banner87
Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gün İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde bir kısım medya sahibi ve yöneticileriyle bir araya geldi.
Davutoğlu bunu yaparken, son günlerdeki eleştirel açıklamaları ve muhalif çıkışlarıyla AKP içindeki muhalefetin sesi olan ve bu yolda önemli isimleri takipçi edinmeye başlayan Bülent Arınç'ın stratejisini izledi. Daha doğrusu Bülent Arınç’ın, CNNTÜRK’te katıldığı son programda dillendirdiği iletişim stratejisini aynen aldı uyguladı…
Arınç, AKP'nin politikalarının halka benimsetilmesi amacı taşıyan bu toplantıları hem kendisi hem de Erdoğan adına düzenlerdi. Özellikle terörle mücadele ve ekonomi paketlerine ilişkin hassas noktaların altı çizilerek, ülke çıkarları ve devlet gizliliği noktasında bir nevi “kulağınıza küpe olsun” denirdi. Patronlardan sonra aynı seans bir kez de gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleri için geçilirdi.
Başbakan Davutoğlu, Bülent Arınç’ın çok iyi götürdüğü bu stratejiyi medya patronları nezdinde sürdürdü önceki gün… Sırada genel yayın yönetmenleri var…
Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde 2,5 saat süren görüşmeye, Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuş, Yalçın Akdoğan, Mehmet Şimşek, Tuğrul Türkeş ve Lütfi Elvan'ın yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ali Sarıkaya da katıldı.
Görüşmede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da süren terör operasyonları ele alındı. Davutoğlu, geçen Cuma Mardin'de Terörle Mücadele Eylem Planı'nı açıklamış, 10 maddelik planın 7. maddesi olarak ''Etkin iletişim stratejisi'' izleneceğini duyurmuştu. Davutoğlu'nu bu çerçevede medya patronlarına hükümetin hassasiyetlerini aktardığı belirtiliyor.
Tabi bu toplantıda da AKP her zamanki gibi akreditasyon uyguladı ve muhalif medya kuruluşları çağrılmadı. Başta Yurt Gazetesi ve Yurt Televizyonu olmak üzere aralarında Cumhuriyet, Birgün, Evrensel, Zaman, Cihan Haber Ajansı gibi ulusal medya düzeyinden önemli oranda okur ve izleyici kitlesine sahip muhalif medya organlarının bulunduğu geniş bir gruba davet gitmedi.
Şaşırdık mı? Hayır…
Kişisel olarak bu konularda mağduriyet söylemi üzerinden konuşarak, akreditasyon uygulamasının kırılabileceğine dair bir düşüncem yok. Hemen belirtelim ki bu konuda Yurt Yayın Grubu olarak ne benim ne de Yönetim Kurulu Başkanımız Durdu Özbolat’ın bir beklentisi yok. Davete icabet ise başka bir konu… Ama olmazsa olmaz diye bir durum yok.
 
Okura haksızlık ve saygısızlık

Bu köşede altını defalarca çizerek ifade ettik…
Yurt Gazetesi muhalif bir gazetedir. Olaylara toplumun çıkarları doğrultusunda muhalif çizgide ve soldan bakar. Okur tabanının dayandığı CHP’ye de yakın durur. Hep karşı kaldırıma değil, evinin önüne de bakar. Doğrusunu da yanlışını da yazar, muhataplarına mutlaka mikrofon tutar. CHP dâhil…
Sadece ve sadece sadık okurlarının her gün birer gazete alarak ve dostlarına da birer tane almalarını tavsiye ederek sağladıkları makul düzeydeki maddi destek ve kendi öz kaynaklarıyla ayakta durur.
Ne kadar zora düşse de okurlarına bir yerine iki-üç gazete alın diye çağrı yapmaz. Okurunun zaten kıt kanaat geçinmesini sağlayan bütçesine ek yük bindirme hakkını da kendinde görmez…
Dayanışma elbette ki güzeldir. Makuliyet sınırları çerçevesinde kaldığı ve okurun iyi niyetini istismara dönüştürmediği sürece tabi ki…
Bununla birlikte bu yolla kalıcı tiraj ve okunurluk sağlanabileceğine de inanmıyoruz. Bu şekilde bir destek, mutlak şekilde kısa süreli ve yetersiz bir düzeyde kalmaya mahkûmdur.
Aslolan muhalif gazete ve televizyonlar ile internet haber sitelerinin yaşam kaynağı yollarındaki muktedir iktidar baskısına karşı, koruma ve destek mekanizmalarının hukuki koruma altına alınmasıdır. İşlemesidir.
Ne yazık ki okurlardan önce biz haberciler, habere özgürce ulaşamıyoruz. Soru sorma hakkımızı bile kullanamıyoruz. Akreditasyon her alanda belimizi büküyor. Tiraj durumları belirsiz. Kamu ilanları hiçbir şekilde adil dağıtılmıyor. Bağımsız gazete ve televizyonların sadece kazançları ile hayatlarını devam ettirmeleri her geçen gün zorlaşıyor, hatta imkânsızlaşıyor.
Habercinin oksijeni haber alma ve soru sorma özgürlüğüdür. Bugünkü tablodan sendikalaşmayı ortadan kaldıran ve editoryal bağımsızlığı daraltan geçmiş sürecin katkısını da tabii ki göz ardı etmiyoruz. Ama günümüzde yaşananlar yenilir yutulur cinsten değil. Gazeteciler ve gazete patronları için süreç her açıdan tıkanma noktasına geliyor.
Bu sözlerimiz bir feryat, bir çaresizlik, bir destek çağrısı değildir.
Sadece tarihe not düşmek ve kayıtlara geçmek adına bir saptamadır, bir durum tespitidir.
YURT Gazetesi, bazı muhalif yayın organlarının alışkanlık haline getirdiği gibi bir destek kampanyası yapma noktasında olmadı, olmayacak ta...
Evet biz de mağduruz ama mağduriyet edebiyatı yaparak, kalıcı tiraj sağlanabileceğine inanmıyoruz. Dayanışma ve okur desteği mutlaka önemli. Ama mevcut okurlarımız destek noktasında üzerine düşeni yapıyor zaten. Okurumuzdan ikinci bir gazete daha almasını istemeyi haksızlık olarak değerlendiriyoruz.
Bu noktada YURT Gazetesi iktidarın ve düzenin tüm baskılarına karşın kendi öz kaynaklarıyla ayakta durmaya çalışıyor. Bunun için mücadele ediyor ve direniyoruz.
Bu aynı zamanda editoryal bağımsızlığımızın da sigortasıdır…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.