YURT Gazetesi’nde geçen Cumartesi günü “Deniz Baykal hareketlendi” manşetini atmıştık. Baykal’ın grup toplantısının basına kapalı bölümünde partinin yönetim anlayışını eleştirdiğini, ‘kurucu felsefeye sahip çıkılmalı” dediğini ve “Sorun partiyi kimin yöneteceği değil, partinin ideolojik bir duruşunun olmasıdır” uyarısında bulunduğunu haber yapmıştık.
Aynı haberde Deniz Baykal’ın Ankara siyasetini iyi bilen üç gazeteci ile özel bir akşam yemeğinde bir araya geldiğini ve Pazartesi gecesi de (önceki gece) CNNTÜRK’te canlı yayına çıkarak görüşlerini kamuoyuyla paylaşacağını söylemiştik.
Dediğimiz çıktı; CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, CNNTÜRK’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programında çıktığı canlı yayında, gazeteciler Hande Fırat, Deniz Zeyrek ve Mehmet Tezkan’ın sorularını yanıtladı.
Ahmet Hakan’ın da programın sonunda itiraf ettiği gibi Deniz Baykal beklenmedik açıklamalar yaptı. CHP’yi sarsan eleştiriler yöneltti. Köşeye sıkıştırmayı amaçlayan ucu açık sorulara karşı ketumluğu ile bilinen Deniz Baykal, bu kez sorulara kısa ama net ve anlaşılır cevaplar verdi. Deniz Baykal’ı bu kadar açık konuşur gören meslektaşlarımızdan önce tereddütlü sorular geldi. Ardından bazı tekrar sorulara Baykal’ın ses tonunun yükselmesi ve ses renginin de biraz azarlamaya dönüşmesi üzerine sorular sertleşti ve “Genel başkanlığa mı dönmek istiyorsunuz”, “Kemal Kılıçdaroğlu’nu görevi bırakmaya mı çağırıyorsunuz?”a kadar geldi.
Deniz Baykal aslında çok net konuştu…
CHP’nin mevcut yapıyla gitmeyeceğini, yapılması gereken konusunda en büyük görevin Kemal Kılıçdaroğlu’na düştüğünü söyledi.
Baykal'ın bu söylemi Kılıçdaroğlu’na bir ‘çekilme’ mesajı olarak yorumlandı ve Baykal’ın yeniden CHP Genel Başkanı olmak istediğinin ifadesi olarak nitelendirildi.
Baykal, “CHP’yi daha iyi bir yerde görmek istediğini” söyledi. “Partimi iyi görmek istiyorum, daha iyi görmek istiyorum” dedi.
Bunun Kılıçdaroğlu’na “çekil çağrısı” mı olduğu sorusu üzerine de “Bu kaba bir şey, bunu söylemeye hakkımız yok” diye yanıtladı.
Ve devam etti:
“Kemal Bey büyük bir iyi niyetle sıkıntılı bir dönemde görev üstlendi o görevi en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Büyük bir görev ve sorumluluk duygusu içerisinde yapmaya çalıştı. Partimize bir sürü şey de kazandırdı. Halkla ilişkilerinde, CHP’nin algılanmasında olumlu kalıcı bir sürü açılımlar getirdi. Düşünce sisteminde yenilikler getirdi, yani çok şey kazandırdı. Hiç şüphe yok.”
“Ama şimdi çok kritik bir sürece giriyoruz” diyen Baykal, “Önümüzde üç yıllık bir süreç var. Bu yapıyla bu süreci götürmemizi ben artık geride kalması gerektiği kanısındayım. Bu doğrultuda en büyük görevin Kılıçdaroğlu’na düştüğü kanısındayım. Bu benim değerlendirmem. ‘İddiası olan kurultayı çağırır, kavgasını yapar’ diye bakılırsa bu da bir bakıştır ama bunun doğru olduğu kanısında değilim” diyerek sözlerini bağladı.
Dün bütün gün Baykal’ın bu sözleri konuşuldu, tartışıldı. Eleştiren de oldu (hem de çok sert biçimde) destekleyen de oldu.
Herkesin merak ettiği konu “Deniz Baykal’ın yeniden Genel Başkan olmak isteyip istemediği” yönündeydi.
Günün merak edilen sorusunun cevabını almak için Deniz Baykal’ı aradım ver sordum:
“Deniz Bey, mevcut yönetimi eleştirmeniz ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu gereğini yapması için göreve çağırmanız CHP Genel Başkanlığı için bir talep midir?”
İşte Deniz Baykal’ın verdiği cevap: “Veysicim, benim söylediklerim gayet net ve açık. Ben, partimi iyi görmek istiyorum. Bunun içinde CHP’de bir yönetim anlayışı değişikliğinin olması gerektiğine inanıyorum. Söylediklerim de buna yönelik düşüncelerimdir. Benim bir talebim yok.”
Nokta.

***
Unutmadan;
Şule Bucak’ın evindeki özel yemeğe Hande Fırat (CNNTÜRK) ve Serpil Çevikcan (Milliyet) ile birlikte katılan üçüncü gazeteci olan Muharrem Sarıkaya (Habertürk) yaptığımız habere çok bozulmuştu. Gazetemizi okur okumaz telefonlara sarılarak benim, yani Yurt Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olan Veysi Şahin dışında gazete ile kısmen ya da doğrudan ilişkisi, merhabası veya ilintisi olan bazı isimleri arayıp, yakınmış, serzenişte bulunmuştu.
Sevgili Muharrem Sarıkaya…
Öncelikle şunu bilmeni isterim. Okurlarımız çok iyi biliyor, sen de öğren…
Yurt Gazetesi bugün Türk medyasında editoryal bağımsızlığı en yüksek gazetedir.
Yurt’ta patron baskısı, akraba nazı, yandaş gazı, hele hele ‘Alo Fatih’ler hiç yoktur.
Keşke düşüncelerini ve yakınmalarını doğrudan bana iletseydin. Emin ol daha iyi olurdu.
Neden bozuldun anlamadım. Yoksa o özel yemeğin içeriğini herkeslerden önce sen gidip birilerine raporlamadan önce Yurt Gazetesi yazdı diye mi bozuldun?
Bozulma ve üzülme Muharrem Sarıkaya…
Sen çok iyi bildiğin o işi yapmanı sağlayacak özel yemek ve toplantılara daha çoook katılırsın.
Ama dikkat et Yurt artık her yerde.
Sen de özgür medya için kâğıda dokun.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.