banner87
Barış, emek ve demokrasi mitingine gitmişlerdi oysa…
Uykusuz bir gece yolculuğundan sonra menzile varmış olmanın verdiği neşeyle saatlerce ayakta dikilip halay çekmiş, barış ve emek sloganları atmış, kardeşlik türküleri söylemiş olmanın verdiği tatlı yorgunluk ile dün evlerine dönmüş olmalıydılar…
Pazar tembelliğiyle kahkaha atıp sevdiklerine sarılıyor, kitap okuyor veya güzel bir pazar uykusu çekiyor olmalıydılar…
Oysa..?
Kara Cumartesi’yi yaşayan Ankara’da yitip giden 95 kişiden (bazı kaynaklara göre 128) birkaçıydı onlar... Geride kalan arkadaşları onların anısını bir resimde buluşturup sosyal medyada paylaştılar…

Ankara’daki hain saldırıda ölenlerden seçilmiş CHP’li 11 gençti onlar…
Hepsi de güzel yüzlü, pırıl pırıl gençlerimizdi onlar…
İşe, okula gidip gelirken, metroda, otobüste yanı başımızda oturan, itiş kakış bindiğimiz metrobüste ayakta durmaya çalışan, bir kafede ya da restoranda çay kahve yemek servisi yapan, markette bize yardım eden, kardeşimiz, arkadaşımızdı onlar… Esnaf Mehmet Amca’nın oğlu, öğretmen Ayşe Abla’nın kızı, çocuklarımızın okul veya iş arkadaşıydı onlar…
Bugün haftanın ilk günü iş başı yapmışken yine onlardan biriyle karşılaşmış, karşılıklı gülümsemiş, ayaküstü bir iki laf etmiş olmalıydık…
Oysa..?

Lider mi devlet adamı mı?
Dün yazmıştık; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sağduyu ile örülü çok önemli açıklamalar yaptı: “Siyasi görüş ayrılıklarımız olabilir. Ancak terörü bitirme konusunda bütün siyasi partiler, bütün liderler amasız, lakinsiz, fakatsız hareket etmelidir. Teröre karşı hepimizin onurlu bir dik duruş sergilemesi gerekiyor.”
Biz de desteklemiş; “Kılıçdaroğlu’nun kullandığı barış dili ve ortak mutabakat zemini çağrısının diğer liderler tarafından ivedilikle dikkate alınıp, olumlu yanıt verilmesi artık kaçınılmazdır” demiştik.

YURT Gazetesi olarak akan kanın durması için defalarca liderlere ortak zeminde buluşma çağrısı yaptık. Siyasi görüşü ne olursa olsun tüm liderlerin ortak bir mutabakatta buluşup terörü lanetlemesi gerektiğinin altını ısrarla çizdik. Bu ortak zeminin adresi de bellidir: TBMM…
Dün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu meydanda yaşanan ülke tarihinin en kanlı terör saldırısı sonrasında Kılıçdaroğlu yaptığı çağrıya karşılık bulamazken, Başbakan Ahmet Davutoğlu da benzer bir çağrı yaptı.

Ama, Geçici Azınlık Seçim Hükümeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun topal doğan ‘’liderler zirvesi’’ de karşılık bulmadı. Çünkü Davutoğlu, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ı davet etmedi. MHP Genel Başkanı  Devlet Bahçeli ise davete icabet etmedi. Sonuçta dünkü iki çağrı Davutoğlu-Kılıçdaroğlu zirvesine dönüştü. Kılıçdaroğlu da Demirtaş’ın dışlanmaması gerektiğini Davutoğlu’na söylediğini açıkladı. Ancak cevabını paylaşmadı.
13 yıllık AKP iktidarı sürecinde komşularıyla sıfır sorundan herkesle kavgalı konumuna gelen, en uzun kara sınırına sahip olduğu komşusu Suriye’ye yönelik politikası iflas eden, ABD ve Rusya tarafından adeta “zavallı bir ülke” duruma düşürülen Türkiye, AB’nin bir parçası olmaktan çıkmıştır.

Bu durumun sorumlusu da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yanlış Ortadoğu politikalardır. Çünkü lider olmak ile devlet adamlığı aynı şey değildir, farklıdır. ‘Genel Başkan’ hatta ‘Lider’ olabilirsiniz ama bu görevleri iyi yapıyorsunuz diye iyi bir devlet adamı sayılmazsınız.

Türkiye ‘baş’ını arıyor
Ortada Türkiye açısından bir ölüm kalım savaşı var. Burada liderlikten öte devlet adamlığı stratejisi ve davranışı gereklidir. Devlet adamlığı böyle günlerde belli olur. Beğenir ya da beğenmezsiniz; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tam da böyle günler için gereklidir.
Liderleri teröre karşı ortak bir zeminde buluşmaya yönelik çağrı, ana muhalefet liderinden ya da eksik davet yapacağı belli olan Başbakan’dan gelmemeliydi. Nitekim Davutoğlu’nun daveti kadük olmuş ve karşılık bulmamıştır.
Bu çağrıyı Cumhurbaşkanlığı makamı yapmalıydı. Türkiye’nin gerçek bir Cumhurbaşkanı’na ihtiyaç duyduğu zamandır.

Geçmişte bir partinin genel başkanı olmak, bütün toplumu kucaklayan bir cumhurbaşkanı olmaya engel değil… Örneklerini gördük.

Ankara’daki kara saldırının taşeron örgütünün, Reyhanlı, Suruç ve Diyarbakır’da yaşanan patlamalardaki gibi IŞİD olduğu yönünde emareler güçleniyor. İki canlı bombanın izleri bulundu.

Türkiye hem içten hem de dıştan çok ağır bir saldırı altında. Ortadoğu türü eylem olan ‘’canlı bombalar’’ hepimizin canını yakıyor. Yabancı istihbarat örgütleri ülke topraklarında cirit atıyor. İstihbaratta büyük zaafiyet mevcut… Düşmanlarımız işbirliği yapıyor… Bu vatanın, bu toprakların bireyleri olarak bizim de ortak düşmana karşı bir araya gelerek, ortak akılla mücadele etmemiz gerek. Elleri, kolları, bacakları var olan bedene artık sağlam bir baş gerek.
Türkiye başını arıyor…
Cumhur, başkanını arıyor…
Gören, bilen var mı?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.