Bilimsel üretim elbette sabır, merak, düzenli çalışma, deneme-yanılma, kanıtlama gibi süreçlerden geçer. Yaratıcılık bilimsel üretimin olmazsa olmaz bir evresidir. “Hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve gerçekleşme” olarak betimlenebilecek yaratıcılık evreleri, aynı zamanda normal olmayan davranışlara sahip olabilme olasılığı anlamına da gelebilir. Özetle yaratıcı kimseler nevrotik, şizoid olabilir, şizofren davranışlar gösterebilirler.

Bu tür özelliklere sahip yaratıcı kişilerin, üretimlerle bir tür sağaltıma ulaştıkları, yeni ürün ya da düşünce üreterek kendini ifade etme olanağı bulabilmeleri, onları olumsuz davranışlardan uzaklaştırabilir.

Mel Gibson’un Dahi, Sean Penn’in de Deli'yi oynadığı film yaratıcılık ve nevroz, sanat ile şizoid arasındaki ilişki üzerinde durur. Dahi ve Deli filmi Oxford İngilizce Sözlüğü'nün ortaya çıkmasındaki iki kişinin öyküsünü konu alır. Gerçek bir öyküden yola çıkan filmde Prof. James Murray’ın amacı Oxford İngilizce Sözlüğü'nün on bin sözcük içerecek ilk çalışmayı yapmasıdır.

Amerikan ordusundan emekli askeri cerrah Dr. Minor delirmek için pek çok nedene sahiptir. Amerikan iç savaşlarında ölümü, şiddeti yaşamıştır. Hayat kurtarması gerekirken ona meslek etiğine aykırı görevler yaptırılmıştır. Dr. Minor paranoid şizofren özellikleri taşır. Çeşitli yanılgıları vardır ve halüsinasyonlar gören biridir. Böyle bir anında kendini takip ettiğini iddia ettiği bir kişiyi İngiltere’de yanlışlıkla öldürür. Film Dr. Minor’un yargılanma ve ağır akıl hastalarının bulunduğu kliniğe yatırılması süreci ile başlar.

Prof. James Murray ise diploması bile olmayan bir profesör olarak pek çok dil bilir. Nevrotik özelliklerde sözcüklerin kökenlerine takıntılı bir dahidir. Başka bir yanı ile delidir. Prof. Murray çalışmalarını sürdürdüğü sırada eline akıl hastanesinden büyük bir çalışma geçer. Çok tehlikeli hastaların konulduğu bir akıl hastanesinde yatmakta olan Dr. W.C. Minor, profesöre bol sözcüklü bir çalışma gönderir. Minor’un gönderdiği bu liste, ikilinin yollarının kesişmesine neden olur. Deli ve Dahi bir aradadır ve üretim sürecine girerler. Aralarındaki ince çizgi her iki özelliğe sahip kişilerin normal olmayan davranışlarda birleştikleri yönündedir. 19. yy’da geçen öykü Deli ve Dahi’nin yollarını birden kesiştirir. Bu zorunlu ve bir ihtiyaçtan kaynaklanan birliktelik, Oxford İngilizce Sözlüğü ‘nün ortaya çıkarılmasını sağlar.

Farhad Safinia’nın yönettiği filmin atmosferi çok iyi kotarılmış. Bir dönem filmi. Karanlık Londra sokakları ile akıl hastanesinin karanlıkları arasında güzel bir bağ kuruluyor. Bu bağ aynı zamanda karanlık bir zihne sahip olan Deli ile bir Dahi’nin zihnini aydınlatmasını sağlayabiliyor. Film güçlü bir sevgi bağını, kadını, sevginin davranış ve insan ilişkilerindeki rolünü de bir kenara bırakmıyor. Oyuncularının olağanüstü performansları bir kenara bırakılamaz.

Psikiyatrist Anthony Storr’un Yayınevi Yayıncılık tarafından 1992 yılında çıkan Yaratma Güdüsü (Çev. İ. Babacan) kitabı da yaratıcılık ile pisikolojik davranış bozuklukları arasındaki ilişkiyi irdeler. Deli ve Dahi filminin kuramsal gerekçesini oluşturduğu söylenebilecek kitapta Storr, çoğu zaman Freud’a da göndermeler yapar. Storr, birkaç yaratıcı kişinin yaratma eylemini, aşırı mutluluğun verdiği canlılıkla değil, bunalım sonucu sürüklendiğini yazar. Ona göre yaratıcılık bir meslek değil, bir mutsuzluk uğraşıdır. Bir yaratıcı kolay kolay mutlu olamaz. O, yaratıcı ve sanatçıların mutlu olamayacağını ileri sürer. Sanatçı yapısı gereği içedönüktür; nevroza uzak sayılmaz.

Deli ve Dahi izlenmesi gereken bir film, Yaratma Güdüsü de okunması gereken bir kitap…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.