluma mesaj verelim, “Plakçı kardeşim Seogu Lee ile buluştum. Üzüntü ve değerlendirmelerimi paylaştım. İnşallah dükkanını açacak”. Hadi inşallah…     Gözaltına alınıp serbest bırakılan saldırganlarla yapılan ve yandaş medyada yer alan gazetelerin yaptığı röportajlar da akıllara zarar… Adeta ikinci bir Kabataş vakası uydurarak adamları temize çıkarmaya çalışıyorlar. Neymiş efendim, aslında ortada bir saldırı yokmuş, Müslümanlar töhmet altında bırakılıyormuş. Meğer bu plakçıda içki içenler, yoldan çocuk arabasıyla geçen başörtülü, evli barklı namuslu kadına küfür ve hakaret etmişler. Mahallede esnaf olan kocası da olayı duyunca karısının hakkını korumaya gelmiş vs.      Sanki Tophanelileri, mahalle esnafını tanımıyoruz… Sözde mübarek ramazan gününde, oruç tutarken, sıcağın altında dükkanlarının gölgesine, kapı önlerine sığınıp gelen geçen kadınların bacaklarına bakan onlar değil…     Cihangir olayına ‘içeriden’ eleştiri getiren Karar Gazetesi yazarı Mustafa Karaalioğlu’nun söylediklerine bakalım bir de; "Yeniden Gezi Parkı’na Topçu Kışlası projesinin bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ilanı, Cihangir’deki “içki-oruç-dayak” sembollü vak’a var ama bunlardan daha coşkulusu yazılanlar, çizilenler. Sınır tanımaz bir özgüven, kural tanımaz bir ‘Siz de kim oluyorsunuz’ tafrası ve bitmek tükenmek bilmez kraldan çok kralcılık, Müslümandan çok Müslümancılık ve halktan çok halkçılık… Biz bu Taksim’e, Gezi Parkı’nın ortasına istediğimiz kadar büyük istediğimiz kadar gösterişli, istediğimiz kadar hızlı kışla yaparız. Bir seneye kalmaz o binayı parka dikeriz. İtiraz edenler olur, direnenler olur, eylem yapan, protesto eden ‘hain’ler de çok olur, ama vız gelir tırıs gider... Güçleri o projeyi engellemeye yetmez. Cesur olmamıza bile gerek yok, muhalefetin mecali kalmayalı, nefesi kesileli epey oldu zira… Ama bunun kime ne faydası var? Sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin kalbi olan bir yere askeri bir sembolü dikmek AK Parti iktidarının hangi prensibine hizmet edecek?..."     Zihniyetine bakar mısınız? Muhalefeti nasıl küçük görüyor?    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş da Cihangir’deki saldırıyla ilgili olarak şaşırtıcı bir açıklama yaparak; "Son derece çirkin bir saldırıdır. Oruç tahammüldür. Bu maalesef tam bir IŞİD kafasıdır, Türkiye'ye yakışmayan bir görüntüdür" dedi. Direk Avrupa kamuoyunu hedef alan bir açıklama deyip geçmek lazım…    Numan Kurtulmuş’un üzerinde durulması gereken başka bir açıklaması daha var. Kurtulmuş, belediyelere terör düzenlemesinin Meclis kapanmadan gündeme geleceğini söylüyor. Yani yeni yargı paketinde yer alan kayyum düzenlemesiyle, özellikle Güneydoğu’daki belediyelerin yönetimi kayyumlara devredilebilecek.       Yazıyı bitirirken, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklaması geldi. HDP Muş milletvekilleri Ahmet Yıldırım ve Burcu Çelik’in Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldığını ama gitmeyeceklerini söyledi. Bakalım bu cinnet ülkesinde daha neler olacak? Milletvekillerini polis zoruyla meclisten çıkarıp götürmek gibi bir hata yapmazlar inşallah…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.