Damat Berat, 3 Mart'ta vatandaşa, "Altı ay önce ekonomik bir saldırı ile dolar 6, 7, 8, 9, 10 lira olacak diye ülkemize yüklenenler… Demir bir yumrukla doları 5 liraya indirdik" diye seslendi. Çok değil geçtiğimiz yaz, rahip Brunson krizi sebebiyle dolar 4 TL'den 8 TL'ye kadar yükselmişti.
Damat Bey'in 'demir yumrukla' düşürdük diye övündüğü dolar kuru ise 5 TL. Damat Bey'in, açıklamasının üzerinden iki hafta geçti. Dolar 5,45'ten 5,75'e yükseldi. Şimdi bu rakamları okumak kimilerine çok sıkıcı gelebilir ama rakamların kime ne hissettirdiğinden çok Albayrak'a hisettirdiklerinin peşindeyim aslında. Dolar 4 TL seviyesindeyken geldiğimiz noktada “5'e indirdik” diye övünebilen, bu tür konuları pek ehemmiyetsiz bulan "çok cool" bir Hazine Bakanımız var. "Bakın, işte burası çok önemli!"

Esas mesele beka mı, Erdoğan mı?
Komplo teorileri, biraz idrardan karakter tahlili yapmak gibidir; yine de çok keyif alırım. Bu defaki durum teori sayılır mı bilmiyorum. Trump, durduk yere 1949'dan beri işgal altında olan Golan Tepeleri'nin İsrail'in lehine tanınacağına dair açıklama yaptı. Yıllardır ateş taşıdığımız Suriye'nin toprak bütünlüğünün bizim için ne büyük bir öneme sahip olduğunu ise Erdoğan'ın Trump'a verdiği yanıtla anlamış olduk.
Erdoğan, ABD'nin ekonomimizle yapboz oynayabileceğini tecrübe etmesine rağmen, kendi sözlerinin ekonomiye yansımalarını net olarak bilmesine rağmen, seçimlere günler kala bu sert yanıtı neden verdi acaba? Hatırlayalım, daha geçtiğimiz günlerde Trump'ın S400'ler sebebiyle açık ve aleni tehdidi nasıl yumuşak bir karşılık bulmuştu. O günden bugüne ekonomimiz şahlanmış olamaz. Hele ki seçime günler kala, ekonomik kriz bu kadar oy kaybettirmişken Erdoğan'ın Trump'a sert çıkması akıl alır gibi değil. Hem de Suriye toprakları için... İnsanın gözleri yaşarıyor!
Miting meydanlarında izlettirilen Yeni Zelanda saldırısı istenilen etkiyi yaratmayınca, Jacinda Ardern tek başına çelme taka taka top sürüp, koca İslam alemine ders verince istenilen somut ‘beka’ malzemesi bir türlü bulunamadı. Seçime sayılı günler kala doların artışı, ABD'nin saldırısı olarak yorumlanır mı, beka konusu somutluk kazanır mı, ABD hem Golan'ı, hem Erdoğan'ı kurtarır mı? Kafamda deli sorular...

Bana kefilini söyle…
Eski İçişleri Bakanı ve eski Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, AKP'nin ‘anti-emperyalist’ olduğunu söyleyerek seçimlerde AKP adına destek istemiş. Yeni nesil Ağar'ı pek tanımaz, onlara şöyle hatırlatalım; Mehmet Ağar'ı, Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde ‘Susurluk Davası’ ile tanırız mesela. ‘Silahlı örgüt oluşturmak’tan yargılandığı davada beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı; ki biz onu döneminin cinayetlerinden, yargısız infazlarından, işkencelerinden, mahkeme kararı olmasa da, çok iyi hatırlarız. Şimdi böyle yegane bir ismi kıracak halimiz yok elbette! AKP'ye kefil olanlara bakmak bile Cumhur Koalisyonu’na uzak durmak için yeterli.

Yalvarma ve tehdit
İçişleri Bakanı olduğu için ülkedeki güvenlikten bir numaralı sorumlu olan ve bu sebeple iç siyasete kati suretle uzak durması gereken Süleyman Soylu, "Ne olur, Türkiye düşmanlarına fırsat vermeyin. Bu seçim fire verme değil, güç verme seçimidir" dedi. Erdoğan'ın koltuğuna talip olduğunu artık iyiden iyiye gözümüze sokan Soylu, tehditkar ve hakaret dolu propagandasını yalvarma stratejisine kaydırdı. Belli ki kalan süreyi azıcık tehditkar, azıcık ağlak tamamlayacak. Umut işte... Ya tutarsa?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.