Türk halkının akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında yayılarak meyve yediği saatlerde duyduk haberi; Adana Aladağ'da ortaöğretim öğrencilerinin kaldığı kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 kişi hayatını kaybetmişti. Memleketteki güzide haber kanalları sadece altyazı ve devlet yetkililerinden alınabilen çok cılız bilgilerle olayı duyururken, merkez medya dizilerini yayınlamaya devam etti. 
İlk çarpıcı açıklama Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’den geldi. Kız yurdunda yaşanan faciaya ilişkin açıklama yapan Belediye Başkanı, hayatını kaybeden öğrencilerin birçoğunun cansız bedenlerinin kilitli haldeki yangın merdiveninin kapısında bulunduğunu açıkladı.
Yani kız öğrenciler diri diri yanarak can vermişti, çünkü kapılar üzerlerine kilitliydi.
Bir tarikat tarafından yapıldığı ve yönetildiği bilinen öğrenci yurdunda kalan, çoğu yoksul ailelerin çocukları olan kızlar, dışarı çıkmasınlar diye kapılar üzerlerine kitlenmişti. 
Yangın merdivenini kilitlemenin ne mantığı olabilir?
‘Gece dışarı çıkacaklarına ölsünler daha iyi’ diyen bir zihniyet işte… 
Aslında yaşları 11 ile 14 arasında değişen çocukların özel bir yurtta yatılı olarak kalması yasak, ancak devlet yurdunda kalabilirler. Yasal olarak lise ve üniversite öğrencilerinin özel yurtlarda kalmasına izin var. Ama dinleyen kim? 
İktidar uzun bir süredir eğitim sistemini değiştirip kendi anlayışına uygun bir yapılanma peşinde. 4+4+4 eğitim sistemi de bunun bir parçası. İmam hatip liselerinin arttırılması, karma eğitimi engelleme çabaları, ortaokulda hatta ilkokulda çocukların başörtüsüyle okula gelmelerine izin verilmesi, erken yaşta evlilik konusunda aldıkları tavır, her şey çocuklara karşı… Sistemi bozup, laik ve bilimsel eğitimin yerine islami bir eğitim koymaya, dindar bir nesil yetiştirmeye çalışıyorlar. Burası net…
Sosyal medyada olayı eleştirenlere cevap veren iktidar yandaşlarından birinin yorumu şöyleydi mesela; “Sizin yurtlarınızda kalıp terörist olacağına, bu yurtlarda şehit olsun daha iyi…”
Kafaları böyle çalışıyor işte, yaşamı değil ölümü kutsayan bir zihniyet…
Küçücük çocuklar yanarak ölmüş, üzülmek yerine şehit oldular, cennete gittiler diye neredeyse sevinen bir zihniyet…
İşte mücadele edilmesi gereken budur…
Ama işimiz çok zor, çünkü bu zihniyet iktidar eliyle bütün topluma yayılmış durumda.
Maden işçileri ölür, bu işin fıtratında var denir. 
Kadınlar öldürülür kader denir.
Küçücük çocuklar kapıları kilitli yurtlarda yanarak ölür, kaza denir…
Ne kazası yahu, bunların hepsi cinayet…
Önlem alması gerekenler, yetkili kurumlar başsağlığı ve sabır dilemekten başka ne yapıyor?
Hiçbir şey… Çünkü onlara göre bu ölümlerde hayatını kaybedenler şehit olup cennete gidiyor. 
Ülkeyi yönetenlerin şehit cenazelerinde yaptıkları konuşmalara kulak verin, ne diyorlar?
Oğlunuz öldü ama şehit oldu, doğru cennete gitti işte, daha ne istiyorsunuz? 
Geride kalan ana babasına maaş bağla, karısına ev ver, kardeşinin devlette işe girmesini sağla, akrabaları araba alacaksa vergi indirimi yap, tamam işte daha ne olsun!
Çocukları bu zihniyetten korumamız lazım, tabi kendimizi ve memleketi de…

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.