banner87

Darbeler her zaman için büyük sarsıntılar ve olumsuzluklar oluşturuyor.

Kiminin etkisi uzun sürüyor kimi de bir süre sonra etkisini yitiriyor.

1980 yılından beri yaşadığımız darbelerin derin etkileri ve sarsıntıları unutulmaz.

Bu darbelerin tamamını yaşayan bizlerdeki yansımaları bellekte duruyor.

Bunların birçoğu kanlı sonuçlandı. İdamlar, ölümler, uzun süren mahkûmiyetler, ailelerin yıkımları ve dağılmaları, kitlelerin ve bizim üzerimizdeki derin etkileri unutulacak gibi değil.

Yakın zamanda 28 Şubat süreci büyük bir olumsuzluk oluşturdu.

Gençler üzerinden yürütülen, toplumun bir kesimi üzerindeki  baskılar, inanç ve düşünceleriyle hayatın dışına itilmeleri getirdiği sonuç ortada.

Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın sezgisi ile   soğukkanlılığını harmanlayınca post modern darbe ucuz atlatıldı.

Toplum  buna içten büyük bir tepki verdi, Amerikancı  darbeci anlayışa, karşı darbede bulundu, bu da AKP iktidarını doğurdu.

ABD de buna göz yumdu, bazı noktalarda da destekçisi oldu.

Bu süreçte de AKP 28 Şubat baskısını ve psikolojisini iyi kullandı.

15 yılı aşkın bir zaman AKP hep bu gerilim üzerinde yol aldı.

Kitleler üzerinde bu durum hep sıcak tuttu.

15 Temmuz darbe girişimi ve sonrası çok daha farklı  çok daha geniş bir baskı yaşanıyor.

Toplum olarak önemli sayıda kayıplar verildi ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü atlatıldı.

Tam bir travmaydı.

Ne yazık ki toplum olarak daha  darbe psikolojisi ve gerilimini atlatamadık.

Abartılarak ve köpürtülerek darbe psikolojisi gerilimi sürdürülüyor.

Doğru yanlış birbirine karıştırıldı.

İnsanlarımız konuşmaya korkuyor, istediği gibi yazılar yazılamıyor.

Haklı veya haksız tartışmalar gündeme gelemiyor.

Tek taraflı bir bakış ağır bir baskı insanları giderek geriyor.

Haksızlıklara karşı susmak, konuşamamak insanı vicdanen rahatsız ediyor.

Hem de yıllarca haksızlığa karşı susmanın dilsiz şeytan olduğunu söyleyenlerin döneminde.

Açıkça tanık olduğumuz kimi durumlar bizi derinden sarsıyor ve yaralıyor.

Şunu hep söyleriz.

Özgür iradesiyle darbeye doğrudan katılmış olanlar elbette yargılanmalı, hak edenler cezalandırılmalı.

Bunların kimi çekip gitti veya kaçtı.

Baş sorumlu zaten yıllardır ABD’nin koruması altında.

Bazıları zaten suçunu kabulleniyor.

Ancak ve ancak topluma inandırıcı gelmeyen kimi durumlar iyice sırıtıyor.

Bir memur, öğretmen veya başka konumdaki biri toplantılarına katılmışsa, bir biçimde o çevrede bulunmuş ise, görevden alınmalar kişinin kendisiyle sınırlı kalmıyor.

Kocasından ötürü eşi de görevden alınıyor.

Bununla kalınmıyor, çocuklarını okullarını bırakıp bir firmada çalışıyorlarsa, durumu öğrenilince işten atılıyor.

Bu ailelere  toplumda vebalı muamelesi yapılıyor.

Eşinden dolayı görevden alınan bir bayan öğretmen meslektaşı bir bayan öğretmen arkadaşının çocuğuna bakıcılık yapma teklifinde bulunabiliyor.

Aile kurumu zarar görüyor.

Bunların örneklerini çoğaltabiliriz.   

Cumhuriyetin yönetim anlayışı  toplumun  temel esas olan can ve mal güvenliğidir.

Cumhuriyetçi Laik demokratik, hukuk devlet anlayışına uygun mudur diyeceğiz?

Bunun tehlikeleri sonuçları gelecek zamanda başka yansımaz mı?

Şu Vahabi dinci, İhvancılar ilelebet kendilerini iktidar olarak mı görüyorlar.

Bunların gelecekteki etkileri daha korkutucu boyutlara ulaşmaz mı, gelecekte hep birlikte göreceğiz. Hiçbir darbede böylesi bir durum yaşanmadı. 

Bu büyük furyada suçluların yanında büyük ölçüde suçsuzlar var.

Bir şekilde o çevre ile ilişkiye girmiş olmak eğer suç teşkil edecek ise o zaman en büyük suçlu AKP iktidarı ve partisidir.

On yılı aşkın bir zaman onlara yardım ve yataklıkta bulunmuşlardır.

Bunun hesabını öncelikle AKP vermeli değil mi?

Zaman geçmeden süratle olumsuz sürecin önüne geçilmeli.

Asıl suçlular ile suçsuzlar birbirinden ayrılmalı.

Erdoğan’ın sözleri ile at izi it izine karışmamalı.

Doğrusu vicdanlarını ve kendilerini yeniden gözden geçirmeli.

Gördüklerimiz ve bildiklerimiz bizim vicdanımızı sızlatıyor.

Vicdan diyorum bir kez daha.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.