Derin ‘hayır’ sessizliği

Erdoğan, etrafındakiler, kaderini onunla birleştirmiş siyaset üreticileri  ne yapsalar, etseler olmuyor. Hayır damarının gücünü ve yükselişini kıramıyorlar. Erdoğan son ana dek ibreyi döndürme çabasını sürdürmeye kararlı olsa da hayır çıkması  halinde ne yapacağına ilişkin cümleler kurmaya başladı bile.
Bugüne dek gerilimden beslenerek siyaset üreten Erdoğan, bu kez çabalarına karşılık bulamıyor. Gerek CHP'nin izlediği referandum stratejisi gerek öteki hayır gruplarının anlatma biçimi buna el vermiyor. Attığı yumruklar havada kalıyor.
İçeride gerilim bulamayınca dışa yöneldi.
Avrupa'daki karşıtlığı ve densizliği referandum malzemesi olarak kullanmaya girişti. Yeri gelmişken vurgulayalım; kimse Türkiye'nin bir bakanına saygısızlık edemez, bunu kınıyoruz. Türkiye'de hiçbir yönetim de ülkemizin onurunu bu kadar çiğnetemez, bunu da ayıplıyoruz. AKP'nin ana derdi Türkiye'nin onuru olsaydı, içeride ortak bir sesin yükselmesi için öncülük ederdi. Bunu yapmak yerine, "Avrupa hayır diyor, CHP de hayır diyor" seviyesizliğine girdi.
Ancak Erdoğan'ın önüne konan anketlerden anlıyoruz ki, Avrupa ile kriz de işlerine yaramadı. Hatta kimi yerlerde "herkesle kavgalıyız" yakınması hayır oylarını, yüzde 55'lerden 60'lara doğru yükseltti.

***

Hayırdaki yükselişin sesi kamuoyunda aynı oranda duyulmuyor.
Bunun nedenine girmeden önce bilimsel olarak da irdelenmesi gereken bir duruma değinelim. Kahvede, birkaç ailelik ev sohbetlerinde, sokak başı konuşmalarında oyunun hayır olduğunu söyleyenlerin şu sözlerle bunu ifade ediyorlar:
"Beni kıtır kıtır kesseler, aha böyle doğrasalar hayır diyeceğim..."
"İşte buradan ilan ediyorum. Beni isterse alıp götürsün, oyum hayır. Hayır, hayır, hayır..."
"Kelleyi koltuğa almışım, ne derlerse desinler oyum hayır..."
Bunlar paylaşabildiklerimiz. Bir de satırlara dökemeyeceğimiz herkesi satırlayan sözler var.
Ne oluyoruz?
Önüne konan iki seçenekten birini seçme hakkına sahip olan bir kişi hayır diyeceğini söylerken neden bu kadar ağır  yaptırımlı cümleler kullanıyor?
Bunun nedeni Erdoğan ve çevresinin kullandığı ayrıştırıcı, ağır dil. Bir aşamadan sonra korku duvarını aşanlar, her şeyi göze aldığını ilan ediyor.
Ya aşamayanlar?
İşte onlarda derin bir hayır sessizliği var. 
Bu biraz da AKP iktidarının ilk yıllarındaki şu söylemi anımsatıyor:
"Etrafta oyunu AKP'ye verdiğini söyleyen yok ama tabloya göre her iki kişiden biri oyunu AKP'ye verdi. Bu oyları kim verdi?"
Bugün de aynı sessizliğin hayır oylarında olduğunu söyleyebiliriz.

***

Torosların koynunda bir dağ köyündeyiz. Kahvede 2,3 masa okey oynuyor. Selam verip girdik. Sağ olsunlar oyunu bıraktılar, çay içimi sohbete davet ettiler.
Bizim de aradığımız buydu.
Masanın yarısı görüşünü söyledi, yarısı söylemedi. Bir kişi evet diyeceğini, hayırcıların terör örgütleri safında olduğunu söyledi. 
İçlerinde en açık sözlü olanı Torosların o güzelim şivesiyle "ülen" diye başladı, arkasını şöyle getirdi:
"Her şey oldun be, her şey oldun... Daha ne olcen..."
Elini okey dışarı vurmuş gibi kaldırıp son sözünü söyledi:
"Ben hayır deyom..."
Bunu söylerken arkadaki televizyonda günün 24 saatinin 25'inde konuşan Erdoğan'ın sesi yankılanıyordu...

Önceki ve Sonraki Yazılar