Deniz Baykal, Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök

Kimilerince yüzüne aldığı yumruk darbeleri sonucu zihni açılarak özüne döndüğü ve 180 derecelik bir dönüşle AKP ve Erdoğan güzellemesi yazılar kaleme almaya başladığı ifade edilen Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, 4 Mart’ta “Siyasi geleceğe dair çok ihtiyatlı 7 öngörü” başlığıyla bir yazı yazdı.

   Hakan, 6’ncı öngörüsünde; “Orta vadede Deniz Baykal’ı ‘AK Parti Antalya milletvekili’ olarak göreceğimize bahse girmeye varım” dedi…
   Kendi özgür iradesiyle kaleme aldığı kişisel görüşü ve değerlendirmesidir.
   Olabilir, yazabilir!
   Beğenirsiniz, beğenmezsiniz…
   Katılırsınız, katılmazsınız…
   Ancak, diline ve düşüncesine kilit vuramazsınız.
   Kelamına kızsanız bile kalemini kıramazsınız.
   Deniz Baykal’ı biraz tanıyanlar, “Hay dilini eşek arısı soksun” der güler geçer.
   En fazla “hay bin kunduz” dersiniz.
   Ben de öyle yaptım…
   Ancak, 5 Mart’ta bir yazı daha geldi Ahmet Hakan’dan:
   “Deniz Baykal’dan mesaj gelmiş.
   Sayın Ahmet Hakan...
   Orta vadenin tarihini de bahsin konusunu da siz belirleyin.
   Ben bahse girmeye hazırım.
   Bahis ve orta vade bir yana...
   Sizden derhal bir özür bekliyorum.
   Saygılarımla.’
   Ahmet Hakan mesajın sonuna kendi cevabını eklemiş:
   “Deniz Baykal’a buradan sesleniyorum:
   Ya bahse gireriz ya da özür dilerim.
   İkisini birden yapmam.
   Seçin birini.”
   7 Mart’ta tefrikanın 3’üncü bölümü olarak Deniz Baykal’ın gönderdiği mektubu yazdı Ahmet Hakan:    “Sayın Ahmet Hakan, Bahis iddianızdan vazgeçmek sizin hakkınızdır.
   Ben özür talebinde ısrar ediyorum.
   Ama sulandırmadan gerçek bir özür...
   Çünkü darbelere, sürgünlere, parti kapatmalarına, yedi yıllık siyasi hak yasaklarına rağmen bir an bile mevki makam hesabı yapmadan CHP ilkeleri doğrultusunda 45 yıldır sürdürülen bir siyasi ahlak çizgisinin onurunu korumak benim görevimdir.
   Bunu önemsizleştirmek, itibarsızlaştırmak değil tam tersine bu örnekleri özendirmek ve saygı görmesini sağlamak da toplumun görevi olmalıdır.”
   Sonuna da ekledi; “Bu da benim Deniz Baykal’a yazdığım mektuptur diye:
   “Sayın Deniz Baykal, Bu ne hoşgörüsüzlük, bu ne abartılı tepki, bu ne gereksiz alınganlık, bu ne tahammülsüzlük böyle!
   Sonuçta gayet esprili bir dille yazılmış, bir cümlelik minicik bir takılmadır benim yaptığım.
   Neden gülüp geçmek yerine, “herkes benim kim olduğumu bilir” demek yerine, “bu iddiaya cevap bile verilmez” diye tavır koyma yerine...
    Bu denli hiddetli bir yaklaşım sergileyerek “özür dileyeceksin özür” şeklinde bir yaklaşıma giriyorsunuz ki?
    O denli hoyrat, o denli nobran ve o denli her türlü takılmaya kapalısınız ki...
    İnsan ister istemez...
   “İktidarda Tayyip Erdoğan değil de Deniz Baykal olsa...
    Bugün ‘basın özgürlüğü ve hoşgörü’ alanında yaşanılanlardan çok daha kötüsü yaşanabilir” demeden edemiyor.   
    Olmuyor Sayın Baykal olmuyor. Yakışmıyor.”
                                                                    ***
    Bendeniz, bir dönem CHP’de basın danışmanlığı yaptım. Gürsel Tekin, Berhan Şimşek, Kemal Kılıçdaroğlu ve Deniz Baykal ile eskilerin deyimiyle teşviki mesai yani birlikte çalışma olanağım oldu.
     O dönemde Deniz Baykal ile özellikle İstanbul, Marmara ve Trakya’daki etkinliklerde yakın çalışma ve kendisini gözlemleme imkânım oldu. Bu ortak mesaiye istinaden ben de bir şeyler yazmayı düşünüyordum ki…
     Son dönemde tanıdıklarından rol çalan yazılarıyla sükse yapmaya çalışan Hürriyet’in eski Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan’a bir çağrı yaparak; “Baykal’la değil benimle iddiaya gir” diyerek topa giriverdi:
     “Ahmet’e bir teklifim var. Baykal’dan özür dilesin, Benimle iddiaya girsin.
     O, Baykal’ı dün tanıdı.
     Bense, dün değil, evvelki gün değil, çok çok önceden tanıyorum. Ben Mülkiye koridorlarında öğrenci, o ise asistanken tanıdım onu.
     Bak Ahmetciğim...
     Deniz Baykal çok sağduyulu şeyler söylüyor. Sağduyulu olduğu için sağcı oldu sanma.
     Solduyu diye bir kelime olsaydı, solduyulu şeyler söylüyor derdim, belki bu tartışma da biterdi.
     Benim tanıdığım Deniz Bey, AKP’ye geçmez. Geçmez. Geçmez...
     Bana sorarsan, “Keşke onun gibi insanlar AKP’de olsa da, şu büyük kavga bitse” derdim.”
                                                                  ***
     Kızanı çok olsa da ben Deniz Baykal’ı severim.
     Kemal Kılıçdaroğlu’nu da…
     İkisinin de takdir edilecek ve eleştirilecek yanları mevcut… 
     Hangimizin yok ki?
     Yeri ve zamanı gelince bu köşede bunları ifade ediyoruz da…
     Demem o ki; Deniz Baykal’ın benim tarafımdan korumaya, savunulmaya ihtiyacı yok elbette…
     Ertuğrul Özkök tarafından da tabi ki!
     Deniz Bey, konuşurken duraksama süresi biraz uzasa bile hâlâ Türkiye’nin en iyi siyasi ve diplomatik hatiplerinden biri…
     Herşey bir yana o artık bir “akil adam”…
     CHP grup toplantılarının, basına kapalı bölümlerinde yaptığı konuşmalar, değerlendirmeler ve uyarılar çok doğru tespitler.
     Bazı üst düzey (!) CHP’lilerin Deniz Baykal’a kızgınlıkları, bunları kendilerinin söyleyememelerinden kaynaklanıyor…
     Ahmet Hakan’ın Baykal’a olan kızgınlığı da keza…
     Yurt, Baykal’ın kapalı grup toplantısında söylediklerini manşet yaptığı gün Ahmet Hakan, Deniz Baykal’ı hemen programına davet etti.
     Bir nevi Nişantaşı snopluğu ile reytingi peşinen kapmak istedi. İstediğini aldı da…
     Ama programın sonunda kendisinin ifade ettiği gibi; ketumluğuyla tanınan Deniz Baykal, bunu en iyi bilen “Ankara Gazetecileri”ni bile ters köşeye yatırarak kimsenin beklemediği açıklamalar yaptı.
     Hem de canlı yayında ve kimse engel olamadan yaptı.
     Bir nevi “av” konumuna düşürülmek istenen usta avcı Deniz Baykal, kalfa avcılar Ahmet Hakan, Deniz Zeyrek, Hande Fırat ve Mehmet Tezkan’ı avladı.
     Hem de fena avladı!
     Ahmet Hakan’ın üç günlük tefrika Deniz Baykal yazıları “ava giderken avlanma”nın verdiği kızgınlık mıdır acaba?
     Yoksa heybede başka şeyler mi var?
     Evet, iddiacıları görelim!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mahmut demirkolllllu 2017-05-09 10:08:31

ey ertuğrul efendi.geçmişte TSK içindeki vatanhainleriyle işbirliği yaparak talimatla yazılar yazmak şahsiyetli insan işimidir?Senin basit adi kışkırtıcı kaos yaratan yazıların pkk nın çook hoşuna gidiyotrdu.Şimdi kendini adam sanıyorsun.Milletten özür dilemelisin hainliğinden dolayı